05 Mayıs 2016 Perşembe, 21:46
Tülay GAZALCI
Tülay GAZALCI tulay_gazalci@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

Aday Öğretmen Olmak

Aday Öğretmen Olmak

10 Şubat 2016 tarihinde 30 Bin öğretmenin ataması yapıldı. Aday öğretmenler için, adaylıkları süresince yardımcı olacak 35 Bin danışman öğretmen belirlendi. Aday öğretmenlerimiz 1 Mart itibari ile de istedikleri ilde 6 ay süresince, kendileri için belirlenen danışman öğretmenler eşliğinde görevlerine başladılar. Geçmiş yıllara bakıldığı zaman, görevine atanan öğretmen direk ataması gerçekleşen ilde görevine başlarken, bu yıl neden böyle bir uygulamaya gidilmiştir? Aday öğretmenler için belirlenen danışman öğretmenler neye göre belirlenmiştir? Bu uygulamanın eğitim ortamına nasıl bir faydası olacaktır? Gibi birçok soruyu beraberinde getiren bir uygulama mevcuttur.

Günümüzde bir makama atanırken liyakat değil, siyasi ve sendikal kimlikler referans alınmaktadır. Bu nedenle yeni nesil yetişen gençlerimizin işi her geçen gün daha güç olmaktadır. Aday öğretmen üniversiteyi bitirmiş ve sonrasında görevine ulaşma yolunda önüne çıkan engelleri bir bir aşmış, nihayet ataması gerçekleşmiştir. Üniversiteyi bitirmiş olması ve sonrasındaki sınav engellerini aşmış olması yetmemiş, atandıktan sonra dahi MEB tarafından birde mülakat adı altında çıkarılan ve aslında mesleki yaşamında olumlu anlamda hiçbir yeri olmayacak bir engelle daha karşı karşıya kalmıştır. Ayrıca yeni dönemde eğitim alanında, öğretmen atamalarının mülakatla yapılacak olması da eğitim sisteminde yapılan büyük adaletsizliği gözler önüne sermektedir. Yıllarca okuyup birde üzerine atanma sıkıntısı yaşamış olan ve nihayet ataması gerçekleşmiş olan meşlekteşlarımız şimdide mülakat adı altında kendilerine dayatılan stresi yaşamaktadırlar. Bakanlığın güvensizliği kime dir? Mezun olunan üniversitelere mi, aşılan diğer sınav sonuçlarına mı, yoksa aday öğretmenlerin adaylık sürecini tamamlayacakları kurumlara mı? Bu durum görevine yeni başlamış, henüz hiçbir mesleki tecrübeye erişmemiş ve de haklarının bilincinde olmayan taze eğitimcilere uygulanan siyasi dayatmadan öte bir durum değildir. Şuanda ülke genelinde her kurumda yaşatılan siyasi baskı, şimdide 30 bin aday öğretmene uygulanmaktadır.  Kimdir aday öğretmen? Bizlere göre şahsı ve memleketi adına hayırlı işler gerçekleştirecek taze kan, kimilerine göre de hedeflerine ulaşmak için kolayca baskı altına alınacak hazır bir kitle. Adaylarımız göreve başladıkları okullarda, okul idareleri tarafından sözlü olarak sık sık sendika üyeliği konusu ile ilgili baskıya maruz kalmaktadırlar. Çilesi bitmek bilmeyen gençlerimize, ‘mülakatta başarılı olmak istiyorsanız bu sendikaya üye olmalısınız, aksi halde adaylığınız kalkmaz ve mülakatı geçemezsiniz’ şeklinde sözüm ona iyi niyetli uyarılar yapılmakta. Merak ediyorum, tüm şartları yerine getirdiği için atanan aday öğretmenler, devlet memuru olmaya hak kazanıp maaş almaya başladıkları iş yaşamlarında, sırf malum sen üyesi olmadıkları için görevlerinden mi alınacaklar, sürgün mü edilecekler?  Öğretmenlerin bir sendikaya üye olmaları en doğal haklarıdır. Fakat okullarda sadece oturmakta olduğu koltuğu koruyabilme kaygısıyla, sendikal temsilcilik sıfatı taşımadığı halde, idarecilerin sahip oldukları otoriteyi kullanarak, maiyetlerinde görev yapan kamu görevlilerini sendikaya üye olmaya zorlamaları veya ima dahi etmeleri, Anayasa’ya aykırı bu fiilleri, Türk Ceza Kanunu uyarınca da suç teşkil etmektedir. Eğitim yöneticisinin görevi, eğitim ortamlarında iş başarısını sağlayarak kaliteli eğitim ortamı sunmak olmalı iken, sendika tetikçiliği yapmaktadırlar. Bu durum haliyle eğitim ortamındaki öğretmenin çalışma azmini kırmakta, eğitim ortamına ve öğrenciye olumsuz yansımaktadır.

