İhraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen denizde gözaltına alındı

Bodrum’da meslekten ihraç edilen öğretmenlerden olan ve Eğitim-Sen üyesi olduğu belirtilen ilkokul öğretmeni Engin Karataş denizde eylem girişiminde bulundu ve gözaltına alındı. Gözaltına alınan Karataş’ın KHK ile meslekten ihraç edildiği bu eyleminden öncede 2 defa polis tarafından gözaltına alındığı açıklandı.

İhraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen denizde gözaltına alındı

İhraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen denizde gözaltına alındı

Engin Karataş, Bodrum’da sınıf öğretmeni olarak görev yaparken 29 Ekim 2016 tarihinde çıkartılan 675 sayılı Kanun Hükümde Kararname ile meslekten ihraç edildi. Karataş ile birlikte Bodrum’da Eğitim-Sen üyesi 8 öğretmenin daha meslekten ihraç edildiği belirtildi. Bir aydır Bodrum’da ihraç kararını protesto edici eylemlerde bulunan ve görevine dönmek isteyen sınıf öğretmeni önceki eylemlerinde de polis tarafından gözaltına alınmıştı. Sınıf öğretmeni Karataş bu sefer denizde eylem yaptı ve Sahil Güvenlik tarafından gözaltına alındı.

SESİMİ DUYURUN, FOTOĞRAFIMI ÇEKİN

Meslekten ihraç edilen ve gözaltına alınan sınıf öğretmeni denizcilerin arasında bir süre eylem yaptı ve denizcilerle sohbet etti durumunu anlattı. Üzerinde ‘İşimi ekmeğimi geri istiyorum’ yazılı tişört giyen Karataş kendisi ile sohbet edenlerden destek istedi. İhraçlar için sesini duyurmaya çalıştığını vurgulayan sınıf öğretmeni, fotoğrafının çekilmesini ve sosyal medyada paylaşılmasını talep etti.

SÜREKLİ FARKLI BİR YOL DENİYOR

Meslekten ihraç edilen öğretmen sesini duyurmak için farklı eylemlerde bulunduğunu ve bulunmaya devam edeceğini belirtirken, bu sefer derdini denizcilere anlattığını açıkladı. Denizcilerin güçlü meslek sahibi olduğunu vurgulayan sınıf öğretmeni Karataş, zor koşulları kendilerine çevirebilen denizcilerle dertleştiğini belirtti. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından önce uyarılan sonra gözaltına alınan öğretmen işlemlerinin yapılması için Emniyete götürüldü.

675 SAYILI KHK

29 Ekim tarihinde çıkarılan 675 sayılı KHK ile 31 MEB personeli göreve iade edilmişti. 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edilen kamu personel sayısı ise 10 bin 131 olarak kayıtlara geçti. En çok ihraç ise 672 sayılı KHK ile 1 Eylül tarihinde gerçekleşmişti.

Öğretmenler İçin

Sosyal Medyada Paylaşın:

34 yorum

  1. Sayın Mustafa kemalin askeri… Bu yazınız diğerlerine nazaran daha makul bir üslupta olmuş. Fakat benim klasik sol ergümanlar kullandığımı ve birikimimin hiç de o kadar iyi olmadığını söylemeniz biraz ayıp kaçmış. Neyseki kendinize yakın bir birikimim olduğunu söyleyerek şahsımı onore etmişsiniz. Buna da şükür. 🙂 Ben bunu savunma mekanizmanıza veriyorum. Normaldir, insan psikolojisi işte. Anlayış gösteririm. Anadil konusundaki kaygılarınızı yersiz buluyorum. Çünkü kapitalist bir toplumda yaşıyoruz. Kapitalizmin egemen dili her zaman piyasanın dilidir. Türkiye piyasasında Türkçe, dünya piyasalarında ise İngilizce başta olmak üzere gelişmiş kapitalist ülkelerin dilidir. Bu anafora bırakın Kürtçeyi Türkçe bile direnmekte zoranıyor. Türkiyede dükkan tabelalarından, gündelik konuşmaya kadar İngilizcenin etkisi hissediliyor, eğitime para ayırma şansına sahip Türk çocukları bile iyi bir Türkçe eğitiminden çok iyi bir yabancı dil eğitimine yöneliyorlar. Siz de sanıyorsunuz ki Kürtler anadilde eğitim alırlarsa ayrışacaklar. Sayın Hocam bu hakkı vererek bu tartışmayı bitirmiş olursunuz. Kürtler bu hakkı bir iki sene öyle-böyle kullanmaya çalışır kısa süre sonra da önce gene Türkçe eğitime sonra da batı dillerinden birini öğrenmeye yönelirler. Çünkü iş imkanı, para kazanma imkanı kısaca piyasalarda var olma imkanı Türkiyede Türkçe, dünyada ise malüm dillerdir. Boşuna ne siz korkun ne de bu korkunuz yüzünden Türkiyeyi korkutun. Bu hakkı savunun. Bu hak çıksın. Bu tartışma bitsin, mücadele edecek bir argümanları da tarihe kavuşsun. Şimdi isterler ama sen verince kullanmayacaklar. Çünkü rasyonel değil, faydalı değil, işlerine yaramaz. Sayın Hocam şahsen ben her sendika toplantısında HDP çizgisindeki arkadaşların tavrı yüzünden sendikanın zarar gördüğünü dile getiriyorum. Sadece ben değil pek çok arkadaş bu konuda eleştirel konuşmalar yapıyor. Asla ne bir kavga çıkar, ne sandalyeler havada uçuşur. Bizi ülkücülerle karıştırma lütfen. Konuşmalar yapılır ama son söz seçimle işbaşına gelmiş sendika yönetim kurullarındadır. Herşeyi konuşur tartışırız, seçimler yaparız ve sonuçları kabul ederiz. Buna sosyalist literatürde “demokratik merkeziyetçilik” denir. Lenin’in Bolşevik Parti modelinden bir armağandır. 🙂 Durumu değiştirmenin tek yolu sendikaya üye olup delege seçimleri ve genel merkez seçimlerinde daha yüksek oy almaktır. Kısaca dışarıdan bize suçlama yöneltenler, bizi eleştirdikleri şeyin baş sorumlularıdır. Doğru dürüst sendikacılık yapmayı beceremeyen sözde sendikalar Eğitim-Sen’i Kürtçülükle suçlayarak kendilerini ehven-i şer göstermektedir. Ama niye doğru dürüst sendikacılık yapamadıklarını izah edememektedirler. Devrimci diye tanımladığınız yapı PKK ise kusura bakmayın ama kendine devrimci demekle devrimci olunmuyor. PKK basitçe Kürt Ulusalcısı örgüttür. Kendisine teride nasıl tanımlarsa tanımlasın pratikte hedefe varmak için Toprak ağalarıyla-feodal aşiret reisleriyle, dinci-gericilerle sermaye sınıfıyla kolkola girmekten çekinmeyen, işlerine yaraması durumunda emperyalist ülkelerle de ittifak kurabilen bir yapıdır. Kısaca tüm milliyetçilikler gibi Kürt milliyetçiliği de burjuva karaktere sahip makyevelist bir akımdır. Olaya sınıfsal bakmaz. Biz sendika olarak sadece Kürtlere değil diğer enik topluluklara ve kültürlere de haklarının tanınmasını savunuruz. Takvimlerimizde ve bazı afişlerimizde Lazca, Gürcüce, Çerkesce, Arapça tabirler de kullanırız. Fakat bu konuda en fazla ve kitlesel olarak Kürtler talepte bulunduğu için onlar daha fazla dikkat çekiyor. Yoksa hepsi var. senin dikkatini çekmemiştir. Fakat şahsen ben tüm bunlara taraftar değilim. Bana göre türk-Kürt, Laz, çerkes diye tanımlamalar çok yanlıştır. Biz insanlara emekçiler yani proleterler demeliyiz. Onları etnik kimliklerine göre değil üretim ilişkilerinden kaynaklanan sınıfsal konumlarına göre değerlendirmeliyiz. Farklı kültürlerin kültürel konumları o insanların bireysel yaşam alanında kalmalıdır. Özgürlükleri savunulmalı ama sınıf mücadelesinin önüne geçmesine izin verilmemelidir. Çünkü bizi birleştiren, kaynaştıran, kardeşleştiren değer emekçi olmamızdan kaynaklanır. Hocam siz hala Türk’ün bir toplumsal yapı olduğunu ve çeşitli sosyal sınıflardan oluştuğunu, bu sınıfların arasında bazen uzlaşabilen ama çoğu kez de uzlaşmaz çelişkilerin olduğunu anlayamıyorsunuz. İşçi Türk ile patron Türk aynı Türk değildir. Ağa Türk ile onun arazisinde karın tokluğuna çalışan Türk, madende kazma sallayan Türk ile o madenin sahibi olan Türk farklı Türklerdir. Bu yüzden Türk’e göre, Türk içim tabiriniz tüm dünya milletleri için olduğu gibi Türkler için de tam anlamıyla milliyetçi bir palavradır. Türk ama hangi Türk? Biz işçi, köylü, emekçi, memur, bilimadamı, sanatkar, üreten Türk’ün yanındayız. Patron olanın, burjuvanın, ağanın, spekülatörün diğer Türklerin sırtından saltanat süren, onlara hükmeden Türk2ün yanında olamayız. Evet Türk ama hangi Türk. Ağaoğlu mu yoksa makine ustası Orhan usta mı??? Herneyse “yeterli” olamasak da 🙂 bir şeyler izah etmeye çalıştık. Anlatabildiklerim, anlayabildiklerin kadardır. Hadi eryvallah öyleyse… 🙂

  2. siz her şeye sınıfsal bakıyorsunuz,biz ulusal,zaten anlaşamayız..sizin ideallerinizi paylaşanların ortak bir yanlışı var,özeleştiri denen şeyi yapmıyorsunuz,niye biz bu hale geldik demiyorsunuz,hep karşıdaki size göre işte egemen güçler suçlu..yinede bana yakın bilgi seviyesindesiniz yeterli olmasanızda, tartışma güzeldi..birde ben sizin hiç lazca çerkezce afişinizi veya diğer etnik unsurlara ait afişinizi görmedim,hep kürt sorunu üzerinden hareket etmeniz,sendikanızın yönetim mekanizmalarının etnik kürtçülerce ele geçirildiğini zaten ispatlıyor,yani taklit ettiğiniz o dünyadaki aktivist örgütlerle bence alakanız yok,belli etnisite politikaları ile hareket ettiğiniz için örgütünüzde geriye gitme ve marjinalleşme başladı..ama dedim ya sizin buna engel olma gibi bir gücünüz yok zaten..ilk kongrenizde sizin tabirinizle söylüyorum ,yurtseverlerin tavırları örgütümüze zarar veriyor diye konuşun bakalım,sandalye kafanızda nasıl kırılıyor..bunları benden iyi biliyorsunuz da işte o gururunuz ve kol kırılır yen içinde kalır mantığı sizlere engel..pkk yı apoyu biz büyütmedik büyüten emparyalistler,nato gladio istihbarat servisleri ve yerli işbirlikçiler,natocu askerlerin hataları..ben mesela bu orduyu pek milli bulmam bu ordu natonun ordusu,ha içinde milliciler var ama hiç bir zaman orduyu yönetmediler..12 eylülün şartlarını bile bunlar hazırladı..bu 6. filo meselesinde bile gladionun parmağı var..çünkü sızmadıkları ideolojik grup yoktu,buna solcularda dahil..12 eylül öncesine ben sizin gibi, iyi çocuklar biz, ülkücüler faşist mantığı ile bakmam..sadece kardeş kavgası diyelim..ama ülkücüleri sadece suçlu tahtasına oturttular yıllarca o lümpen basın ve egemenler..oysa 3500 ülkücü gencin canını alanlar uzaydan gelmedi..2 tarafta inanmış bir şeyler yapacağına,ama birileri Türkiyeyi dönüştürmek için şartları hazırlıyormuş maalesef..entellektüel birikiminizde beni şaşırtacak bilgileriniz yok tipik solcu argümanları..sizin gibi çok arkadaşım var,hep aynı argümanlar..yani batı yakasında değişen bir şey yok..idealistliğinize inanmışlığınıza saygım var ama o kadar..Türkiyedeki etnisiteler kürtler haricindekiler entegre oldu zaten Atatürkün ulus devlet projesini sağ iktidarlar yarıda kesmeseydi,onlarda entegre olurdu..bak dilini konuşur her yerde,kursunu açar derneklerini kurar,kültürünü yaşatır..ama ana dilde eğitim olmaz..sizin ana dilde eğitim dediğiniz ana okulundan üniversite bitimine kadarsa hiç olmaz,bu ayrılmayı kolaylaştırır,arkası öz yönetim arkası self determinasyondur bunun..buna hiç bir ulus devlet izin vermez..sizin verdiğiniz garantiler güzel ama pratikte bunların hiç bir değeri yok,sadece temenni..sizin dediğiniz o saydığınız etnik gurupları bizde sayarız,ağacın dalları olarak güzel,gövde Türklüktür..Atatürk’ün tanımı bence yeterli bu konuda,Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk milleti denir..bunu da kabul etmiyorsa isterse bin yıl sürsün bu böyle devam eder,oğuz da er tükenmez der devam ederiz,biz topraklara geldiğimizden beri bedel ödüyoruz,bu toprakları feth etmenin vatan yapmanın belkide bedelini ödüyoruz,onun için şark meselesi devam ediyor yani..şark meselesi ne demek biliyorsundur herhalde,bu kadar entellektüel !! birikime sahipsin ya…pkk konusunda yine bütün suç devlet ve milliyetçilerde demişsin ya,tipik sempatizan devrimci suçlaması..ya bir kere bak devrimciyim diyen örgüt bugün abd nin kucağında emperyalistlerin oyuncağı olmuş,bu mu ideal..ha diyeceksin Türkiye de bunların kucağında değil mi?evet o da doğru..ama meselemiz o değil..dağlarda devrimciyim diye savaşan örgüt emperyalistlerin oyuncağı olmuş..yani bu örgütü natocu generallerin salakça tavırlarından dolayı büyümüş olabilir ama ya emperyalistler.. birazda bize düşmanca duygularla iş çevirenleri de suçla..bu işte suçu olmayan sadece ve sadece Türk Milleti ve milliyetçilerdir..çünkü biz hiç devleti yönetmedik..Türk islam sentezli konjöktüre göre milliyetçi olan sağ iktidarlara milliyetçi diyorsan sana diyeceğim bir şey olmaz..yine uzadı ama tek kurtuluşumuz bu toprağın bağrından çıkmış binlerce yıllık mazisi olan Göktürk yazıtlarında bile sözü edilen Türk Milleti ve Türk milliyetçiliğidir..ne Amerika ne rusya ne çin Türke göre Türk için.. bilmem anlatabildim mi?hadi eyvallah..

