21 Mayıs 2016 Cumartesi, 19:23
Tülay GAZALCI
Tülay GAZALCI tulay_gazalci@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

Korkmayın; Elinizin hamurunu her yere bulaştırın!

KORKMAYIN! ELİNİZİN HAMURUNU HER YERE BULAŞTIRIN!

Türkiye ‘de kadının, iş piyasasıyla tanışması, zorunluluk sonucu olmuştur. Kadınların iş gücüne katılımı 1912 Balkan savaşı sırasında erkeklerin çoğunun orduya katılması sonucu azalan işgücü nü takviye etmek mecburiyetiyle başlamış, I.Dünya, İstiklal ve II. Dünya savaşları sırasında artmıştır

Toplumsal yapıda meydana gelen değişim ve gelişmelerle kendine yeni ve farklı roller yüklenmiş, eğitim almaya, kendi konumunun farkına varmaya, hizmet sektörü ve diğer sektörlerde çalışmaya kısacası bilinçlenmeye başlamıştır kadın. Ancak toplumsal yapımızdaki geleneksel tavır ve düşünceler, kadının ev yaşamının dışında çalışıyor olmasına olumsuz yansımış ve sınırlamalar getirmiştir. Yani kadının; Dinen bahsedilen değeri, Anayasal hakları ya da insan olarak varlığı, kadın kimliğinden dolayı çokta önemli görülmemiş olsa gerek ki 2016 yılına gelinmiş ve güya çağdaş ülkeler arasına girme savaşı veren ülkemizde halen daha kadın haklarıyla ilgili haykırışlar sürmektedir. Ülkemiz ne yazık ki kadınlara yasal zeminlerde vermiş olduğu hakları, işler hale getirememiştir. Bunun nedeni de kadının iktisadi ve sosyal yaşama katılmasına yönelik toplumsal bakış açısının olumsuz izlerinin devam ediyor olmasıdır.

İş sektörlerini şöyle bir düşünecek olursak, kadınların görev ve sorumluluk almaktan çekindiği alan pek azdır. Kadınların yer almadığı iş kolları başta bedensel güce dayalı olanlar, sonrasında ise kadının eş ve anne görevlerinin de olması nedeniyle fazla mesaili işlerdir. Toplumların ve ülkelerin gelişebilmesi için önce kadınlarımızın gelişmesi, bilinçlenmesi ve tolumu ilgilendiren her konuda fikir sahibi olmaları gereklidir. Kadınların anne kimliği nesillerin devamlılığını sağlamakta bu nedenle, donanımlı kadınlar donanımlı ve sağlıklı nesillerin temelini oluşturmaktadır. Bir kadının en önemli vazifesi eş ve anne olmaktır cümlesine katılmakla birlikte, desteklenen kadınlarımızın iyi eş, iyi anne ve iyi iş kadını olabileceklerini de vurgulamak isterim. Çünkü kadının çalışması sadece maddi kazanç olmasının ötesinde, kadının birey olarak kendisini gerçekleştirmesine olanak sağlamaktadır.  Kendi hayatını kazanmakla yetinmeyip aile bütçesine katkı sağlayan kişidir. Kadınlara layık görülen dört duvar ev hayatı ve ev işleridir. Erkeklerin çoğunluğunun bakış açısı, kadın elinde büyüyüp, kadın elinden yiyerek hayatlarını devam ettirmelerine rağmen, kadınları hakir görmektedir. Buda kadınlar açısından en üzücü durumlardan biridir. Sadece kadın olmanın zorluğunun yanında, çalışan kadın olmak, hele de çalışan anne olmak herkesin kolay kolay altından kalkabileceği bir yaşam tarzı değildir.