Tabi sorunlar aday öğretmenlerin yaşadıklarıyla bitmiyor. Birde danışman öğretmenlik mevzusu var. Kriter adı altında sıralanan;

Danışman Öğretmen Olma Şartları;

-10 Yıl öğretmenlik yapmış olmak

-Ulusal ve Uluslar arası projelerde koordinatör, danışman veya katılımcı öğretmen olarak görev yapmış olmak

-Sosyal ve kültürel faaliyetlerde katılım sağlamış olmak

– İletişim becerisi yüksek ve temsil yeteneği güçlü olmak…

Gibi özelliklere sahip eğitimcilerin danışman olarak belirleneceği söylenirken, aslında önemli olan tek kriterin ‘hükümet sendikası üyesi olmak’ olduğu ortaya çıkmıştır. Danışman öğretmen olarak seçilen kişiler dahi nasıl seçildiklerini bilemeden ve defalarca sorulmasına rağmen yeterli cevabı alamadan bu sürece dâhil olmuşlardır. Seçilen öğretmenler arasında farklı sendika üyesi olan az sayıda öğretmenimize de danışmanlık görevi verilerek göz boyamışlardır. MEB tarafından yandaş zihniyetiyle yapılmış olan bu çalışma malesefki eğitim ortamlarında öğretmen arkadaşlarımızın huzursuzluk yaşamasına sebep olmuştur. Öyle ki, öğretmenler, ben danışman öğretmenim demeye çekinir hale gelmiş, kendiside neye göre seçildiğini bilemediği için sorulan sorulara yeterli açıklamayı yapamamıştır. Eğitimin bütün ortamlarında yaşanan atama ve görevlendirmelerde liyakatten çok sendikal & siyasal referanslarla hareket edenlerin, benzer bir uygulamayı danışman öğretmenler için hayata geçirmesi hatta mülki amir komundaki kişilerin bile listelere müdahale etmesi kamu yönetimi anlayışının geldiği noktayı göstermektedir. Farklılıkları kabul etmeyen ve tek tip anlayışa sahip bir sendikanın üyeleri arasından seçilen danışman öğretmenlerin yeni atanan öğretmenlere nasıl ve ne yönde danışmanlık yapacağını tahmin etmek zor değildir. Okul ortamlarındaki gidişat maksadını aşmaktadır.

Gündemden düşmeyen terör olayları nedeni ile, MEB tarafından, görevine yeni başlayan eğitimci arkadaşlarımızı mağdur etmemek adına başlatılan aday öğretmenlik  uygulamasının geldiği sıkıntılı durum herkes tarafından görülmektedir. Aday öğretmenlerimizi kendi evladımız yerine koyarak muamele edelim ve yeni başlamış oldukları meslek yolunda, her konuda yardımcı olalım. Kişisel menfaatlerimiz için malzeme yapmayalım. Çünki hepsi bu vatanın evladı ve meslek yaşamları boyunca bu vatana hizmet edecekler. Yüreklerinde çirkin izler bırakmayalım.  Yazımı YUNUS Emre’nin güzel bir sözü ile tamamlamak istiyorum ‘GİRDİM İLİM MECLİSİNE,  EYLEDİM KILDIM TALEP, DEDİLER İLİM GERİDE, İLLA EDEP İLLA EDEP’.

Sevgi ve Saygılarımla.

Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status