18 Ekim 2016 Salı, 23:04
Ahmet TORUN
Ahmet TORUN ahmettorun@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

KÜRK MANTOLU MADONNA GAFI ve TOPLUM

KÜRK MANTOLU MADONNA GAFI ve TOPLUM

Birkaç gün önce bir televizyon kanalında Sabahattin Ali’nin yazdığı Kürk Mantolu Madonna üzerine konuşurken bir konuşmacının bu kitabı Madonna’yı anlatmak için yazdığı gafını yapması üzerine kadıncağıza fazlaca yükleniyorlar zannımca. Orada hiçbir yetkinliği olmadığı halde konunun uzmanı gibi çıkan kadının suçu, oraya onu çıkaran kişiden yani toplumun yanlış yönlendirilmesini uyutulmasını sağlayan kişiden azdır. Kadıncağız bu olayın en masum ögesidir. Kanalın sahibinin, yönetmenin, danışmanın, toplumun herkesin ortak gafıdır bu olay.

Bu olay ile ilgili çok fazla eleştiri yapıldı. Aklıma ilk gelen bir karikatür oldu. Sosyal medyada, “Instagram”da kahve ile kitap fotoğrafı çekip atmayan kalmadı. Üç tane düz cümle kuramayanlar sanırsınız birer Nazım Hikmet müptelası. Karikatürde kitapçıya giren kız Kürk Mantolu Madonna ne kadardı diyor ve kitapçı kitap yirmi lira kahve ile çekilmiş fotoğrafı beş lira deyince tereddüt etmeden fotoğrafı alıyor. Bu karikatür bu olaydan çok önce gördüğüm bir sosyal eleştiriydi. Toplumun günümüzde okumaktan uzak ama kendini okur entelektüel göstermeye çalışan kitlelerinin trajikomik yansımasıydı.

Sabahattin Ali’nin eseri uzunca bir hikaye olarak kaleme alınmış. Tefrika roman olarak gazete de basılmış. Tefrika roman Tanzimat döneminde günlük olarak gazetenin bir sütununda yer alır. Gazeteyi sattıran, okutturan merak unsuru olarak karşımıza çıkar. Askerlik yaptığı sırada kaleme almış. Eser kendi halinde bir insan Raif Efendi’nin aslında göründüğünden farklı bir geçmişinin olduğunu bir aşk çerçevesinde anlatır. Bunları bir kenara bırakırsak elinde Sabahattin Ali okuyup haksızlık karşısında dur diyemeyen ve Sabahattin Ali’yi okuyup anladığını sanan insanlar kol geziyor toplumda. Anlamaktan ve algılamaktan aciz insanlar.

Bu yaşadığımız durum aslında üzerinde durup tartışılacak toplumun temel kodlarını veren bir olay. Biz gülüp geçmeyi tercih ediyoruz ama ekrana çıkıp her alanda konuşanlar nerdeyse inandıkları yalanları gerçekmiş gibi söylüyor. Çalışmayan, okumayan tembel bir toplum haline geliyoruz her geçen gün. Hayatımızdaki, her şeyi bedelsiz ve zahmet etmeden yaşamayı istiyoruz. Birileri de bizi yönlendiriyor. Ekrana çıkıp kitlelere seslenen insanların geneli bu liyakatten yoksun. Aklıma bir lisenin duvarına uzun uzun yazılmış Atatürk’e ait bir söz geliyor: “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”

Televizyon bu kadar etkili mi arkadaş diyerek anlamsızca eleştirdiğimizi düşünen olacaktır. Televizyon, internet zararlı deyip bunların fişini çekmek topluma yarar sağlamaz. Bilinçli toplum yaratmak lazım evvela. İnternet, televizyon ve radyo olmadan öncede toplumu yönlendiren gazeteler dergiler, fermanlar mevcuttu. Millet olarak çabuk inanıyor ve inandıklarımızı sorgulamadan sevebiliyoruz. On beş yıl olmamıştır ki iki farklı olay hatırıma geldi. Bunlardan ilki, o dönemin en popüler çizgi filmi olan “Pokemon”u izledikten çizgi filmdeki bir karakterin uçabildiğini düşünen çocuğun çatıya çıkıp uçacağını düşünüp atlamasıdır. Bu üzücü bir olaydı. Çocuk neticesinde. Bunu küçük çocuk diyerek bir kenara bırakırsak şimdilerde de popüler olan Kurtlar Vadisi dizisindeki başkarakter Çakır dizide rol gereği ölünce Çakır için gıyabı cenaze namazı kılındığını hatırlıyorum memleketin muhtelif yerlerinde. Yani milletçe ekrandakileri seviyor ve içselleştiriyoruz. Bu olay önde olanı sahiplendiğimizi göstermesi açısından önemli. Bundandır ki vitrine konulanlar ile toplum yönlendirildiği için dikkat edilmesi gerekiyor. İnanan ve sorgusuz sahiplenen bir milletiz sevince.

Ekranda toplumu etkileyecek bir konumda olan insanların kendini yetiştirmesi topluma ışık olacaktır. Lakin televizyon programlarının geneline bakınca içi boş düşündürmekten öte korkutup dar bir kalıba sıkıştırmayı amaç edindiklerini görüyoruz. Toplumun en önemli yapı taşını oluşturacak aileyi, ucu etikten uzak kültür yapımıza uymayan evlilik programları ile gülerek saatlerce zaman ayırarak çürütüyoruz.

Öyleki edebiyatı Madonna gafını yapanlardan,

Tarihi, cumhuriyetin temel değerlerini acımasızca eleştiren fesli tarihçilerimizden,

Dini “ kedi sever” ekran hocalarından,

İstihbaratı sarışın gündüz kuşağı hanımlarından,

Adaleti rüzgar nereye eserse oraya dönen gazetecilerimizden,

Barış’ı izin gününde ailesi ile gezen askeri hamile karısının yanında sırtından vuranlardan öğrenen toplumun çatırtısı duyuluyor.

Yani televizyonda Madonna gafı yapan sözüm ona “aydın” kadıncağız toplumun çatırtısının sesidir. Şairin de dediği gibi:

Güleriz ağlanacak halimize…

Ahmet TORUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status