Cumhurbaşkanımızın Uyarısını Dikkate Almanın Kıymeti Yok Mu?

Cumhurbaşkanımızın Uyarısını Dikkate Almanın Kıymeti Yok Mu? 15 Temmuz tarihinde egemenliğimize, milli birlik ve bütünlüğümüze yönelik alçakça bir saldırı yaşadık. Milletimizin feraseti ile bu saldırıyı yara alsak ta birliğimizi, demokrasimizi kuvvetlendirerek bastırmasını bildik. Devlet yetkilileri devletin bekası için haklı olarak bir arınma süreci başlattı. Ancak en başından beri bu arınmanın nasıl yapıldığı ve nasıl devam […]

Cumhurbaşkanımızın Uyarısını Dikkate Almanın Kıymeti Yok Mu?

Cumhurbaşkanımızın Uyarısını Dikkate Almanın Kıymeti Yok Mu?

15 Temmuz tarihinde egemenliğimize, milli birlik ve bütünlüğümüze yönelik alçakça bir saldırı yaşadık. Milletimizin feraseti ile bu saldırıyı yara alsak ta birliğimizi, demokrasimizi kuvvetlendirerek bastırmasını bildik. Devlet yetkilileri devletin bekası için haklı olarak bir arınma süreci başlattı. Ancak en başından beri bu arınmanın nasıl yapıldığı ve nasıl devam edeceği konusunda net kriterler ortaya konulmadığı için neredeyse tüm devlet memurları tedirginlik yaşadı. Çünkü adeta ahtapot gibi ülkenin her tarafını sarmış bu yapı ile hemen her insanın bir şekilde yolunun kesiştiği olmuştur. Özellikle dini ve milli duyguları kullanarak dinimize ve devletimize hizmet ediyoruz düşüncesi ile insanları tuzaklarına düşürdüler. Nitekim bu tuzağa sıradan memurlar değil emrinde polis, istihbarat, asker olan devlet büyüklerimizde düştü ve bu yapının büyümesine katkıda bulundu.

Devlet yetkilileri 17/25 Aralık tarihinden sonra çok uyardık buna rağmen bu yapı ile ilişkisini kesmeyenler suçludur demektedir. Evet, 17/25 Aralıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız birçok kez uyarıda bulundu. Bu uyarılar neticesinde birçok insan bağını kopardı ancak görünen o ki bunlar çokta dikkate alınmıyor. İnsanlardan 26 Aralık günü tüm bağlarını koparması bekleniyor. O dönemi hatırlarsanız sadece muhalefet değil iktidar partisinden birçok insan bile cemaat denen yapının bu işin arkasında olduğuna inanamamıştı. Yaklaşık 40 yıldır müspet bir hareket olarak gördüğünüz bir yapıyı bir günde menfi olarak görmeniz mümkün değil. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın bile “son 2-3 yılda ciddi şüphelerim vardı” demesine rağmen kesin kanaat getirmesi 17/25 Aralık tarihini bulmuştur. Hal böyle iken sıradan insanların yıllardır devlet yetkilileri tarafından övülen ve desteklenen bir yapının, aslında devlet için tehdit oluşturan bir yapı olduğuna kısa bir sürede kanaat getirmesini ve buna inanmasını beklemenin haksızlık olduğu kanısındayım. Dolayısıyla insanlara düşünme ve karar verme zamanı tanınması gerekmektedir. Bu karar verme zamanın ben Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihi olan 10 Ağustos 2014 olması gerektiği kanısındayım. Çünkü hem yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmuş ve bu yapı seçimleri manipüle etmeye çalışarak gerçek yüzünü göstermişti hem de Sayın Cumhurbaşkanımız seçim sonrası şöyle bir konuşma yapmıştı;

“…Paralel yapının tabanındaki her bir ihlaslı kardeşimin bizimle aynı yöne baktığını biliyorum. Aradaki ihanet çetesini ihanet şebekesini vatanı ve milleti için değil başka ülke ve odaklar için çalışan yapıyı sorguladıklarında bariyerlerin, ön yargıların kırılacağını çok iyi biliyorum. Beşer şaşar. Lider bildiklerimiz hoca, âlim, gönül dostu bildiklerimizi zor zamanlarda maskelerini düşürüp içlerinde olanı ortaya dökebilir. Bize bedduanın ve beddua edenin arkasından gitmek yakışmaz…”

Bu uyarıdan sonra bu yapı ile bağlarını kesenlerin cezalandırılmaması gerekir. İnsanlar olayları doğru algılayıp doğru kişilerin yanında olmamış olabilir. Ancak bunu çok geçmeden fark edenlerin ve ilişkisini kesenlerin cezalandırılamaması gerektiği kanaatindeyim. Sendikaya üye olup ta Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ya da bu tarihten kısa bir süre sonra ilişkisini kesenlerin, bankada hesabı ve parası olup ta Cumhurbaşkanımızın uyarısından sonra parasını çekmiş bir daha ne 2014 sonunda ki çağrıya uyup, ne de 2015 Şubatta ki çağrıya uyup para yatırmamış kişilerin cezalandırılmasının hakkaniyet ölçülerinde olmayacağı düşüncesindeyim. 17/25 Aralık tarihinden sonra çok uyardık deyip de milat olarak bu tarihin alınmasının çelişkilidir. Yapılması gereken ihraçlar için net kriterler ortaya koyup bunu kamuoyu ile paylaşmaktır. Sayın Başbakanımızın “ibadet kesimi korkmasın onların hiçbir suçu yok” demesine rağmen görünen o ki ticaret ve ihanet şebekesinin önemli bir kısmı kaçmış ve şuan ihraç edilerek cezalandırılanların önemli bir kısmı ibadet tabakasıdır. İnşallah bir an önce aklıselim galip gelir ve Allah’ın “bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Allah için hakkı ve adaleti ayakta tutun” buyruğu yerine getirilir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM