23 Aralık 2016 Cuma, 13:33
Ahmet TORUN
Ahmet TORUN ahmettorun@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

Sınır Ötesindeki On Dört Kubilay

Sınır Ötesindeki On Dört Kubilay

23 Aralık 1930-İzmir

Denizden serin bir rüzgar esiyor. Rüzgar yosun kokusunu içeriye doğru savuruyor. Mustafa Fehmi Bey hepimizin soyadıyla bildiği Kubilay Adana’nın Kozan ilçesinde doğdu. Yaşı yirmi dört olduğunda askere alındı. Aslında silah değil, eli kalem tutan adam. Öğretmen. Yedek subay olarak alındı. Asteğmen olarak görev yaptı. Günümüzde sistem hala aynen devam etmektedir.

1925 yılında yeni kurulmuş Cumhuriyet ilk irticai başkaldırıyı görmüştü. Beş yıl sonra yeniden hortladı. Bu sefer İzmir’de.  Cübbeli, sarıklı altı kişi yeşil bir sancak alıp yoldan geçenleri silah zoruyla kendi tarafına topladı. Derviş Mehmet adında bir yobaz kendini “Mehdi” olarak tanıttı insanlara. Kendi saflarına geçmeyecek olanların kılıçtan geçirilip öldürüleceğini söyledi.(Günümüzdeki İŞİD anlayışı) Halkı sindirdiler ve büyük bir kalabalık topladılar.  Olay ilçede duyulunca Kubilay bir manga asker alarak  yobaz güruhunu dağıtması için alay komutanı tarafından görevlendirildi. Bir manga asker yani iki elin parmakları kadar. Kimse sonucunun isyan olacağını bilmiyordu çünkü.

Asteğmen Kubilay askerlerinin yanından ayrılıp kalabalığın arasına girmiş dağılmalarını söylemişti. Kalabalıktan biri ateş açarak Kubilay’ı yaraladı. Komutanlarının yaralandığını gören askerler ateş açtı. Ancak etkisiz, öldürme gücü olmayan fişekler vardı ellerinde. Derviş Mehmet “bana kurşun işlemiyor” diyerek halkı  galeyana getirdi.

Kubilay yaralı halde kendini cami avlusuna attı. Eliyle kanayan yarasını kapatmaya çalışıyor mavi soğuk gökyüzüne bakarak. Nerden bilebilirdi son kez baktığını mavi gökyüzüne.  Derviş Mehmet ve arkadaşları da Kubilay’ı cami avlusunda sıkıştırdılar. Yaralı askerin hali kalmamıştı. Üstüne abandılar, kan kaybından gözleri kapanan Kubilay’ın başını kesip sancağa asmaya çalıştılar. Olay duyulunca kanlı şekilde bastırıldı.

22 Aralık 2016-Suriye/ sınırın öte yakası

Aylardan Aralık. Bu soğuk hava içine işliyor insanın. Hava ayaz ve kurşun gibi ağır. Ve  o soğuk havada yangın düşüyor 14 ailenin evine.

Seni tanımayan insanlar ardından sosyal medyadan sözde kınama yayımlayıp duruyor. İşin özü adın önemli değil, sen rakamdan ibaret hale getiriliyorsun ve biz alıştırılıyoruz. Ve yine yarım kaldı kimi evlenecekti kimi nişan yapacaktı kimi sevdiceği ile konuşacaktı. Yarım kaldı bugün onların hayalleri.

Yarın hangi “Kubilay”ın hayali yarım kalacak.

Kubilay’ın başı kesildiğinde can alınmıştı, binlerce Kubilay’ı  alıyorlar aramızdan  her gün yavaş yavaş sessizce ve biz neden sadece kınayıp nasır tutmuş vicdanlarımızla yalandan gözyaşları döküyoruz?

                                                                                              Ahmet TORUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status