  3. SAYIN MUSTAFA KEMALİN ASKERİ… Bilimsel sosyalizm, bu düşüncenin llk orijinal ismidir. 19. yy’ın sonlarına doğru Karl Marks’ın verdiği isimdir. Yani yeni çıkmış bir şey değildir. Markstan önce de sosyalizan düşünceler vardı fakat bu düşünceler geçmiş toplumların koşullarına göre ve son derece yüzeyseldi. Marks modern endüstri toplumları koşullarına göre bu düşünceyi sistemleştirdi ve ona felsefi, bilimsel bir altyapı kazandırdı. Diğer sosyalizmlerden ayırmak için de adına Bilimsel Sosyalizm dedi. Okudum okudum diyorsunuz, ama hiç bir şeyi doğru bilmiyorsunuz. Kültür milliyetçiliği Ziya Gökalp’in geliştirdiği bir düşüncedir ve evet Türkiyenin kurucu felsefesidir. İlerici, saygıdeğer özellikleri olan bir fikirdir. Sizden farklı olarak ben düşünceleri anlamaya çalışır ve fikirlere saygı duyarım. Fakat sizler bu düşünceye layık mısınız işte o çok şüphelidir. Sosyalistler ırklara, milliyetlere göre değil sosyal sınıflara göre hareket ederler. Fakat hem Gökalp hem de Galiyev ezilen, sömürülen halkların sadece emekçileri değil, sermayedarları da ilerici özellikler taşıdığını düşünür. Kültür milliyetçiliğinin işlevsel olabilmesi için örneğin Türkiyede yaşayan tüm insanların ve farklı kültürlerin mutlu, huzurlu, özgür ve hak-hukuk sahibi olması kısaca bir arada yaşamaktan memnun, mutlu ve bu birlikteliğin devamından yana olması şarttır. İşte sizi bizden ayıran temel problem budur. Biz Kürtler de dahil ülkemizde yaşayan her kesimin Kürt, Türk, Alevi, Çerkes, Gürcü, Laz ve diğerlerinin tüm kültürel haklarının güvenceye alınması, insan hak ve özgürlüklerine aykırı olarak kısıtlanmaya tabi tutulmaması, ülkenin resmi dili olan Türkçenin öğrenilmesi ve kullanılması koşulu ile her topluluğun isterse kendi anadilinde eğitim ve kültürel faaliyet yürütebilmesi hakkının var olmasını birlik ve beraberlik için yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyoruz. Öyle ki hiç bir topluluk etnik ve kültürel kimliğinden dolayı ayrımcılığa veya kısıtlamaya uğradığını söyleyemesin. Böyle bir toplumsal yapıyı inşa edebilirsek ve ekonomik gelişmemizi emekçilerin hakkını-hukukunu ön plana alarak gerçekleştirirsek, milli servetin mümkün olduğunca halka adaletli dağılımını sağlarsak gerçek manada güçlü ve birlik içinde bir ülke yaratabiliriz. Bizim görüşlerimizin Kürt Milliyetçilerinden temel farkı bunu ayrışmak için değil, birleşmek için savunmamızdır. Kürtlerin misak-ı milli içinde ayrı bir devlet kurmalarına karşıyız. Ayrı yönetim bölgeleri kurup bizden uzaklaşmasına karşıyız. Hep beraber ve dayanışma içinde, tek ulus gibi yaşayalım ama içimizde envai çeşit renk olsun bundan zarar gelmez. Çünkü tüm dünyada olduğu gibi bizde de sosyalistler iktidar olduklarında tüm kapitalist batının hedefi olacaklarını bilirler. Güçlü ve geniş bir ülke olmalıyız ki kapitalist ve emperyalistlerin karşısında dim dik durabilelim. Bu yüzden devrim yapmış hiç bir sosyalist ülke, sosyalist olduğu müddetçe tek karış toprağını kimseye vermemiştir. Biz de vermeyiz. Hatta tarih biliyorsan bilirsin. Sovyetlerden Çin’e, Koreden, Vietnam’a, Arnavutluktan Yugoslavyaya, Küba’dan Angola’ya en büyük vatan savunmalarını hep sosyalistler yapmıştır. Milliyetçiler barış döneminin kahramanı, savaş döneminin de ortadan kaybolan şarlatanlarıdır. Nazilerin işgaline uğrayan toprakların milliyetçileri düşmana yalakalık ederken Yunanistanda, Fransada, Polonyada, Romanyada, Bulgaristanda o ülkenin sosyalistleri işgalci Almanlara karşı savaşıyordu. Sayın Hocam. Milli Birlik ve Beraberlik dediğiniz ucuz hamasetle olmaz. Halkının bir kısmının hiç bir hakkını, hukukunu, acısını, mağduriyetini müdafa etmezsen o halkı kaybedersin. Kaybettiğini de başkaları sahiplenir. İşte bölünme, parçalanma böyle olur. BİLMEM ANLAYABİLİYOR MUSUN? Bu yüzden sizn vatanseverlik anlayışınızı samimi bulmuyorum. Tıpkı milliyetçilik adına ABD 6. Filosunu denize döken devrimci gençlere saldıranların aslında vatansever falan olmadıkları gibi. Bu kesimlerin zamanla siyasette en Amerikancı, en işbirlikçi politikaları uyguladıkları gibi. Bunları hep beraber yaşayıp gördük öyle değil mi? BAK YUKARIDA ONCA YAZI YAZMIŞIZ. BAŞTAN SONA BİR OKU. BİR SENİN YAZILARINI BİR DE BENİMKİLERİ OKU. İŞTE ARAMIZDAKİ NİTELİKSEL FARK O YAZILARDA AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR. Bu yüzden biraz olsun kendimi ve benim düşüncemdekileri elit görmeye hiç mi hakkım yok. Elini vicdanına koy. Bizim elitliğimiz eğitimimizden, bilgi birikimimizden analitik ve sorgulayıcı düşünce biçimimizden geliyor. Yoksa şatolarda şampanya patlatan aristokrat züppelerden değiliz. Dedelerim köylüydü. Sahara geçidinde Çarlık Rusyası ordusuyla çarpışan bir avuç insandan biriydi. Hayatımız alınteri döküp mütevazi yaşamakla geçti. Rahmetli babam maden işçisiydi. Ben düz lisede okudum. Dersane yüzü görmeden üniversiteyi kazandım. Devlet yurdunda kaldım sonra yarım gün bir yayınevinde iş bulup bu sayede ev tuttum. Okulu öyle bitirdim. Fakat bu koşullarda okudum, araştırdım, kendimi geliştirdim, benden daha fazla bilgisi olanları sağcı-solcu demeden saygıyla dinledim, öğrendim, öğrendiklerime hemen inanmadım, onları sorguladım. Ve bu şekilde sürünün bir parçası değil, kendi kişiliği olan bir birey oldum. Yüksek müsaadenle tüm bunlardan sonra vasat çoğunluktan laf anlamayan bir meslektaşıma biraz ukalalık yapayım. Bu hakkı da bana çok görme. İktidarda AKP olsa da neticede sen de o çoğunluk dairesindensin. O yüzden hayat size niceliği, bize de niteliği nasip etmiş. Sen niceliğinle yaşarsın , ben de niteliğimle… Devletçi bir sistemi savunman akıllıca. Çoğunuzda bu perspektif bulunmuyor. Özel sektöre dayalı serbest piyasa sisteminde milli kültürü, milli ekonomiyi ve bağımsızlığı muhafaza edemeyeceklerini ve sosyal adalet sağlayamayacaklarını türdeşlerin pek anlayamıyor. Bu konuda hakkını teslim ediyorum. Yanlız devlet ve yurttaş kavramları konusunda milliyetçiliğin de gerisinde kalmışsın. Şöyle ki: Milli devletlerde yurttaş devletin teb’ası değildir. devlet çoban, millet de onun sürüsü değildir. Milli devlette devlet ve vatan milletin hakimiyetindedir. Yurttaşlar devleti sahiplenir fakat devletin her yaptığını alkışlayıp onaylamazlar. Milli devletlerde yurttaş devleti takip eder, doğruları onaylar, yanlış bulduğuna itiraz eder, karşı çıkar, protesto eder, devleti yanlıştan döndürmeye çalışır. Milli bir devlet de yurttaşlarının hangi kesimden olursa olsun itirazlarını dikkate alır, onları dinler, haklı ve makul yanları varsa, araştırır, yanlışları düzeltir ve bir uzlaşmaya varır. İşte modern anlamda milli demokratik devlet böyle bir şeydir. Bu devletin yurttaşlarının görevi kutsadıkları devletin her yaptığını alkışlamak değil, sorgulamak ve iradesini ortaya koymaktır. 29 Aralıkta Eğitim_sen olarak biz silahlı bir örgütün şehirlerde mevzilenmesine müdahale edilmesin demedik. Bu durumda her devlet müdahale eder ve bu o devletin en tabi hakkıdır. Fakat aniden bir SMS mesajıyla memurlarını oradan uzaklaştırıp bölgeyi ablukaya alırsanız ve on binlerce, yüzbinlerce sivil insanın yaşadığı yerleşim yerlerini ağır silahlar ve tanklarla yerlebir edecek şiddette bir operasyon başlatırsanız, sokağa çıkma yasağıyla başta eğitim ve sağlık hizmetlerinin imkansız hale getirirseniz. Böyle bir ortamda siz kan ve ölüm çığlıkları atarak kendinizi vatansever sanabilirsiniz ama birileri bu vahim durumun ilerde çok daha büyük yaralara, sorunlara yol açabileceğini söyleyerek en azından operasyonların temel insan hakları, sivillerin hayat güvencesi ve zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması konusunda dikkatli olunması yönünde yasal çerçevede eylemler yapabilir. Ülkenin büyük bir kesiminin tezahüratları altında böyle bir olay yaşanırken Eğitim-Sen’in bu tavrı ülkemizde yaşayan her kesimden insanın mutlu ve kardeşçe bir gelecek kurma umudunun göstergesidir. Unutulmamalıdır ki silahlı örgüt bu yerleşim yerlerine kayda değer bir engellemeye tabi olmadan konuşlanmıştır. Bunun sorumluları, yarattıkları o içinden çıkılmaz durumda bile başkalarını suçlayabilmektedirler. Halbuki ülkemizin bir arada, bir bütün olarak geleceğe ilerlemesinin yolu ayrışmak değil, birbirimizin hakkına hukukuna sahip çıkarak bir arada olmaktır. Bu anlamda Eğitim-Sen Türk-Kürt-Alevi-Sünni, Laz, Çerkes tüm kesimlerin bir arada olduğu, birbirinin hakkına hukukuna sahip çıktığı, ayrışmadığı bir sendikadır. Ne Türktür, ne kürt, ne alevi ne sünni…. Hepsidir. Hep beraberdir. Ve bu anlamda Türkiyenin geleceğinin umududur. Umutlarından biridir. İnsaatta sıva yaparken kürtçe türkü söylüyor diye inşaat amelesini döven it sürüleri işte asıl bölücüler onlardır. Haksız mıyım? Yıllarca Apo sizi örnek gösterdi. Bunlar sizi eziyor, haklarınızı tanımıyor, kimliğinizi tanımıyor, dilinizi, şarkınızı yasaklıyor diye taraftar toplamadı mı? Siz de Apo’yu hep desteklemediniz mi? Evet biz bu memleketin tapusunun sahibiyiz, ne şarkılarını isteriz, ne dillerini tanırız, hiç bir hak tanımayız, ya diz çökerler ya da defolup giderler diyerek hep Apoyu desteklediniz. Otuz sene oldu. Bu kafa otuz senedir PKK’yı besleyip büyütüyor. Halbuki bir kere de bizi dinleyin, anlamaya çalışın. Sizin kafanız memleketi mahfetti. Biraz olsun da başkasını dinleyin. Kabul edin demiyorum. Az dinleyin. Sonra gerekçesini de söyleyerek reddedin. Belki de biz yanılıyoruzdir. Ama az biraz düşünün…. Haksız mıyım???