Gün boyu işte çalışıp, birde üzerine ev hayatındaki yoğunluğu üstlenmesi ve ertesi gün tekrar aynı iş temposuna dönmesi ciddi bir enerji ve sabır gerektirir. Hemcinsim olan kadınlardaki sabrı, iş azmini ve yapabileceklerine olan inançlarını iyi bilmekteyim. Tüm olumsuzluklara karşı koyabilen kadın; hayatı bir gün önceden planlayarak, hem kendi hem de hayatındaki kişilerin yaşam kontrolünü sağlayan kişidir. Evde hasta olanlara şifa olup, sonrasında hasta hasta işine gidendir kadın. Kariyer yapmak istediğinde destek yerine köstek olanlara laf anlatmaktır. Kadının en önemli vazifesi anne olmaktır denilip hamile kaldığı zamanda işverenleri tarafından suçlu muamelesi yapılan ve işten çıkarılma korkusu yaşayandır kadın. Anne olmayı çok isteyip, işi ile anne olmak arasında sıkışıp kalandır. Çünkü hamile kaldığında ya iş yeri tarafından bir sorun yaşayacak, ya da eşi tarafından işini bırak çocuğuna bak sözlerine maruz kalmaktır. İş yaşamında bir sorun yaşadığı zaman, sorunun nedeninin kadın oluşuna bağlanmasıdır. İş yaşamını bırakın hamile kadının sokakta dahi yürümesi, yüksek sesle gülmesi, başının eşarbı, eteğinin boyu gündem konusu olandır. Trafikte araç kullanırken, onca kazaya sebebiyet veren erkekler tarafından, hakir görülmektir. Çünkü her konuda olduğu gibi bu konuda da tek hak erkeklere aittir. Kadın Özgüvenli ve hayatını kurtarabilendir ve bu durum dahi erkekler tarafından kıskanılmalarına nedendir. Kendi eliyle büyüttüğü erkekler tarafından sözlü ve bedensel tacizlere maruz kalmaktır kadın olmak.

Okuması çokta şart değildir kadının. Okudukça öğrenir, öğrendikçe sorgular, sorguladıkça erkek ego manyasına ters düşer ve buda şiddet görmesine bir nedendir. Gelinlik ile çıktığı eve ancak kefeniyle dönebilir kadın. Günümüzde çok sayıda kadınımız, gördüğü şiddet sonucu zaten kefeniyle dönebilmektedir baba evine. Sözlü ya da bedensel şiddet yaşadığı, evlilik adı altında ki cehennem hayatına katlanmak zorundadır kadın. Çünkü ailesi sahip çıkmaz, çünkü maddi özgürlüğü yoktur, çünkü hukuksal anlamda kendisini koruyabilecek bir yapı maalesef ki söz konusu değildir. Kadının enerjisini bastırıp şevkini kırmak isteyen bu yanlış zihniyete inat; Kadınlarımız tüm iş kollarında görev almalı, söz sahibi olmalı ve at gözlüğü takmış insanların ufkunu açmalıdır. En önemlisi de evlat yetiştirme görevinin büyük bir bölümü kadınlarımıza aittir. Bu nedenle erkek ya da kız evlat ayrımı yapmadan, vicdan ve merhamet sahibi olan duyarlı evlatlar yetiştirerek şikâyetçi olduğumuz bu bozuk gidişatı, biz kadınlar düzene koymalıyız. Kadınlara hayatı daha yaşanır kılan erkekleri yapmış olduğum eleştirilerin dışında tutuyor ve varlıklarından dolayı şükrediyorum. iyiki varsınız. Bu hafta ki yazımı tam anlamıyla bütünleyeceğini düşündüğüm güzel dizelerle bitirmek istiyorum. Hayatınızdaki kadınlara sahip çıkmanızı dilerim. Sevgi ve Saygılarımla.

Kadınlar gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde ‘yetim-öksüz’ kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler…
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker ‘sarıkız’.
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde…
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci…
Bir anne gider…
Bir dost…
Bir arkadaş…
Bir sevgili…
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki ‘Dikkat et…’ duyulmaz, annesi gitmiştir ‘Geç kalma’nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.
Ve bir kadın gittiğinde pek çok ‘yetim’ bırakmıştır arkasında.

 Bekir Coşkun

 

Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status