03 Temmuz 2016 Pazar, 18:57
Tülay GAZALCI
Tülay GAZALCI tulay_gazalci@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

50 Kriterde Öğretmen Olmak

50 Kriterde Öğretmen Olmak

17 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazetede önemli bir hüküm yer aldı. Buna göre, 2015-2016 öğretim yılından itibaren tüm öğretmenler okul müdürlerince değerlendirmeye tabi tutulacak ve bu değerlendirmeler öğretmenlere başarı belgesi verilmesinde dikkate alınacak denildi. Değerlendirmede 50 adet kriter mevcut olup tüm öğretmenler okul müdürleri tarafından bu kriterler doğrultusunda değerlendirilip yüksek performans notu ile ödüllendirilecek veya düşük performans notu ile cezalandırılacak, gibi bir anlam çıktı ortaya elbette.

Performans; bir iş üzerine sergilenen emeğinin ölçüm ve değerlendirmesidir. Milli eğitim sektörü olarak bakıldığı zaman akılda sorular beliriyor. Evrak üzerinde bir eğitimcinin başarısı değerlendirilebilir mi?  Bir eğitimci somut olarak emeğini nasıl ortaya koyabilir? Performans değerlendirmesi idareci tarafından ne kadar objektif yapılabilir? Yıllar önce zaten var olan sicil notu sistemi yanlış diye ortadan kaldırılarak kötü bir kopyası olan performans sistemine neden gerek duyuldu?  Eğitim adına nasıl bir katkısı olacak? MEB yapboza çevirdiği eğitim sistemini  iyiden iyiye bozmak için nasıl bir yemin içindedir ???

Ben bir eğitimciyim ve görevimin 15 yılını geride bıraktım. Çalışmış olduğum bu zaman diliminde inanılmaz değişimlere maruz kaldı eğitim sistemi. Yapılmak istenen her değişi, yıkılmak istenen projelerin kötü kopyaları olarak çıktı karşımıza. Niyetin iyi olmadığını anlamak bu sistemin mağduru olan bir eğitimci olarak hiç zor olamadı şahsım adına. Çünkü MEB in başına gelen kişiler eğitim adına değil, siyasi çıkarlar yolunda seçilmiş yandaş kişiler zihniyetiyle oturdular o koltuklara. Bakkal zihniyetiyle holding yönetimine girerseniz iflas etmeye baştan hazırsınız demektir. Ki eğitim sistemi adına hazırlanan tezgâh çok sürmeden yıkımlarını vermeye başladı. Çünkü bir ülkeyi bitirmek istiyorsanız üç can damarını birer birer kesmeniz gerekir. Eğitim, Sağlık ve Askeriye… Hele de işten anlamayana verirseniz görevi, tadından yenmez oluyor sonuçlar.

Sadece eğitim konusuna baktığımızda dahi ülke olarak gidişattaki tuhaflığı fark etmek zor olmuyor. Farklı ülkelerin eğitim sistemine bakıldığı zaman temel ortaklıkları merkeze öğrenciyi ve öğretmeni almış olmaları iken, bizde tam tersi durum mevcuttur. İçeriği boşaltılan eğitim sisteminin üzerine birde bitmek bilmeyen sınavlar eklenince öğrencinin ve öğretmenin yaşadığı sıkıntı çıkıyor ortaya. Öğrencilere dayatılan sınav sistemi yetmemiş olacak ki birde öğretmenlere el atalım dediler. Bakanlık önce müdür değerlendirmesini attı ortaya. Veli öğrenci ve öğretmen okul müdürlerini değerlendirecek dediler. Tabi o zaman koltuklarda sadece malum zihniyet hâkim değil. Bu muhteşem projeyi uygulayarak güttükleri hedefe yaklaşma yolunda ilerlediler. Sonra müdürlere mülakat sistemini çıkardılar ve yıllarca emek vermiş okul müdürlerimizin %80 ini aldılar görevden. Sebep, bunca yıldır meğer bilmiyorlarmış bu işi, çünkü daha iyisini bilirmiş onların seçtikleri, çünkü yeterli bilgi beceri ve yandaşlık mevcut değilmiş önceki müdürlerimizde…  İş bilen okul müdürleri ve yeni müdür yardımcıları hiç hak etmeden, hiç ter dökmeden ve çoğunluğu da aldığı görevi nasıl icra edeceğini dahi bilemezken başladılar göreve. Bir bir uygulamaya başladılar tepeden gelen emirleri, aksi mümkün mü peki? Asla çünkü sözler vererek oturdular o koltuklara. İdarecilik kısmı tamam, sıra geldi öğretmenlere. Öğretmenlere performans sistemini getirdiler. Okul müdürleri yeni görev yerlerinde daha birinci yılları dolmadan okullarda öğretmenleri değerlendirecek. Hayır deme lüksümüz var mı peki?  Var elbette, KOCAMAN HAYIRLAR YÜKSELDİ BU UYGULAMAYA… Peki, bir işe yaradı mı? Elbette ki hayır. Bizler sadece hayır deme hakkımızı kullanmış olduk. Müdürler değerlendirmeye başlamadan daha itiraz dilekçesi adı altında evraklar hazırlandı sendikalarımız tarafından. Çünkü yapılmak istenenin farkındayız ve bunu yapacak olanlara GÜVENMİYORUZ. İçten içe yapılan sendikal baskıların farkındayız, benim adamım zihniyeti kokan bu uygulamanın gideceği yönü görmekteyiz. Sonuçlarda olumsuz örnekler mevcut ve izlenecek yol idaremize itiraz dilekçesi sunmak oda olmadı dava açma yoluna gitmek. Şu düzende açılan davalarında nasıl sonuçlanacağını bilmeyenimiz kalmadı sanırım.

Soruyorum sizlere;  ben bir öğretmenim ve benim emeğimin ürünü, yıllar sonra öğrencilerim mesleki yaşamlarına ulaştıkça meyve verebilir. Ben inşaat işçisi değilim her gün şu kadar ev- yol yaptım diyemem, ben aşçı değilim her gün şu sayıda insan doyurdum diyemem, ben doktor değilim her gün bu kadar hasta baktım diyemem.Bu hizmetlerin sayısal değeri kalitesinin de göstergesi değildir zaten. Ben öğretmenim sabırla öğretir ve sabırla yıllar sonrası olgunlaşacak meyvelerimi beklerim. Performans notu adı altında öğretmene yapılan dayatmanın yeri anlamı ve bir doğruluğu olabilir mi?  Bireysel çıkarlar için sarı sendikada yer almaya devam edenler her gün çoğalmakta ve ülke olarak yangın ortasında kalmaktayız. Hatırlatmak isterim bugün körüklediğiniz yangın, günü gelince sizleri de saracak …

Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status