  4. ya siz hangi dünyada yaşıyorsunuz meb e en çok dava açıp kazanan sendika Türk Eğitim sendir..iktidar avantajımı ne iktidarı ya siz memur senle bizi hala karıştırıyorsunuz..birde biz Türk milliyetçisiyiz Türk devletinin kurucu felsefesi yani..ırk falan yok kültür milliyetçiliği..Türk milliyetçiliği anadoluda yaşayan bütün halkları kapsayan bir milliyetçiliktir..Türk milliyetçiliği ile etnik bölücü ırkçı pkk yı nasıl kıyaslarsınız anlayamadım,ya bilmiyorsun ya da yine aşağılama..bilimsel sosyalizm diye bir şey yoktur,böyle bir fraksiyon yok örneği yok,demokratik sosyalizm palavranız tutmadı galiba yeni trend bu herhalde..ya sizin yönetimizde mutlu olan bir ülke bir halk var mı?kan ve göz yaşından başka ne verdiniz halklara milletlere..sistematik olarak milliyetleri yok ettiniz,ssccb de çinde neler yapıldı benim mensup olduğum millete..nefret etmeyipte ne yapalım..tabi ki nefret ediyorum..biz torpil falan yeteneksiz idareci bunlar ne anlayamadım,ya siz zamanında her türde tipi idareci yaptınız dsp zamanında daha öncesini açmayalım,biz liyakatlı ve vatansever herkesin yöneticilik hakkı olduğunu düşünüyoruz ve bunu savunuyoruz..gerçekten sen biliyorsun bazı şeyleride sendikal sadakatın gereği yediremiyorsun..bak kamu sen artık rüştünü ispatladı..sendikacılık yapıyor .içinde aynı sizde olduğu gibi menfaatperest insanlarda var,zaten sendikalar menfaat örgütleridir..her sendikanın delileri vardır,bizde 30- bin kadardır..zaten sendikal işleride bunlar yürütür,ezici çoğunluğu Atatürk gibi Türk milliyetçisidir..solcuların altında hiç ezilmedim ,yeşil solcularada ezilmedik siz kızıllarada ezilmeyiz çok şükür..siz motorları maviliklere süreceğiz diye avunun..ha bir şeyi unuttum,sizin sisteminizle yaşayan mutlu olan ülke var,ama asya da değil tek iyi örnek küba..onunda zaten özel bir durumu var içerisinde etnik grup olmayan homojen bir ülke..Tatarların ihaneti yok alman işgali olunca sadece zorlandılar bazı şeylere,almanların işgal ettikleri yerlerde onlara zorla tabi edilen binlerce rus da var..ha birde geçmiş yazılarında Türküm falan demişsin,valla ırk olarak türk olman bir şey ifade etmez,önemli olan ne hissettiğindir,mankurtlaşmış kişilerin ırkı Türk olsa ne yazar ki..beynelminel gayri milli isen bu topraklara ait değilsin demektir..milli olan adam solcuda olsa bu toprakları ve kahramanlarını öne çıkarır..osman baturu bilir,sütçü imamı bilir,mustafa kemali bilir fatihi bilir,yani anadolu solcusu olur biraz,ama siz enternasyonel tipleri öne çıkarıp kendi milli kişiliklerinizi bile bilmiyorsunuz..ama che yi ho şo mini maoyu lenini,mustafa kemalden üstün tutarsınız,Atatürk e burjuva devrimcisi diye dalga geçersiniz..bence bu toprakları ayağa kaldıracak ideal bu toprakların içinden çıkmış milli bir ideoloji olan, Türk milliyetçiliği ideolojisidir..tabi devletçi bir sistem..biz merhametli insanlarız,kimsenin çoluk çocuğunun rızk ile imtihan edilmesini istemeyiz,ama kurallara uyacak herkes,,bak bir daha diyorum,devlette çalışan memur devlete sadakatla bağlı olmak zorunda..ben değilim diyorsa ekmeğini başka yerden çıkarsın..devlet memuru devletten yana taraftır,hakkı yenilirse hukuk çerçevesinde hakkını aramalı,sendikal eylem yapmalı,hakkı için ama..29 aralık eyleminin haklar ile alakası ne?elitiz demişsin doğru siz bu halka hep yukarıdan baktınız cahil diye aşağıladınız,pek mantığınız değişmemiş..ben solcuları ezilen halkın yanında sanırdım,elitler nasıl halktan yana olur anlayamadım,bilinç altınızdaki o yukarıdan bakma huyunuz yine depreşmiş..bana sağcı demen genel bir terminoloji değil,sizin terminolojiniz..bilmem anlatabildim mi?

  5. Sayın mustafa kemalin askeri. Ben size sağcı derken bunu keyfimden demiyorum. Bu bir yafta değil. Tüm dünyada siyasi düşünceler, bakış açıları bir yelpaze içinde tanımlanır. Örneğin benin dünya görüşümün gerçek adı: Bilimsel Sosyalizmdir. Fakat bu düşünce siyasi yelpazede sol kanat içinde yer alır. Bu kanatta Sosyal demokrasi den komünizme kadar birbirinden oldukça farklı pek çok düşünce yer alır. Aynı şekilde sağ yelpazede de din veya ırk merkezli fundemantalist akımlardan, nasyonalist akımlara, muhafazakarlıktan, kapitalist akımlara kadar birbirinden farklı düşünceler bulunur. Ben sana sağcı derken tüm dünyada geçerli olan siyaset terminolojisi kullanıyorum. Kusura bakma bu terminolojiyi senin arzularına göre değiştiremem. Bu akademik disipline aykırı olur. Bunu kendi muhitinin dışında da sakın dile getirme hani alay konusu olursun ayıp olur. Ne de olsa şurada az çok ahbap olduk. Bari bu ahbaplıktan bazı kazanımların olsun. Bunlara dikkat etmeni tavsiye ederim. Bana PKK yandaşı diyemezsin çünkü öyle olmadığım çok açık. PKK tıpkı senin gibi milliyetçi bir kafaya sahiptir. Tek fark senin gibi çoğunluğun değil, az olanın milliyetçiliğini yapıyor. O yüzden de muktedir değil, muhalif duruyor. İktidar olursa zaten senden farkı kalmayacak. Stalinist dediğin şey bir fikir akımı değil, 1924-1953 arası Sovyetlerde uygulanan genel siyasi yöntem tarzıdır. Bir insanın stalinist olabilmesi için o yıllara geri dönüp Sovyet Şartlarında yaşaması gerekir. 🙂 Yani günümüzde kimse Stalinist olamaz. 🙂 Kardeşim senin bir şey okuduğun veya okuyup ta anlayabildiğini hiç sanmıyorum. Entellektüel olarak zaten baştan kaybetmiş bir kişisin. Bir insan bir şeyden önce nefret edip sonra o nefret ettiği şeyi öğrenmeye kalkıyorsa ve bunu da sonradan ne olduğunu anlamaya çalıştığı şeyin sözümona açıklarını bulmak için okuduğunu söylüyorsa zaten bu kişi fikriyetın sefaletini yaşıyordur. 🙁 Kaldı ki bu eserleri okumak için ön bir terminoloji bilgisi, ön hazırlık ve birikim gereklidir. Bu eserler roman değil, akademik eserleridir! Kısaca rica ederim, şurada iki satır muhabbet ediyoruz, birbirimize yalan söylemeyelim. 🙁 Elbette dünya görüşüm gereği emeğe ve emekçiye büyük saygım vardır. Sen de tarih alanında emek vermişsin. Saygı duymak gerekir. Fakat sen tarihi akademik bir etik üzerine bina etmemişsin ki, tamamen kendi trübününün tezahüratçısı olarak tedrisat görmüşsün. Halbuki tarih bir bilim dalıdır. Senin görevin olanı olduğu gibi araştırıp öyle ifade etmektir. Kalkıp ne olduğunu henüz bilmediğin bir şeyden “nefret” ediyorsun, sonra “nefret” ettiğin şeyin ne olduğunu gene onun açığını bulmak maksadıyla sözümona okuyorsun. 🙂 🙂 🙂 Şimdi bu hafiften mizahi bir iğnelemeyi hak etmiyor mu? Yukarıda tatarlar konusunda tafsilatlı malümat verdim. Niçin okuyup anlamıyorsun! Tatarlar Yıldırıma, Merzifonluya geçmişte ihanet ettiler. Bu kardeşlerimizin geçmişte böyle sabıkaları var. En son yirmi yedi milyon Sovyet vatandaşının hayatını kaybettiği tarihin en korkunç savaşında ve işgalinde bu sefer üniformasını giydikleri kızılorduya ihanet edip Nazilerin safına geçtiler. Sovyetler de onları sürgün etti. Kruşçev sonra özür dileyip onlara dönüş izni vermesi güzel bir gelişmedir ama Tatarları sütten çıkmış ak kaşık yapmaz. Öyle değil mi? Yüksek müsaadenizle hayrete şayan bir zihin yapınız olduğunu zikretmeme izin verin. Böyle birkaç ihaneti yapmış Tatarlara gösterdiğiniz yüksek hümanizm ve hoşgörüyü örneğin 29 Aralıkta iş bırakan bendeniz ve üyelerimize asla göstermiyorsunuz. Ne zaman demokrat, ne zaman faşist olduğunuz hiç belli olmuyor. Milyonların hayatını yitirdiği bir işgal savaşında ihanet eden Tatarlar’a sahip çıkıyorsunuz ama örneğin bize değil işten atılmayı herhalde toplama kamplarında yakılıp küllerimizden sabun yapılmasını bile makul karşılayacak enteresan bir zihin yapınız var. 🙂 Bak hala terminolojik hata yapıyorsun. Bir de okudum diyorsun. Komünist olmayan her kes faşist olamaz. Komünist olmayanlar olsa olsa belki kapitalist olur. Çünkü komünizmin terminolojik karşıtı faşizm değil kapitalizmdir. 🙂 Ben şimdiye kadar Kamu-sen’in herhangi bir dava kazandığını hatırlamıyorum. Varsa elbette tebrik ederim. Türkiyedeki en güçlü hukuk altyapısı olan sendika zaten biziz. Bizimkiler hukuk desteği için size gelidiklerini hiç sanmıyorum. Ama bu sefer doğru söylüyorsanız o zaman bana da tebrik etmek düşer. Tabi doğru söylüyorsanız. Sizin sendikanızla hiç bir problemim yok. Hatta geçmişte Türk Eğitim-sen ile ortak eylemler de yaptık. Ortak grevlerimiz de oldu. Sizi Mamur-sen ile elbette aynı kefeye koyacak değilim. Bu haksızlık olur. Buna karşın sizin sandığınız gibi dik duran, mücadele eden bir sendika olduğunuzu söylemek çok zor. performansınız çok düşük. Üyelerinize sahip çıkamadınız. Ben burada mağdur olduğunu söyleyen öğretmenlere karşı duyduğum üzüntüyü dile getiriyorum. Bizim aldığımız cezanın önemi zaten yoktu. Eninde sonunda iptal ettireceğimizi, tüm haklarımızı geri alacağımızı zaten en başından biliyorduk. Fakat ben Türkiye tarihinde şu dönemde sağ-muhafazakar memurların yaşadığı derecede bir felaketin yaşandığına ne tanık oldum, ne duydum ne de okudum. Bizi topluca gaz odalarına yollasalar arkamızdan davul çalacak tıyniyetteki bu insanların yaşadığı yıkım beni fevkalade müteessir etti. Bu insanların eşleri, küçük çocukları var. Bu insanların gözü yaşlı anneleri, babaları var. Küçük bir çocuğun anne veya babasından ötürü kabuslar görmesi, o yaşta uykularının kaçması ne demek! Sobalarının yanmaması, düzgün beslenememeleri, yeni bir çift ayakkabı alamaması ve hatta en yakınlarının gözünde bile dışlanıp aşağılanmaları insanlık namına kabul edilebilecek bir durum değildir. Bana selam bile vermezlerdi. Halbuki ben hep güleryüzlü ve yardım sever olmaya çalışırdım. Şimdi bir merhabama o kadar seviniyorlar ki, bun gözlerinden anlıyorum. Bir telefon edip geçmiş olsun demek, elimizden gelen bir şey olursa çekinmeyin demek… Buna dahi çok ihtiyaçları var. Hakikaten suç işlemiş olanlar hakkında bağımsız yargı kararını versin. Fakat suç olmayan fiillerden dolayı mağdur olanlara insanlığımızı esirgemeyelim. Korkma! Onlar gene aynı kumaştandırlar. Değişmezler. Bitleri az kanlansın, işlerine geri dönsünler, az biraz kendilerine gelsinler gene aynı şakşakçılığa dönerler. Güçlünün yanında saf tutup gene baskıları alkışlarlar. Hatta tetikçilikte seni bir sollarlar. O yüzden onları tarafımıza çekemeyiz. Öyle bir amacımız yok. Biz onların ciğerini biliriz. 🙂 Ama işte biz solcular hep düşene acımış, el uzatmışızdır. Kalkınca bizi ısıracağını bilsek te… Müsterih ol hocam… Ben daha çok kendi mağduriyetine bakmadan hala düştüğü yerden bize çelme takmaya kalkan şuursuzlara cevap yazıyorum. Bir de Eğitim-Sen’den biraz örnek alsınlar, biraz dayanışma içinde olsunlar diye diğerlerini haklı olarak eleştiriyorum. Sen de her zamanki gibi bunu anlayamıyor üstelik orada burada bana laf yetiştirmeye kalkıyorsun. Bunu yapma. Laf uzadığında bir solcunun altında ezilirsin… Gerek yok. Dedim ya, biz sadece Türkiyenin değil, dünyanın kültürel elitleriyiz. tüm dünyada bu hep böyledir. Bunu kabullenin. Vasat çoğunluğun sağladığı iktidar avantajının keyfini çıkarın. Birbirinize torpil yapıp memleketi yeteneksiz idareci cennetine çevirin. Ama bari fikri alanda hududunuzu bilen. Haksız mıyım Sayın Hocam….?

