19 Eylül 2016 Pazartesi, 00:00
Ahmet TORUN
Ahmet TORUN ahmettorun@ogretmenlericin.com Tüm Yazılar

Toplum Karşısında Kadın

Toplum Karşısında Kadın

Halk arasında “eline, beline, diline sahip ol” diye bir söz vardır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin hoşgörü ile dolu bu öğretisini iki şekilde yorumlamak mümkün. Bunu “vatan, soy ve dil” olarak algılayanlar olmakla birlikte bir de gerçek anlamlarını düşünerek yani hırsızlık yapmama, zina yapmama ve kötü söz söylememe şeklinde anlayanlar vardır.

Taciz, tecavüz olaylarının arttığı kadının meta olarak algılandığı günümüzde bu söze dikkat çekmek istedim. Nedenine gelince şort giyen hemşireye tekme atan kişinin açıklaması. Şort giydiği için genç kıza saldıran adamı! serbest bırakan mahkemenin bu kararı gasp, taciz, tecavüz olaylarına teşvikten öte bir şey değildir. Bu şahsın mahkemeye verdiği savunma da “İslam hukukuna uygun davrandım, gereğini yaptım.” demesi öğretiyi anlamayan ama herkesin alim olduğu günümüzün ironik bir olayı olmuştur. Dini kullanarak kendinde, başkasının özgürlüğünü kısıtlayıcı, başkalarını terbiye edici hak görmesi kadar kötü ne olabilir ki? Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, gerçekleştirilen Atatürk Devrimlerinin bir kısmı, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmasını hedeflemiştir.

Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Genç Cumhuriyet ile kadın hak ettiği değeri bulmuş kadın yemek yapıp geceleri yatağı ısıtan bir meta olmaktan öte bir değer kazanmıştır. Daha bir iki ay önce Sudi alimler “Kadın insan mıdır?” diye tartışırken bizim tarihimizde ülke yöneten kadın hükümdar Tomris Hatun vardır.

Toplumsal bir sıkıntının her geçen gün arttığı ortada. Bunun sebebini bir çok etkene bağlamak mümkün. Ülke içine giren Suriyeli nüfusun bazı bölgelerde etkin kültür haline gelemese de kültürü melezleştirip bozması bunlardan bir tanesi olarak sıralanabilir. Öyle ki nur topu Suriyeli katilimiz, sapığımız mevcut!

Kültürel olarak muhafazakar biçilen elbisemize internet ve tv etkisi ile batı kültürünün dar gelmesi bir diğer etken. Bunu giyim tarzından yediğimiz içtiğimiz nesnelerden eğlence anlayışımıza kadar detaylandırmak mümkün.

İslam adına bir şeyler yaptığını iddia eden insanların yaşamaktan çok laf ebeliği yapması dinin cahilin elinde büyük

bir silah haline geldiğini en son genç hemşirenin yaşadığı olayda gördük.

Türk kültür algısında “ben” kavramı yoktu. “Biz” vardı. Modernleşme yolunda iki arada bir derede kalan toplumlar evrilirken ben kavramını acımasızca kullandı ve “biz” biz olmaktan çıktık. Birbirimize saygı duymaktansa “bencilleşip” birbirimize saygı duymadan “ötekileştirdik” birbirimizi.

Sözün özü taciz tecavüz olaylarına, son bir kaç ayda olan olaylara, baktığımızda biraz beynini kullanan bir birey toplumun nereye gittiği konusunda endişelenmelidir. Zira bir ay önce iç savaştan kaçarak Antep’in İslahiye ilçesine yerleşen ailenin 9 aylık kız bebeğine tecavüz edildi.

Toplumun genetiği öyle bozulma yoluna gidiyor ki nisan ayında İstanbul’da 57 yaşındaki hayvanat bahçesinde bakıcı olan kişi altı ay boyunca timsahı bayıltıp tevacüz ettiği olayını haber olarak okuduk.

Timsah… Bebek..Kendi çocuğuna.. İnsanın midesi kaldırmıyor bu haberleri.

Öyle haberler karşısında duyarsız kaldık ki bir hemşirenin bir sapık tarafından şort giydiği için tekme yemesini,darp edilmesini pek kimse umursamayacaktır.

Hacı Bektaş’a, Cumhuriyet’in temel dinamiklerine ve sarsılmamış, yozlaşmamış kültürel dinamiklerimize yönelip anlamak çıkar yol olacaktır.

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Sözüne kulak verip kendimizi toplumca silkelemek yerinde olacaktır.

Ahmet TORUN

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tüm Hakları Saklıdır, Aktif URL Şeklinde Kaynak Gösterilmeden İçeriklerin Alınması Yasaktır.

DMCA.com Protection Status