18 Kasım 2016 Cuma, 01:27
Ahmet TORUN
Ahmet TORUN ahmettorun@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

Abraham Lincoln’den İzmir’e

Abraham Lincoln’den İzmir’e

Amerika Birleşik Devletleri’nin 16. başkanı ve Cumhuriyetçi Parti`nin ilk başkanı. Lincoln 1809’da doğmuş. 1832’de, henüz 23 yaşında siyasete atıldı. Daha çok gençti ama ABD tarihindeki en önemli devlet adamlarından biri olacağının izlerini veriyordu. Lincoln, o dönemin en başarılı avukatları arasında yer aldı. 1861 yılında ABD Başkanı olarak göreve başladı. Seçim öncesindeki vaatleri bir tarafı fazlasıyla rahatsız ediyordu.  Öyle ki ABD iç savaşı onun döneminde başkan seçilmesi ile başlamıştı.

ABD iç savaşı:

Amerika’nın güneydoğusu tarım kentleri haline gelmiş ve gelişmeye başlamıştı. Tarımın gelişmesi ile birlikte bu işin kaymağını yiyen zengin bir kesim peyda oluyordu. Bunun yanı sıra çiftliklerde çalışacak ucuz iş gücü lazımdı. Bu iş gücü özellikle Afrika’dan kaçırılan “siyahi kölelerden” karşılanıyordu.

Lincoln’ün en önemli seçim vaadi “köleliği kaldırmak” olmuştu. Bu durum ucuz iş gücü siyahlara hak, özgürlük vermek anlamına geliyordu. Zenginlerin servetlerini baltalayacaktı. Lincoln seçimi kazanınca ülkede iç savaş patlak verdi. 1863 Temmuzunda kuzey ve güney birbirine son kozlarını oynadı.  Sonucunda:

Güneyden 75 bin, kuzeyden 82 bin asker katıldı. Savaşa katılanların nerdeyse yarısı öldü. Yaşayanlarda ise acı, kan, kin kaldı. Acımasız savaş sonunda ABD’den ayrılıp bağımsızlığını ilan eden güney eyaletleri kanlı bir savaş ile mağlup edildi. Savaş soncunda güneydeki tüm köleler özgürlüğüne kavuştu. Abraham Lincoln bir güneylinin yaptığı suikast sonucu vurularak öldü.

17.11.2016 Perşembe:

Milletin vekili milletin adına konuştu. “ AB’ye girmek için kanun değişiklikleri yaptık yüzlerce. Biz Avrupalı olmaya hazırız. Hele İzmirliler bu işe çok hazırlar.  ’Gerekirse de İzmir ayrılsın’ yani biz istemeyiz, bu şartlarda bunlarla yaşamayı.” dedi millet adına.  Kim istemez ki muasır medeniyet seviyesinde yaşamayı. Herkes ister. Hepimiz isteriz.  Ancak bu Misak-ı Milli’den uzak ülkeyi İngilizlere bırakıp kaçanların anlayışıdır. Kafasına takke takıp İngiliz derneğinde  boy gösteren sözde din adamlarının tavrıdır.

İlk kurşunu atan Hasan Tahsin’in ruhunu incitmektir bu söylem.

Yunan Ordusu’nun geri çekilmesini sağlayarak İzmir’e giren ilk Türk süvarilerinin komutanı Fahrettin Altay’ı anlamamaktır bu söylem.

Erzurum Kongresinde alınan ilk kararı yani “ Vatan bir bütündür, parçalanamaz” ilkesini anlamamaktır bu söylem.

Mustafa Kemal’in Misak-ı Milli anlayışını elinin tersiyle reddetmektir bu söylem.

Lincoln’ü, emperyalizmi övmek için anlatmadım.

Medeniyet olarak ufuk çizgisi! gösterilen ABD acımasızca bastırmıştır ayrılma çabalarını.  Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla hikayesinin sonucunda Ordu millet diye anılan tarih sahnesinde devamlılık iddiası olan bir toplum olan Türk milleti için  ufuk çizgisi Misak-ı Milli’dir. 

                                                                                                             Ahmet TORUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status