  6. kendini beğenmişlik yaparak,nazik aşağılamalarınla,ideolojik tarihçiliğini örteceğinimi sandın..birde siz hala sağ muhafazakar falan ya sen ne hakla beni yaftalıyorsun ki,ben ne dedim sağcı falan değilim,o zaman bende sana stalinist bir pkk yandaşı derim nasıl güzel mi?viyana kuşatmasınıda iyi bilirim köprüyü tutmayan tatarlar yüzünden leh jan sobieskinin osmanlıyı arkadan çevirdiğinide çok iyi bilirim,bunları bilirimde bilmediğimi nerden çıkardın onu anlayamadım,o eserleri nefret ettiğim beynelmilel bolşevik ideolojinin açıklarını bulmak için okudum,ne var bunda bunları okumam size tabi olmam veya size özendiğim anlamına gelmez ki..cevaplarım basit demişsin. cevaplarımın basitliği karşımdakinin entellektüel birikiminin avam seviyesinde olduğu için olmasın..güya ince ince aşağılama yapıyorsun,sen benim üniversitede ne olduğumu nerden biliyorsun,kişileri tanımadan hüküm vermek,yafta vurmak teşhis koymak, anca böyle şeyleri cahiller yapar isterse prof olsun..tarihi iyi okudum sen üzülme senin gibi tek kaynaktan da beslenmedim..bu dersim yok kürtler ermeniler falan bunlara girmeye gerek yok..birde bu sitede herşeye cevap veriyorsun,kamu senlilerle bir sorunun mu var anlayamadım,kamu çalışanlarına anket yapsan en dik sendika 15 yıldır yapılan bu ceberrutlukların karşısında aslanlar gibi ayakta kalan yapılanmanın kamu sen olduğunu söyler..hukuki yönünü keskliler bile kabul ediyor,benim bulunduğum şehirde çok eğitim senli dava kazanmak için kamuseni kullanıp sonra yine örgütüne geri gitti..sadece çamur atıyorsun yani..fikirlerin tipik beynelmilel solcu fikirleri kominist olmayan herkes faşisttir mantığı,yani hastalıklı ve tedaviye muhtaç..

  7. Sayın Mustafa Kemalin Askeri… Niçin gerçeklere bu kadar kapalısınız? Bu kadar paranoya insan sağlığına çok zararlıdır. Rusça” Dos videnya moi drug” yazdım. “hoşça kal arkadaşım” demek… Slogan değil yani. 🙂 Değerli dostum 🙂 Ahıskalılar Özbekistan’a 1944’te sürgün edildiler. Özbeklerin katliamı ise Gorbaçov zamanında, 1980 lerin sonundaydı. Yani Özbekler propagandayla kışkırtıldı sözünüz gerçeğin değil, anlamsız bir polemiğin peşinde olduğunuzu göstermiyor mu? Siz tarihçi olabilirsiniz saygı duyarım. Ben de Türkoloğum. Ortaasya Türkleri konusunda da eğitim aldım. İstanbul Türkolojidenim. Şimdiki YÖK Başkanı Yekta Bey benim zamanımda Yardımcı Doçentti. Sizin rahmetli Erol Güngör’ün dul eşi Şeyma Hanım’ın asistanlığını da yapmıştı. Ben her ikisinin de öğrencisiydim. NİKİTA KRUŞÇEV, Stalin öldükten hemen sonra Parti Kongresinde Stalin’i suçlayan konuşmalar yaptı. Ülkedeki neredeyse tüm Stalin heykellerini ve posterlerini kaldırttı. Hatta tarine geçmiş olan Stalingrad şehrinin adını bile değiştirip Volgagrad yaptı. Tatarların ihaneti bilinen bir gerçektir. Naziler Tatarları zorla saflarına katmadı. Elbette belki zorla Nazi yapılanlar olmuş olabilir ama genel olarak kendi kararlarıyla ihanet ettiler çünkü Almanların kazanacağını düşündüler. Bundan faydalanmayı umdular. Sen hiç Nazilerin Doğu Taburlarını duymadın mı? İşte bunlar onlardır. Tarihçiyim diyorsun Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a Tataların ihaneti yüzünden yenildiğini bilmiyormusun? Mürted adının niçin oraya verildiğinden niçin haberin yok? Viyana Kuşatmasında Lehistan Ordusuna yol verip Osmanlıları bozguna uğratanın Tatarlar olduğunu nasıl bilmiyorsun hayret. Fakat yukarıda yazdım. Stalin bu ihaneti hain olup olmadıklarına bakmadan tüm Tatarları sürgün ederek cezalandırdıysa bu son derece yanlıştır. Ahıskalıların ise belki ihanet ederler diye sürgün edilmesi veya savaş sonunda dönmelerine izin verilmemesi külliyen yanlıştır. Kruşçev bu konuda özür dileyip dönüş izni vermesi haklıdır. Kaldı ki hainler cezalandırılabilir fakat hainin ailesinin bu cezayı çekmesi doğru değildir. Stalin hakkında yukarıda açıklayıcı bilgiler verdim. Yanlışlarıyla, doğrularıyla, başarılarıyla tarihteki yerini açıkladım. seninle anlaşamadığımız konu Stalin’in Sovyet lideri olmasından kaynaklanıyor. Senin gibi birisi Stalin Türk lider olsaydı, Türkiyeyi yönetseydi ve Kürtlere, Ermenilere, Rumlara, belki Çerkeslere bunun bin katını yapsaydı ona tapardın resmen. Öyle değil mi? Bak mesele çok daha kanlı ve trajik olan Ermeni tehciri konusunda veya Dersim’in ezilmesi hususunda aynı hoşgörü ve hümanizmi sergilemeyeceğin çok açık. O halde daha neyin eleştirisini yapıyorsun! Hitler’in Stalin’e demokrasi nutuğu atması gibi bir şey seninkisi. 🙂 Ben Sovyet Türklerini bilirim. Oradan çok arkadaşım oldu. Kazak, Özbek, Azerbaycanlı, Kırgız ve karakalpak dostlarım oldu. Üniversitede Çuvaşça Hocam Aleksandr Vasilyeviç Simonof’tu. Çuvaş Turküydü. Hepsi Sovyetler Birliğini saygıyla anarlardı. Elbette eleştirdikleri noktalar vardı. Özellikle batılı markaların, ürün çeşitliliğinin az olması, genellikle yerli malı ürünlerin bulunması konusunda eleştirileri olurdu. Fakat Sovyetleri her zaman Türkiyedeki kapitalizmden daha insani, daha güvenceli ve adaletli bulurlardı. Sadece onlar değil, Jivkov milliyetçiliğinden kaçıp Türkiyeye gelen Bulgar Türkleri de Jivkovun Türklere anadilde ve Türk ismi konusunda çıkardığı problemler dışında Bulgaristan Sosyalist Cumhuriyetinden övgü ile söz ederlerdi. mutlaka biliyorsundur ds bilmemezlikten geliyorsun. Bakın yukarıda belirttim siz ne kadar kabul etmek istemeseniz de Türk sovyet Halkları bu günkü medeniyet seviyelerine Sovyet döneminin eğitimi, çalışması, emeği ile geldiler. Büyük komutanlar, bilimadamları, yazarlar, besteciler, sanatçılar, mühendisler yetiştirdiler. Milletlerin teşekkülü böyledir bu halklar Sovyet döneminin kalkınma sürecinde alınterlerini döktüler, Büyük Savaşta kanlarını döktüler. Onların teri ve kanıyla bir tarih yazıldı. BHakın size gene küçük bir anektot vereyim. Bazen “Halkların kardeşliği” diye bir slogan duyarsın. Bu söz Stalin’e aittir ve Yüce Gönüllü, Kahraman Kırgız Halkı için söylenmiştir. Şöyle: Naziler aniden büyük bir şiddetle saldırdığında batıdaki Rus ve Ukrayna şehirleri mahfoldu. Yüzbinlerce insan öldü. Bu insanların küçük çocukları yetim kaldı. Sovyet iktidarı yetim çocuklarla bu koşullarda ilgilenmekte zorlanıyordu. O yıllarda Kırgız halkı adına Kırgız emekçileri sovyeti Stalin’e mektup yazdı. Mektupta “Yoldaş Stalin, batıdaki emekçi kardeşlerimizin yetim çocuklarını bize yollayın. Biz emanetlerini savaş bitinceye kadar kendi çocuklarımız gibi bakacağız” Stalin yetim binlerce, daha sonra onbinlerce yetim kalmış Rus, Ukraynalı, Belarus ve Baltıklı çocukları trenlerle Kırgızısyan Sovyetine yolladı. Çocuklarını Kızılordu saflarında cepheye yollayan Kırgız anne ve babalar tren istasyonlarında bekleyip bu yetimleri aldılar. Üzerlerine kaydettiler ve savaş sonuna kadar kendi çocukları gibi onlara baktılar. Savaş bitince Stalin bu çocuklar için yatılı okullar açtırdı. Okudular, meslek sahibi oldular. Bu gün dahi Rusyada, Ukraynada, Baltıklarda yaşlı insanlar vardır. Onlar derler ki: “Bizim iki anne babamız var. Biri savaşta ölen anne ve babamız, diğeri de Kırgız anne ve babamız.” Onları hep sevgiyle hatırlar ve sağ iseler ziyaretlerine giderler. Stalin bu sebeple Bişkek’e büyük bir kültür sarayı inşa ettirdi. Bu sarayın adı:”Halkların kardeşliği Sarayıdır.” Bahçesinde bir anıt vardır. Kucağını açmış kırgız erkek ve kadın ve onlara doğru koşan küçük çocuklar… İşte sizin anlayamadığınız şey budur. Bu insanların ortak bir tarihi, bir hukuku, tanışıklığı, dayanışması ve yirmiyedi milyon insanın kanı ile mühürlenmiş bir kardeşliği vardır. Oysa siz buradan bakıp anca şöyle düşünürsünüz: “Ahanda gomoniz ruslar bunları asimile edip ruslaştırmış.” İşte siz bu kadar bilirsiniz. Halbuki mesele bu kadar sığ ve sağcı-Amerikancı yalanlardan ibaret değildir. Moskovanın savunulmasında Volokolams şosesi savunmaları çok ünlüdür. Bu şoseyi Panfilov alayı adlı bir kızılordu birliği korumaktadır. Bunlar Kazakistanlı Bourdcan Momuşuli komutasındaki Rus, Azeri, ermeni, Gürcü, Kazak ve Özbek askerlerden oluşmuştu. Bu askerler tank avcısıydı. Tek bir Alman tankını oradan geçirmediler. Teğmen Momuşuli birkaç sene sonra Berlin’e yürüyen ordularda görev yaparken Albay rütbesine çıkmıştı. Tüm sovyet halkları onlarla gurur duyar. Azerbaycanlı efsane tank komutanı Azi Aslanov Stalingrad savaşının büyük kahramanıdır. Gene Fezayir Abbasov Sovyetlerin büyük savaş pilotlarındandır. Her ikisi de Sovyetler Birliği Kahramanı nişanı almıştır. Sayın Hocam… Ben ihanet edenleri değil, işte bu kahramanları tanırım. Hitler’in Parlamento Binasına Reichtag’a o ünlü ilk Sovyet Bayrağını çeken Dağıstanlı Abdülhakim İsmailov’u bilirim. Onun bayrak dikerken çekilen fotoğrafı savaşın sonunun sembolü ve dünyanın en ünlü fotoğraf karelerinden biri olmuştur. Ve tüm Sovyetlerin gururudur. Sayın Hocam… Tarihi bilin. Tarihi öğrenin. Ankara savaşını da, Viyana kuşatmasını da, Dünya Savaşlarını da bilin. Sizin yüzünüzden çok üzülüyorum. Bana yazık değil mi. Sen de üniversite mezunusun ben de… Öğrenci kafesinde reyizlerle okey oynayıp sınavdan sınava anfiye girmedim. Böyle bir lükse ne talip oldum ne tercih ettim. Hem Osmanlıca, hem kiril hem de Göktürk alfabesiyle ders gördüm. Hem Altayistik hem tasavvuf hem modern edebiyat gördüm. Ama gocunmuyorum. YUKARIDAKİ YAZILARIMDAN BİRİNDE BELİRTTİM. BİZ TÜRKİYENİN KÜLTÜR ELİTLERİYİZ. BİZİ BOĞAZDA VİSKİ İÇEN BURJUVALARLA KARIŞTIRMAYIN. BİZ PARA-PUL, MAL-MÜLK, MAKAM-MEVKİ ELİTLERİ, BADEM BIYIKLI TORPİLLİ SÜNEPELER DEĞİLİZ. Biz sol kesimiz. Vasat çoğunluktan her zaman azız. Nicelik yönünden az, nitelik olarak en üstteyiz. İktidar genellikle vasatındır. Fakat bizim olmadığımız topraklar cehaletin, ilkelliğin ve bayalığın çölüne döner. Bu yüzden içimizden bazı zayıf halkaları koparıp, parayla, makamla satın alıp mankurtlaştırırlar, tüm sağ iktidarlar kendi vasat kitlesinde bu meziyeti bulamadığı için satın alınıp mankurtlaştırılmış eski solcuları kullanır. Tüm ünlü gazeteciler, yapımcılar, fikir adamları, yazarlar, sanatçılar, medya bizden yetişir. Değerli Hocam… Niçin hepiniz aynı davranışları gösteriyorsunuz. Ben şimdiye kadar Kapital’i okuduğunu, Marksizme vakıf olduğunu, çok bilgili falan olduğunu söyleyen o kadar sağcıyla karşılaştım ki. İçlerinden bir tanesi bile bu söyledikleri konusunda doğru söylemiyordu oysa. Biz bunu çok çabuk anlarız halbuki… 🙂 İnsanlar bildiklerini söyler, bilmediklerini dinler, okur ve öğrenirler. Sağ-muhafazakar veya Türkçülerin bizim karşımızdaki aşağılık kompleksleri bitmedi gitti. Yahu iftihar ederiz. Bilgili olun, aydın olun, araştırmacı olun en çok biz seviniriz. Bak hala yukarıda söylediklerime karşı basit yorumlarla cevap yetiştirmeye çalışıyorsun. halbuki en basitinden kendi milli tarihinden Ankara Savaşı ve Viyana Kuşatması hakkında bile yeterli bilgiye sahip değilsin. Ya da daha da kötüsü biliyor olmana rağmen bilmemezlikten geliyorsun ki bu da seni bir tarihçi değil, basit bir siyasi tezahüratçı yapar. Sayın hocam. Gerçekler, mühim olan gerçeklerdir.

  8. sizin yazdıklarınız bence ihtilaflı,bazı şeylere cevap bile vermemişsiniz ki buda benim dediklerimin teyit edildiğini gösterir..kruşçevin kırım tatarları ve diğer sibirya sürgünler konusundaki özrü ve bunların geriye dönmelerinn sağlanması mesela..sovyetler bunları borç diyorum bu kesindir,sovyetlerin karabük sanırım demir çelik fabrikasının yapımında kredi verdi bu da borç,uluslarrası ilişkilerde kimse babasının hayrına bir şey vermez..kırım tatrlarının ihanet ettiğini söylemişssiniz,almanların işgal ettiği yerlerde almanlar bunları baskı ile ordularına falan aldılar doğru..işgal bittikten sonra stalin bunları ihanetle suçlayıp çoluk çocuk vagonlara doldurup sürgün etti..ve binlercesi yollarda veya sovyetlerin işkenceleri ile öldüler..ahıskalılara saldıranlar doğru özbekti,ama ahıskalılar oraya gönderilmeden müthiş propaganda ile özbek türkleri kışkırtılarak onların üzerine saldırtıldı..ahıskalılar mutluymuşta yok konutlar yapılmış..ondan mı dünyanın hertarafına kaçtılar,bugün bile amerikada dünyanın her tarafında bir sürü ahıskalı var..Türk halklarını birbirine düşman ederek onları bölerek uluslara ayırmanın mantığı nedir?ben kürtlere bir çakıl taşı vermem,anadilde eğitimde dahil..sovyetleri ne kadar da hümanistmişte haberimiz yokmuş..sizin tarih anlayışınızın anlattıklarınızın ispati yok..oradan gelen insanların anlattıkları şahitler var anılar var..stalin en büyük katliamcı liderlerden biridir rusça bir şey yazdın ama yanlış yazdın galiba.. yazdın..ideolojik slogan mı sizin anlattıklarınızda aynı..tarihçiyim ben iyi eski yazı okurum,hep okurum dünya tarihinede vakıfım..bence sen bana sor öğrenmek istediklerini..sprosite, chto vy uznali..nevezhestvo trudno..

  9. Sayın Mustafa kemalin askeri… PKK veya dinci gericiler hangi kurumda nerede varsalar tasfiye edilmelidir. Bu konuda bir itirazım yok. Benim itirazım Bunun somut kanıtlara dayanmadan, kanunen suç teşkil edecek bir fiil ortada yokken ve bağımsız yargının kararı olmadan hukuk dışı ve keyfi biçimde yapılmasıdır. MEB disiplin yönetmeliğinde değil yasadışı örgüt, AKP dahil yasal bir partiye üyelik bile ihracı gerektirecek suçtur. Yasalar açıktır. Yasal protestolar, grevler, eylemler, hükümet politikalarına demokratik kurallar çerçevesinde karşı çıkmak gibi eylemlerden örgüt üyeliği sonucu çıkarmak çok ciddi hak ihlalleri ve hukuki problemler yaratır. Buradan bir cadı avı, linç ve keyfi cezalandırmalar uygulanırsa bundan Türkiye çok büyük zarar görür. Kanunlar açıktır, hukuk bellidir. Her şey hukuka göre yapılmalıdır. GELELİM SOVYETLER BİRLİĞİNE… Yukarıda açıkladım. Fakat bunu da kendi ideolojik sloganlarınızla izah etmeye çalışmışsınız. Halbuki ben gerçekçi yaklaşımdan yanayım. Stalin başarılı bir liderdir. 1924 yılında Lenin’in ölümüyle ülkenin en önemli idarecisi olmuştur. Bu süre boyunca tüm ülke tarımını kolhoz ve sovhoz modeline geçirmiş ve modern tarım ile artan geliri endüstriyel kalkınmaya harcamıştır. 1941’de Naziler saldırdığında Sovyetlerin böyle bir saldırıya direnecek bir sanayi, endüstri, tarım ve bilim altyapısı vardı. Yetişmiş ve disiplinli bir insan gücü, ağır bombarduman altında yeni silahlar(katyuşa-T32-Tupolev) tasarlayan mühendisler ve bunu üretecek işçi sınıfı vardı. Stalin inanılmazı başarıp Nazileri berline kadar kovaladı ve kesin bir zafer kazandı. Savaştan sonra yakılıp yıkılan Sovyetleri tekrar ayağa kaldırdı. ABD’den dört sene sonra kendi nükleer gücünü ve atom bombasını yaptı ve uzay çalışmaları için ilk adımları attı. Stalin 1953’te öldüğünde Sovyetler Birliği dünyanın en büyük demir-çelik, pamuk, tahıl ve petrol üreticilerinden biri olmuştu. Nükleer güce sahip, uzay çalışmaları yapan, ülkesinde işsizliğin olmadığı, herkese konut sağlandığı, kreşten üniversite bitene kadar yaygın ve bedava eğitim olanaklarının olduğu ve her tür sağlık hizmetinin halka bedava sunulduğu süper bir devlet olmuştu. Oysa 1924’te lider olduğunda hala açlık sorunu devam ediyordu, eğitim ve sağlık hizmetleri kısıtlıydı, tarım eski usul ve sanayı çok geriydi. Sayın hocam başarı denilen şey budur. Ve Stalin dünya tarihinin gördüğü en başarılı liderlerden biri, belkide birincisidir. Elbette bu süre boyunca pek çok da hata yapmıştır, dünyada ilk kez uygulanan ve örnek bir modeli olmayan bir sistemi deneme yoluyla, el yordamıyla başarıya ulaştırmıştır. Evet o bir diktatördür, o dönemin koşullarında diktatör olmak zorundadır. TATARLARDAN BAHSEDELİM… Tatarlar çok ilginç bir halktır. Tarihleri ilginç olaylarla doludur. Ne zaman ne yapacaklarını bilemezsiniz. Şahsen ben halkları suçlamam. Tatarlar güzel, sıcak bir halktır. Sanatları, mimarileri, medeniyetleri vardır. Haksızlık yapmak istemem. Sürç-i lisanımdan dolayı tüm tatarlardan şimdiden özür dilerim. Şimdi gelelim tarihe. Yıldırım Beyazıt ile Timur’un Ankara savaşında Tatarlar aniden Timur’un tarafına geçince Osmanlılar bozguna uğradılar. Bayazıt Timur’a esir düştu. Hayatı boyunca aşağılandı, söylenenlere köre kahrından kafasını demir parmaklıklara vura vura ölmüştür. Beyazıt’ın karısını gözünün önünde Timur askerlere hediye etti. Tam bir trajedidir. Daha sonralarda Tatarların otağ kurduğu yere Kafir-dinden çıkmış manasında “Mürted” adı verildi. Ankaradaki Mürted hava üssünün adı oradan gelir. 🙂 Yoksa insan bir yere niye “mürted” adı verir ki? Di mi ama… 🙂 Fakat Tatar kardeşlerimizin tarihte başka icraatleri de olmuştur. Osmanlılar tarihlerinde İstanbulun fethinden sonraki en büyük ikinci atılımlarını yapmak üzereydiler. Türk ulusunun kaderini değiştirecek bir olay oluyordu. merzifonlu Koca Mustafa Paşa Viyanayı kuşatmıştı. Şehir düşmek üzereydi. Hatta Viyananın idarecileri teslim şartları konusunda toplantılar yapmaya başlamışlardı bile. Viyanayı kurtarmak için Lehistan(Polonya) ordusu Jean Sobiseskiy komutasında yola çıkmıştı. Fakat bir nehri geçmeleri gerekiyordu(Galiba Tuna’yı)Nehrin üzerindeki köprüyü Tatar Hanının birlikleri tutuyordu. Lehistan ordusunu geçirmeyeceklerdi. Fakat tek ok bile atmadan, tek tüfek patlamadan koca Lehistan Ordusu köprüyü geçti. Osmanlılar Viyana surlarının dibindeydi, şehir düşmek üzereydi. Sonraaaaa… Koca Leh ordusu bir anda çıkageldi, Osmanlı ordusu Lehistan ordusuyla Viyana surları arasında ezildi. Tam bir katliam oldu. Merzifonlu Paşa koca ordudan geriye bir kaç bin askerle Budin kentine kendini zor attı. Öfkeye kapılan padişah da Paşanın kellesini aldı. Tatarlar bu sefer de bizi Polonyalılara satıvermişlerdi. 🙁 Aradan yıllaaaar geçti. Tatarlar artık Sovyet vatandaşıdır. 1941’de aniden Alman Nazi orduları Sovyetlere saldırdı. Çok güçlü gelmişlerdi. Kızılordunun batı kanadı çok ağır hasar gördü. Kızılordu kontrollü olarak geri çekiliyordu. Ülke yanıyordu. Bu arada Tatar Gardaşlarımız bu sefer Kızılorduda asker ve subaydılar. O yıllarda Türkiye de Nazilere sıcak bakıyor, İsmet paşa Almanların kazanacağına inanıyordu. Araları o yıllarda çok iyiydi. Naziler Leningradı ve Moskovayı kuşattılar ama bir türlü alamadılar. Odessa ve Sıvastopol’ü yerlebir edip ele geçirdiler. Kiev’i işgal ettiler. Fakat Sovyet direnişini bir türlü kıramıyorlardı. Bunun üzerine güneyden, karadeniz hattından doğuya, Bakü petrollerine ve kafkasyaya yönelmişlerdi. Petrolü ele geçirirlerse Sovyetler benzinsiz kalacak ve yıkılacaktı. Gestapo ve Gehlen Örgütü “Prometeus” adlı bir operasyon başlattı. işgal hattında Rus olmayan halkları kendi saflarına katmak için Türk istihbaratından da yararlanarak bazı görüşmeler yaptılar. O zamanın (şimdi ismi akloımda değil. Almanyada eğitim almış, Nazi sempatizanı Türk istihbaratında müsteşar olan bürokrat bu işle ilgileniyordu. hatta bunun için Kırım’ın Alman kontrolündeki bölgesine gidip görüşmeler bile yaptı)) Önce Ukrayna Katolikleri ihanet etti. Sonra ansızın Kırım Tatarları uniformaları, silahları ve subay olanlar Kızılordunun savaş planları ve askeri haritalarıyla beraber Nazilerin tarafına geçtiler. Ve Kendi ordularına ateş açtılar. Tatarlardan sonra daha Naziler o bölgeye gelmeden Çeçenler ihanet edip Kızılorduyu arkadan vurdular. Almanlar Stalingrad önüne geldiğinde Sovyet istihbaratı Ahıska bölgesinde yoğun Türk ve Nazi istihbarat faaliyeti rapor ediyordu. Defalarca kez olan gene olabilirdi. Stalin’i uyarıyorlardı. Fakat şunu söylemem gerek. Ahıskalılar Tatarlar, Çeçenler ve Ukrayna Katolikleri gibi ihanet etmedi. Onlar ihanet edebilirler diye bir tedbir amaçlı Özbekistan’ın Fergana bölgesine yollandılar. SONUÇTA SOVYETLER BİRLİĞİ BU KORKUNÇ SAVAŞTA YİRMİ YEDİ MİLYON YURTTAŞINI KAYBETTİ. Tarihin gördüğü en destansı savaşları verdiler ve Alman ordusunu kovalaya kovalaya Berlin’e kadar ilerlediler. Bizim Tatar gardaşları Berlin’in ara sokaklarında saklandıkları yerlerden söküp aldılar. Cezalandırıldılar. Aileleri de sürgün edildi. Zalim Stalin Tatar gardaşlarımızın geleneksel ve tarihsel ihanet etme hakkına saygı göstermemiş ve onları trenlerle sürgün etmiştir. Niye? Çünkü Tatar Gardaşlarımız bizim sürgün ettiğimiz Ermenilerden daha masumdur. 🙁 Mübadele ettiğimiz Rumlardan, 6-7 Eylülde linç edip yağmaladığımız İstanbullu Rumlardan, Dümdüz ettiğimiz Dersimlilerden çoook daha masumdur. 🙂 Rus, Özbek, Ukraynalı, Belarus, Azerbaycanlı, Türkmen, Kırgız, Kazak, Gürcü halkları destansı bir mücadele ve fedakarlıkla Nazilerle savaşırken, 27000000 insan hayatını verirken Tatarların Gardaşlarımızın onlara ihanet etme özgürlüğü vardır. Öyle değil mi Hocam? Halbuki bu ihanetin çeyreği sana yapılsa eminim senin kafandaki biri Stalin’i mumla aratırdı. 🙂 Onları sürgün etmez, sokaklarda linç ederdin. Yanılıyor muyum. Buna mukabil benim de soydaşım olan Ahıskalılara yapılanlar haksızlıktır. Çünkü Ahıska ihanet etmemiş, tedbir amaçlı Özbekistan’a yollanmıştır. Sovyetler, daha sonra geri dönüş izni vermeliydi. Stalinden sonra kısmen bu izin verildi. Fakat sizin geleneksel ikiyüzlülüğünüz burada da ortaya çıkıyor. Ahıskalılar Özbekistanın en verimli arazileri olan Ferganaya yerleştirildi. Toprak verildi. Ahıskalılar orada kolhozlarını kurup çilek yetiştiriciliği yapıyordu. Stalin’e yollanan NKVD raporlarında bu halk için övgü dolu sözler söylenmişti. Çok çalışkan, başarılı, örnek Sovyet Yurttaşları oldukları rapor ediliyordu. Bunun üzerine Stalin kendi el yazısıyla Özbek Komünist partisine Ahıskalılara yardımcı olunması, kolaylıklar sağlanması yönünde bir mektup yolladı. Tüm Sovyetlerin en kaliteli çileğini yetiştiren Ahıskalılar kısa zamanda Özbekistan standartlarının çok üzerinde bir yaşam düzeyine ulaştılar. Güzel evleri, kapılarında arabaları vardı. Bu durum Özbekleri kıskandırıyordu. Yıllar sonra Gorbaçov döneminde pazar yerinde bir tartışma esnasında özbekler bir Ahıskalı yaşlı kadını dövdüler. Ahıskalılar da Özbek serserilere dersini verince Özbekler sokaklara dökülüp benim soydaşlarımı linç etmeye kalktılar. Özbek polisi nedense olaylara müdahalede çok yetersiz kalıverdi. İnsanlar öldürüldü, evler, arabalar yakıldı. Allahtan Ferganadaki Kızılordu Garnizonunun komutanı yukardan emir gelmesini beklemeden müdahale edip Ahıskalıları kurtardı, garnizona yerleştirdi. Özbekler garnizonu kuşattı, Ahıskalıları kendilerine teslim etmelerini istedi ama komutan buna izin vermedi. Bu olanlar 1944 sürgününden daha kanlı ve vahşi bir olaydır. İkiyüzlü milliyetçiler bundan pek bahsetmezler. Ne de olsa katiller de Türk. Bir avuç Ahıskalı için koca Özbek halkını suçlamak istemediler. Tıpkı Gorbaçov gibi… Olay kapatıldı, Ahıskalılar başka bölgelere yerleştirildi. 1944 için sahte gözyaşı dökenler Fergana katliamından hiç söz etmezler. veya gene suçu başkalarına atarlar. TÜM BUNLARA RAĞMEN ELBETTE SUÇ ŞAHSİDİR. KİM SUÇ İŞLEMİŞSE O CEZALANDIRILMALIDIR. TÜM BİR HALKIN SÜRGÜN EDİLMESİ SAVUNULAMAZ. KALDI Kİ KOMÜNİZMİN İLKE VE PRENSİPLERİNE AYKIRIDIR. Tıpkı Çindeki gibi… Fakat Sincan özerk bölgesi neticede bellli anayasal haklara sahip bir bölgedir. Tek çocuk politikasından muaftır. Sincan için geçerli değildir. Sana yanlış bilgi vermişler. Tek çocuk Çinliler içindir. Uygurlar bu kurala tabi değildir. Fakat Sovyet ve Çin topraklarındaki inmsanlar için gösterdiğin bu engin demokratlık 🙂 ve hümanizmi niçin kendi ülkenin Kürt yurttaşları için göstermiyorsun hayret. Bak ben senin kadar insan hakları havarisi 🙂 değilim. Kürtlere kesinlikle özerklik, sovyet benzeri cumhuriyet, muhtariyet gibi idari şekiller istemem. Ne ayrı marşları olsun, ne özerk parlamentoları ne de yerel polisleri. Ben Sovyetler kadar özgürlükçü değilim.Belli bazı kültürel hakları, Türkçeyi öğrenmek ve resmi işlerde kullanmak şartıyla anadilde eğitim hakkını ve belediyelerin yetkilerinin biraz daha arttırılmasını yeterli buluyorum. Daha fazlasını sen versen de ben karşı çıkarım. Kürtleri mankurtlaştırarak elimize bir şey geçmez. Türkiyede Kürtler General de olmuştur, Başbakanda. Tabi Türk olmak şartıyla… 🙂 Oysa Sovyetlerde Rus olmaları gerekmez. Sovyet olmaları yeterliydi. 🙂 Malüm Sovyet “halk meclisi” demektir. Bir millet adı değildir. Bu yüzden Sovyet olunca ulusunu inkar etmiş olmazsın. Sovyet Bayrağı da Rus Bayrağı değildir. İşçi-Köylü ittifakını sembolize eden sosyalizm bayrağıdır. Bir millete ait değildir. Sayın Hocam…. Sovyetler Birliği Türk halklarının modern çağa ulaşmasını, 20. yüzyıla adaptasyonunu sağlamıştır. Ortaasya Türk halkları Sovyet dönemi sayesinde bu gün ne Afganlılara, ne Pakistanlılara ne de Araplara benzerler. Sovyet Anayasasında serlf determinasyon hakkı Leninden beri vardır. Gorbaçov zaten anayasanın bu maddesini işleterek Sovyetleri dağıtıp bağımsız devletler kurmayı teşvik etmiştir. Bu gün Tüm Sovyet Türk Cumhuriyetleri bak tekrar söylüyorum. Hepsi Sovyet Tarihleriyle gurur duyarlar. Ben Kırgız ve Kazakları Sovyetlere bağlı bilirdim ama her yıl yapılan anketler Azerilerin %67 oranında Sovyetleri özledikleri sonucu çıkmıştır. Azeriler beni şaşırttı vesselam. Kısaca eğer gerçeklere nesnel olarak bakarsak ne senin dediğin gibi her şey çok kötüdür ne de bazı romantik solcuların dediği gibi her şey çok şahanedir. Gerçekçi olalım. Sovyet yardımı konusunda yukarıda yazdım. Bu yardım sadece para ve silah değil, askeri danışmanlık, diplomatik destek ve Cumhuriyet dönemi sanayi yardımını da kapsayan geniş bir dayanışma sürecidir. Bu konulardaki saptırmalar soğuk savaş takıntısı yaşayan sağcılar için şaşırtıcı değildir. Ne de olsa dünyaca ünlü Rus salatasına bile sırf Rus dememek için kalkıp Amerikan salatası diyecek kadar şuursuz bir geleneğe sahiptir. Bu sebeple tarihsel gerçekler konusunda dürüst davranmalarını da beklememek lazım. Biliyor musun. Büyük zaferden sonra Ankara hükümeti Lozan görüşmelerine gidemiyordu. Çünkü İngiltere Ankara Hükümetini tanımıyor, Türkleri temsilen sadece Damat ferit’in ve Vahidettin’in istanbul hükümetini tanıyordu. Düşünsene zaferi kazanan sensin ama barış görüşmelerine senin yerine Damat ferit gidiyor. 🙂 Sovyetler orada sağlam bir tavır koydu. Biz Ankarayı tanıyoruz, İstanbul’u tanımıyoruz, Türklerin temsilcisi Ankara hükümetidir dedi. Dayattı, ısrar etti de biz Lozan’a öyle gittik. Yani hocam. Çok önemli değil. Sovyetler yardım etmiş, etmemiş. Mühim olan bilimsel bilgidir. Gerçeklerdir. Sovyetler bize tarihimizin en hayati döneminde el uzattılar. Dostluk ve dayanışma gösterdiler. Bunu bilmek ve kabul etmek bizi küçültmez, tam tersi yüceltir. Bakın Sovyetler Birliği yaptığı yardımları borç hanesine yazmamıştır. Hatta daha sonra bizim ağır sanayimizi biliyorsun Sovyetler kurmuştur. Bizden bunun karşılığı para almamış onun yerine tahıl, fındık, tutün gibi ürünlerle ödememizi kabul etmiştir. Biz 1970 lere kadar Padişahın, Osmanlının borcunu ödedik. Kısaca küçük bir teşşekkürü ve dostça bir tebesümü hak etmediklerini söylemek, saygıyı hak etmediklerini söylemek Yüce Türk Ulusuna yakışmaz. Çarlık Rusyası İngilizin oyuncağıydı. Ama Sovyetler her zaman bizden bir saygıyı hak ediyor. Çok uzun ve ihtilaflı şeyler yazmışsın. İzah etmesi çok uzun zaman alıyor ve eksik oluyor. Mümkünse bilmek istediğin mevzuları tek tek sormalısın… Dos videnya moi drug… 🙂

  10. hangisini düzelteceğimi şaşırdım..stalin başarılı demişsiniz,stalinin kırım tatarlarına yaptıklarını herkes bilir,ahıskalılara yapılanlar,bunları niye konuşmuyorsunuz anlatmıyorsunuz,stalinin yaptığı katliamlardan dolayı 60 lı yılarda kruşçev özür dileyip sürgün olanlarında geri dönmesine izin vermiştir..sscb emperyalist değil demişssiniz Türkistanı kafkasyayı işgal edip oralardaki halkaların asimile edilmeye çalışılması ki kısmen başarılıdır,Türkistanın 5 cumhuriyete bölünmesi bile emperyalistçe bir uygulamadır,dine müdahale,bugün o Türk cumhuriyetleri birbirini sevmez ayrı bir millet gibi görürler birbirlerini mesela türkmenistan ve azerbaycan birbirine düşmandır..kimse Türküm demez,kabul etmez..bunların arasına bu fitneyi sokan türkistanı parçalayan ruslar ve sscb dir..bilhassa Türklerin kimliğini yok etmiştir..o saydığınız kişiler o başarıları Türk olarak yapabilirlermiydi haydi sorayım Türk kimlikleri ile yapabilirlermiydi..mankurtlaşmış ruslaşmış tipler bunlar..onlar gibi olursan onlara tabi ve entegre olursan refahıda başarıyı da kazanırsın..90 lı yıllarda azerbaycan baküde tankları sokup katliam yapan sscb emperyalist değil öylemi,türkistanın petrolünü uranyumunu madenlerini sömürüp kullanan sscb değil mi?birde hiç şunu sordunuzmu ruslar bugün 200 milyon olmuş ama türkistandaki türk cumhuriyetlerini nüfusunu türk olanları toplasan 60 milyonu geçmez..2. dünya savaşında almanların karşısına milyonlarca Türkistanlı sürüldü,çoğalmalarına nüfus planlaması ile engel olundu,ve içlerinde bugün hala rusyaya bağımlı aliyev gibi liderler yetişti..ermenilere ağır silahlar verip azaerbaycan Türkünü katliam ettiren de sscb..gelelim çine çin sizin sincan dediğiniz bizim doğu türkistan denilen bölgede bugün bile akıl almaz katliam ve baskıları sürüyor,çocuk yapmalarına engel oluyorlar Türkleri uzak çin içlerine zorunlu iskan çinlileri doğu türkistan iskan edip Türkü bitirmeye uğraşıyorlar ki,başarılıda oldular..yani diyorum ki asyadaki kominizm Türk halkalarına kan ve göz yaşı getirdi..boyun eğenlere onlar gibi olanlara kimliğinden vazgeçenlere ise mutluluk refah doğru..asyadaki müslüman halkları kominist devrime katmak için galiyefi kullanıp sonrada tasfiye idam ettiler..hadi herşeyi geçtim bir milletin kendi kaderini tayin hakkı yokmu?self determinasyon yani..istiklal savaşındaki hind müslümanlarının gönderdiği altınlar ile buharalı türklerin lenine gönderdiği parayıda nasıl karıştırıyorsunuz,tabi sadece tek kaynaktan beslenme olunca tek taraflı düşünce tarih anlayısı..hind müslümanları yani bugünkü pakistanlılar mustafa kemale kurtuluş savaşında kullanılsın diye yüklü miktarda altın gönderiyor Atatürk bu altınları kurtuluş savaşında kullanılmak üzere Türk maliyesine senet karşılığı yani borç olarak veriyor..savaştan sonra maliye bunu atatürke geri ödüyor..Atatürk bu para ile iş bankasını kurduruyor iş bankasının sermayesi buradan gelir..bu ayrı bir yardım yani..gelelim Buhara Sovyet Halk Cumhuriyeti, 1920 ile 1924 yılları arasında Sovyetler Birliği … Sovyet Rusya içerisinde Buhara Özerk Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti …buhara cumhuriyetini son cumhurbaşkanı olan osman kocaoğlu,bekir sami bey moskovaya gidip leninden yardım istedikten sonra osman hocada lenin ile görüşüyor,lenin türklerin istediği yardım meblağını karşılaymacakalrını söyleyince osman hoca bizde altın vardır verebiliriz deyince lenin memnun bir şekilde ne kadar verebileceklerinizi söyleyince yüz milyon ruble diye cevap verir neyse osman hoca buharaya döner mecliste tek karşı oy bile çıkmaz itiraz bile çıkmadan yardım onaylanır..para hemen rus hazinesine teslim edilir..para ve silahlar para değeri ile 10 milyon ruble ankaraya verilir..bu da borç olarak,ankara bunu da sonra sscb ye öder..ha onuda vermyebilirmiydi sovyetler doğru vermeyedebilirdi..enver bey büyük bir idealisttir bizim için..idealleri için şehit düşmüştür..anadoluya gelse atatürkün yerine rahatlıkla başada geçebilirdii,çünkü meclis ittihatçı ağırlığı vardı,ama enver bey kurtuluş savaşına sekte vurup ikilik çıkartmak istemedi,sakarya harbinden sonra kendini orta asyaya attı..mustafa suphi olayını daha önceki yazılarımda anlattım,mustafa kemal ondan faydalanmış sonrada tasfiye edilmiştir..kahya yahya Atatürkün adamı,topal osmanda öyle..hepsi tasfiye edilmiştir sonra..Atatürk ulus devlet ve üniter yapıyı kurmuştur,o ve silah arkadaşlarına minnettarız,evdeki bulgurda gidiyordu Türk milleti tarih sahnesinden belki çekiliyordu,Mustafa kemal Türk milletini yok olmaktan kurtarmış,kul bir topluma yeniden ulus bilinci vermiştir..bu yapı tavizsiz korunmalı..bu yapıyı tasfiyeye uğraşan etnik bölücüler ve dinciler ezilmeli..benim fikrim bu..başka ülkelerin sosyalistleri koministleri bilhassa avrupada kendi ülkesinin çıkarı oldumu adam aslan kesilir,bizim sosyalistler ve koministler ise gayri milli küresel evrensel değerler enternasyonel falan..ilkönce milli olacaksın sonra evrensel değerler..Türkiyenin kurucu felsefesi Türk milliyetçiliğidir,onu savunanlar hiç bir zaman tehdit sayılamaz..şu anda sizin sendikanıza hakim olan grup yurtseverler değil mi ha bu yurtsever tabirini sizin söyleminiz olduğu için kullanıyorum..neyse karşıt fikirlerle tartışmayı severim,sol literatürede hakimimdir,marks engels, Leo Huberman kominist manifesto das kapital vesaire.idalist kişiler donanımlı olmalı.ekonomik olarak devletçi üretim araçlarının devletin elinde olmasını savunan biriyim,özelleştirmeci liberal ekonomileri hiç tutmam,ama yönetim şekli Türk milletine dayalı kurucu dinamik olan Türk milletine dayalı olmalı yani ulus devlet merkezi ve çok güçlü üniter yapı ve çok güçlü bir ekonomi ve ordu..Türk dünyasının en azından kültürel olarakta hazır olduğunda ab türü ortak bir ekonomik sistem ve ortak bir çok güçlü bir Türk ordusu kurulmasını isterim..neyse ikimizde birbirimizin argümanlarını kabul edemeyiz zaten..etsek ya siz bizim yanımızda yada biz sizin yanınızda olurduk..dedim ya kominizm bilhassa çin ve sscb türk halklarına çok gözyaşı ve kan verdi,kabulu zor bir şey ama bu böyle..martin luther king bir konuşması vardı bir hayalim var bir rüyam var diye bizimki de o hesap ,sizn kide aynı,tabi idealist insanlar her zaman olmalı..esas tehlike hayali soyut ideali olmayan bir gençlik ve toplum..gerçi seksende bizim toplumun o yönünü biçtiler..neyse mücadeleye devam hayaller için..öbür konular ile ilgili gerçekten bölücü varsa tasfiye edilsin ki var,bunu sizde biliyorsunuz olduğunu,tasfiye edilmeliler..hiç bir devlet buna tahammül etmez..bilmem anlatabildim mi?

  11. Sayın mustafa kemalin askeri… Beni hayal kırıklığına uğratıyorsunuz. Halbuki ben burada medeni ve entellektüel bir muhabbet yaparız, diyalektik bir tartışma ile faydalı sonuçlar elde ederiz diye ummuştum. Fakat siz hem beni olmadığım şeylerle itham ediyor hem de devamlı suçluyorsunuz. 🙁 Oysa bakın ben ne kadar uygar ve yapıcıyım… Değil ben, şu zamana kadar Pol Pot gibi mantık dışı bir diktatörü savunan hiç bir solcuyla karşılaşmadım. Stalin ise büyük hatalarına rağmen çok büyük başarıları olmuş bir liderdir. Çok zor zamanlarda Sovyetler Birliğini ayakta tutmuş, geliştirmiş, Nazi işgalini azmiş ve Hitler’i yok etmiştir. Eleştirilecek yanı kadar, başarılı yanları da vardır. Bu konuda bilimsel ve nesnel olmak lazım. Sovyetler Birliğinin emperyalist olduğunu söylemek için emperyalizmin ne olduğunu bilmek lazımdır. Emperyalistler başka halkların topraklarını ele geçirir ve oraları sömürürler, oraların halklarını cahilleştirir, eğitim almalarını engeller, onları fakirleştirirler. Zaten Rusya Çarlık İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Asya Türk Toplumları, Devrimle beraber Sovyet Yurttaşları oldular. Sovyetler bu halklara kendi cumhuriyetlerini kurma hakkı verdi. On beş cumhuriyetten oluşan Sovyetlerin beş cumhuriyeti Türktür. Bunun dışında her halkın kendi özerk yönetim hakkı vardır. hepsinin kendi dilinde marşı, ayrı bayrağı, parlamentosu, yerel polisi, anadilde eğitimi, kendi dilinde gazetesi, radyosu, televizyonu ve film stüdyoları vardır. Özellikle Azerbaycan sovyet döneminde çok güzel Türkçe filmler çekerdi. Azerbaycan SSR yapımı bir ferhat ile Şirin filmi bir Dede Gorkut filmi izlemiştim. Çok güzel yapmışlar. Biliyor musun, Ankarada metro yokken Bakü de metro vardı. Türk Sovyet Cumhuriyetlerinin eğitim düzeyi Türkiye Türklerinkinden daha yüksektir. Uzayda kalma rekoru Musa Manarof adlı bir Azerbaycan Türküne aittir. Uzaya çıkan ilk Türk Gagauz Türklerinden Adriyan Nikolayevdir. Kendisi aynı zamanda uzaya çıkan üçüncü insandır. Uzaya çıkan ilk kadın olan Valentina Tereşkovanın da eşidir. Bunun yanında Kazakistanlı Toktar Abubakirov uzaya çıkan ilk müslüman Türktür. Şimdiki Savunma Bakanı sergei Şoygu Yakut Türküdür. İlham Aliyev’in babası Haydar Aliyev zamanın KGB başkanı ve Politbüro daimi üyesiydi. Sayısız Türk Sovyet yönetiminde ve Kızılorduda önemli görevlere gelmiştir. Bu gün bu halkların büyük çoğunluğu Sovyet dönemini saygıyla ve gururla hatırlarlar. Hitler’i hep beraber yendikleri büyük zafer bayramını 9 Mayıs’ı hala hep beraber gururla kutlarlar. Sen hiç bu şekilde bir emperyalist ülke gördün mü? Nazilerden kurtardıkları Doğu Avrupa ülkelerine hakimiyet kurdukları doğrudur. Acaba bu Doğu Avrupa ülkelerinin neredeyse tamamının yaşam standardının Sovyet ortalamasından yüksek olduğunu biliyor muydun??? 🙂 DAHA BASİT BİR SORU SORAYIM. ACABA SEN SOVYETLERİN TÜRKLERE VERDİĞİ SİYASİ VE KÜLTÜREL HAKLARIN ÇEYREĞİNİ BİZİM KÜRTLERE VERMEYİ DÜŞÜNÜR MÜSÜN? BIRAKALIM BİZİM KÜRTLER DE SOVYET TÜRKLERİ GİBİ ESİR OLSUNLAR…. 🙂 VAR MISIN! 🙂 Lütfen hocam. Sovyetler dağıldı. Hala aynı Soğuk Savaş propagandaları, aynı yalanlar. Elbette Sovyetlerde her şey iyi gitmedi. Ama Sovyetleri yaşamış onca insanın çoğu o yılları saygıyla anıyor. Bırakalım bu palavraları artık. gerçek neyse ona bakalım. Sayın Hocam sosyalizm tüm insanlığa aittir. O yüzden enternasyonaldir. Emekçi halklarla dayanışma, bu halkların sömürücü burjuvaları ve emperyalistleriyle mücadeleyi savunur. Karl markstan iki bin yıl önce Spartaküs te benzer düşüncedeydi, daha önceki filozoflardan Kampanella da benzer düşüncedeydi. islam tarihinde Hz Osman zamanında Karmati İslam devleti kuruldu. Zamanın şartlarında tam anlamıyla sosyalisttiler. Karl Markstan dört-beşyüz yıl önce öz be öz Türk olan Şeyh Bedrettin sosyalizmi çoktan keşfetmiş, Varidat adlı bir de kitap yazmıştı. Varidat ile Kapital hem anlam hem de içerik bakımından birbirine çok benzerdir. Marks bu düşünceleri modern sanayi toplumuna göre güncellemiştir aslında. Osmanlının dirlik arazi sistemi Marks’a ilham vermiştir. Sovyetlerin Kolhoz ve Sovhoz tarım modelleri Osmanlı dirlik sisteminden esinlenilmiştir. marks, Engels’e yazdığı bir mektupta bunu açıkça dile getirmiş “Türkler bu sistemle aslında cennetin anahtarını ellerinde tutuyor” demiştir. Bu mektup İngilterede British Museumda sergileniyor. YANİ SENİN ANLAYACAĞIN SOSYALİZM TÜM İNSANLIĞA AİTTİR. VE BUNDA TÜRKLERİN DE KATKILARI VARDIR. Gayrı milli olan biz değiliz. Kurtuluş Savaşına yapılan sovyet yardımı karşılıklı yazışmalarla sabittir. Dinciler bu parayı aslında Hindistanlı Müslümanların Lenin kanalıyla yolladığını iddia eder, siz de şimdi Buharalıları mı icat ettiniz… Elbette Ortaasyadan da para toplanmış olabilir. Fakat yardım Sovyet bütçesinden gelmiştir. Sadece altın olarak değil, silah olarak da gelmiştir. Yolladıkları tüfeklere karadenizde Rus Beşlisi derler. Aynı zamanda siyasi destek sağlanmış, General Frunze gibi başarılı bir general Mustafa Kemal’e danışman olarak gönderilmiştir. Büyük taaruzu Mustafa Kemal General Frunze ile planlamıştır. Bu gün Sovyet yardımını bizzat getiren Sovyet Elçisi Aralof’un ve General Frunze’nin silüetleri bizzat Atatürk’ün talimatıyla Taksim anıtında Atatürk’ün hemen arkasında bulunmaktadır. Türk halkını selamlamakta, halkımız her bayram o anıta çelenk bırakmaktadır. 🙂 Zaferden sonra ilk sanayi kuruluşlarımızı, fabrikalarımızı da gene Sovyet yardımıyla inşa etmiştik. ŞU KONUDA HAKLISINIZ. YOLDAŞ GALİYEF’İN GÖRÜŞLERİ UYGULANABİLSEYDİ BU GÜN TÜRKLER SÜPER GÜÇ OLURLARDI. DÜNYA HALKLARININ GURURU VE UMUDU OLURLARDI. Fakat her zamanki gibi Tarih bilginiz son derece yetersiz. Lenin ve arkadaşları ne Troçkiyi ne de Galiyef’i tuzağa düşürmemiştir. Onlar 1924 de ölen Lenin’den çok sonra suçlanıp mahküm edildiler. Galiyev Ortaasyada Nakşibendilerin başlattığı Basmmacı ayaklanmasına katıldığı için mahküm edildi. Lenin Parti Genel Sekreterliğine Stalin yerine Troçkiyi önermişti. Fakat Troçki büyük bir hata yaparak bu görevi kabul etmedi. Lenin Stalin’i istemiyordu. Troçki, Lenin’in ölümünden çok sonra Stalin tarafından ülkeden kovuldu. Enver Paşa Sovyet yardımını kendisi için istiyor, bu destekle Anadoluya girip Mustafa Kemal’in yerini almak istiyordu. Galiyef ve Neromanof’un desteğiyle Mustafa Supphi Sovyet yönetimini Enver yerine Mustafa Kemal’i desteklemeleri konusunda ikna etmek için oradaydı. Hatta Galiyev’in başkanı olduğu dairede ona bir çalışma ofisi tahsis edilmişti. ustafa Suphi Türkiyeye resmi törenle girdi. Erzurumda ve Trabzonda provakasyonlarla saldırıya uğradı ve sonra Karadenizde arkadaşlarıyla beraber katledildi. Kemalistler bu olayı Enver Paşa yanlısı ittihatçıların tezgahladığını söylerler. Katliamı yapan Kahya Yahya adlı alçak daha sonra Mustafa Kemal’in emriyle Topal Osman tarafından öldürüldü. Daha sonra da kontrolden çıkan Topal Osman Mustafa Kemal’in emriyle öldürüldü. Bu dosya da böyle kapandı. Mustafa Suphi Bey kurtuluş savaşına önemli katkılarda bulunmuştur. Anısına saygı duymak ideolojik değil, bir haysiyet göstergesidir. Bilmem anlatabiliyor muyum. Eğitim-Senlilere hükümetin seni atatmin edecek bir ceza vermemesi çok akıllıca bir karardır. Bunu hükümetin kormasına bağlamak çok ayıptır. Nasıl olsa eninde sonunda hukuk yoluyla hem de tazminat kazanarak geri gelecek memurlar için hükümet neden kendini açmaza soksun ki. Avrupa ile, İLO ile imzalanan çalışma ve sendika kanunları doğru ve haklı anlaşmalardır. Medeniyetin ve demokrasinin gelişmesi için yararlı anlaşmalardır. Sendikanın geniş bir demokratik kitle örgütleri desteği olduğu doğrudur. Bu sendikanın gücü ve zenginliğidir. Hala bazı maaş kesimi cezası alanlar KHK ile ihrac edildi, hala KHK ile ihrac edilebilirsiniz diye umutlanmak ne büyük bir acizlik. Çok ayıp. Bu kadar kindar olmanı tavsiye etmem. Yeni Türkiyede hiç kimsenin garantisi bulunmamaktadır. Aritmetik oranlara bakarsak senin gibi birinin kapının önüne konulma ihtimali benim gibi birine göre yüz kat daha fazladır. Hele hele siyasetin dengelerinin bu kadar hızlı değişebildiği bir dönemde bu kadar fanatik olmamak lazım. Dünün zalimleri bu gün Silivride volta atıyor, dünün mazlumları da beş yıl kumpas mahkümiyetinden sonra bu gün televizyonlarda program yapıyor. Böyle bir zamanda hukuku savun hukuku…. Yarın muhtaç olursun da mumla arayıp bulamazsın. Bak, dün insanları hapse attırmak için televizyonlardan bas bas bağıran Altan Biraderlere, bak Bavulculara, bak Ilıcak’a arkalarından bir damla gözyaşı dökenleri yok. Çünkü zamanında adaleti değil intikamı tercih etmişlerdi. Bilmem anlatabiliyor muyum…

  12. sscb emperyalist değil miydi,yıllarca türk halklarına zülm etti.siz pol pot stalin gibi rejimleri savunursunuz,en büyük kılıfınızsa demokratik sosyalizmidir..ben galiyefi severim üretim araçlarının devletin elinde olmasını savunan biriyim..80 öncesi olayları tek taraflı klasik sol argümanla savunuyorsunuz,Türk milliyetçilerinin içine abd cıa galadio sızması var da,solcu gençlerin içine bulgar gizli servisi kgb nato gladio sızmadımı sanıyorsunuz..siz iyi çocuklar,Türk milliyetçileri kötü çocuk..hala motorları maviliklere süreceğiz diye avunuyorsunuz,banka soyan adam kaçıran her türlü eşkiyalığı yapan kişileri kahraman diye tapıyorsunuz..kurtuluş savaşına gelen yardımların gerçekten sovyet yardımı olduğu yalandır,bu para buhara Türk cumhuriyetinin lenine mustafa kemale versin diye verdiği altınlardır,lenin bu paranın % 5 inin göndermiştir ha göndermeyedebilirdi,ama dedim ya bu lutüf değildi..enver bey kurtuluş savaşının başına geçmek için sınıra gelmiş kazım karabekirin onunla konuşmasıyla kurtuluş savaşına sekte vurmamak için orta asyaya gitmiş,ve orada sovyetlerle savaşırken şehit olmuştur..Atatürk sovyetlerden destek almak için göstermelik kominist parti kurdurmuş,belli süre desteklemiş sonra tasfiye edip mustafa suphiyide karadenizin serin sularına gömmüştür..sultan galiyef i revizyonist suçlaması ile tuzağa düşürüp nasıl katlettiklerinizde biliyoruz lenin ve arkadaşlarının,aynı troçkiye yaptıkları gibi..siz hala merkez sağ türk islam soslu milliyetçilikle Türk milliyetçiliğini bir tutuyorsunuz..argümanlarınızın çoğu çürük,entellektüel birikiniz sadece tek yönden at gözlüğü ile bakan bir bilgi birikimi..okumaya gelince sizin dediğiniz o yazarlarıda ben içtim,hala Türk milliyetçiliğinin tarihçesini fransız ihtilaline indirgemeniz cehalettir..evet osmanlıda Türkler bir ara milliyetlerini unuttular,ama çok şükür ki mustafa kemal yeniden hatırlattı..sizin hayalleriniz var,ama dedim ya motorları maviliklere süremeyeceksiniz,çünkü idealleriniz anlattığınız gibi masum değil,soykırımlar zülmler var sizin ideallerinizde ideallerinizde ahıskalıların gözyaşları var,ideallerinizde uygur Türkünün göz yaşı var kanı var..şimdi şirin olup demokratik sosyalizm şirinliğine sığınmışsınız..milli olmayan her ideoloji beymnelmileldir ve o toplum onu kabul etmez..galiyefin ideali olsaydı bugün Türk devleti dünyanın süper gücüydü..ben bir daha yazayım bir daha yazmayacağım yetki gerçekten bizde olsa sizi ve örgütlerinizin üzerinden silindir gibi geçerdik..maalesef akp hükümeti sizden korktu,sizden değil arkanızdaki etnik eniklerden akp nin içindeki bazı güneydoğu milletvekillerine chp hdp bazı odalar ve dernekler ab ab deki hain örgütler bunlar sizi korudu..akp terörle mücadele iki ileri bir geri olduğu için geri adım attı..sakın bana eğitim senin gücü deme gülerler adama..ha verilen cezalar var maaş kesimi falan mahkemelerin iptali falan önemli değil,böyle ceza alıpta ,bu yeni khk da bile ihraç edilenler var..yani bir khkya bakar iş..en doğru ihraçlar sizinkisi..fetö ihraçlarından büyük bir haksızlık var..katil devlet cizrede çocuk öldürüyor dediniz ama bedeli olmadı maalesef..bir kere bile pkkya yönelik tepkiniz olmadı,bir kere bile, hep devlete çağrıda bulundunuz,bir kere özeleştiri yapın be yurtsever kardeş..neyse bügünlük yeterli..

  13. Sayın mustafa kemalin askeri… Zaten özü itibariyle milliyetçilik antiemperyalist ve ulus devletçidir. Problem şu ki sizler antiemperyalist ve ulus devletçi olamadınız. Yusuf Akçura, İsmail Bey Gaspıralı gibi aydınların ortaya koyduğu prensipleri iğfal edip ihanet ettiniz. Soğuk Savaş yıllarında ABD karşıtı sol hareketlere karşı bir ABD ve NATO müttefiki olarak kullanıldınız. Sangi Türk solcuların eliyle bir Sovyet İşgali olacakmış palavrasıyla çoktaaan ABD’nin bir uydusuna dönüştürülmüş olan ülkemizin bu durumunun kronikleşmesine çabaladınız. İnsan bu ihaneti nasıl anlayamaz hayret! ABD’nin kucağına oturmuş halde bas bas Sovyet işgali diye bağırıp kendi ülkesinin solcularına saldıran bir milliyetçilik(!!!) : Daha oturduğu kucaktan haberşi yok, uzaktaki İvan’ı bahane edip kendisini kucakta hoplatan Coniye sırnaşıyor. ( İşte siz busunuz. Darılmaca gücenmece yok. Bu anlamda siz içinde bulunduğunuz durumu bile göremeyip bir de başka ülkelerin ırkçılarından, faşistlerinden, Nazilerinden veya ABD kuklası sağcı despotlardan farklı olduğunuzu düşünüyorsunuz. gerçek anlamda milliyetçi olmayı becerebilseydiniz elbette haklı olurdunuz ama heyhat bu gün bile o geleneğin devamı olan partinin DSP-MHP hükümeti döneminden bu zaman kadar gerçekleştirdiği enteresan manevraları bile kime, neye hizmet ettikleri konusunda insana bir fikir vermiyor mu? Bakın ben somut konuşuyorum. Buu sebeple bu millet eninde sonunda sizi tasfiye edecektir. Türk milliyetçiliğinin nasıl ortaya çıktığını bi zahmet araştırın. Radlof’u, Strahlenberg’i, Massershimit’i araştırın. Onlar olmasaydı sizin Orhun yazıtlarından haberiniz bile olmayacaktı. Milliyetçilik egemen ülkelerde krala karşı milletin egemenliği, hegemonya altındaki topraklarda da ulusal bağımsızlık düşüncesinden doğmuştur. Fransız Devrimi ile dünyaya yayılmış ilerici bir burjuva ideolojisidir. Burjuva ideolojisi sözü sol literatürde her zaman olumsuz olarak kullanılmaz. Feodalliğe karşı burjuvazi ilerici ve devrimci bir anlayıştır. Diyalektik düşünemezseniz bunu anlayamazsınız. Osmasnlıda bile en son milliyetçi olan toplum Kürtler ve Türklerdir. Türkler 19. yüzyılda milliyetçiliği yeni yeni keşfetmeye başladılar, Kürtler ise başlarının yüz yuıl önce yaşadığı uluslaşma sürecini daha yeni yeni yaşamaya başladı hem de uluslaşmanın artık aşılmaya başlandığı, globalleşmenin ulusal yapıları parçaladığı bir dönemde… Yani bağımsız bir devlet kurmak için hem geç hem de gereksiz bir uğraş içindeler. Kazansalar bile bu onlara bir çözüm olmayacak. Yoldaş Galiyef’e gelecek olursak… Galiyev Sovyet Devriminin ömnemli liderlerinden biri, İç İşleri Halk Komiserliğine Bağlı Müslüman Halklar Komiserliği Başkanıdır. Diyalektik Materyalizme katkı olarak enerjetik materyalizm kavramını ortaya koymuş, Türk Sovyetleri veya Sosyalist Turan Cumhuriyeti fikrini savunmuş, insanlığın kurtuluşunun doğu halklarının elinde olduğunu, ezilen ulusların tamamının proleter kabul edilmesi gerektiğini ve doğu halkları iöçinde özellikle Türk Milletinin böyle bir dünya devrşimine öncülük etme potansiyeline sahip olduğu düşüncesini savunuyordu. Eğer Sultan Galiyev’in düşüncesinden zerre kadar haberdar olup ondan nasiplenebilseydiniz zaten şimdiki gibi zavallı, onun bunun oyuncağı olma konumunda olmaz, kendi milletiniz içinde az biraz itibarınız olurdu. Fakat yüz yıllık tarihinizde bir türlü öyle bir itibara sahip olamadınız. Yukarıda hiç bir teorik derinliği olmayan ucuz sloganlar atıp ortaya bir fikir koyamıyor, fakat buna karşın benim entellektüel düzeyimi küçümsemeye cür’et ediyorsunuz. Çok ayıp ediyorsunuz. Okuyun, okuyun. madem adını bir yerden duydunuz o halde Galşiyev’i okuyun. Galiyev bir Türk Milliyetçisinin hayalini bile kuramayacağı bir ufku ortaya koymuştur. Galiyev’i okuyun. Kendisi Azerbaycan komünist Parti başkanı Neriman Nerimanof ile beraber Sovyet yardımının Mustafa Kemal’e yönlendirilmesi için ilk Türkiye Komünist partisi başkanı Mustafa Suphi’ye yardım eden isimlerdi. O yardımın gönderilmesi için Çicherin ile görüşen onlardı. Onlar olmasaydı belkide Sovyetler o zaman oralarda sürtmekte olan Enver paşa’yı destekleme kararı verebilirdi. Ve kurtuluş savaşımız Enver’in saçma ihtiraslarına kurban gidebilirdi. Okuyun. Kendinizi okuyun, tarihinizi öğrenin, ideolojinizi bilin. Cehaletinizi yenin ki karşınızdakinin seviyesini doğru idrak edebilesiniz.

  14. Sayın mustafa kemalin askeri… Zaten özü itibariyle milliyetçilik antiemperyalist ve ulus devletçidir. Problem şu ki sizler antiemperyalist ve ulus devletçi olamadınız. Yusuf Akçura, İsmail Bey Gaspıralı gibi aydınların ortaya koyduğu prensipleri iğfal edip ihanet ettiniz. Soğuk Savaş yıllarında ABD karşıtı sol hareketlere karşı bir ABD ve NATO müttefiki olarak kullanıldınız. Sangi Türk solcuların eliyle bir Sovyet İşgali olacakmış palavrasıyla çoktaaan ABD’nin bir uydusuna dönüştürülmüş olan ülkemizin bu durumunun kronikleşmesine çabaladınız. İnsan bu ihaneti nasıl anlayamaz hayret! ABD’nin kucağına oturmuş halde bas bas Sovyet işgali diye bağırıp kendi ülkesinin solcularına saldıran bir milliyetçilik(!!!) : Daha oturduğu kucaktan haberşi yok, uzaktaki İvan’ı bahane edip kendisini kucakta hoplatan Coniye sırnaşıyor. ( İşte siz busunuz. Darılmaca gücenmece yok. Bu anlamda siz içinde bulunduğunuz durumu bile göremeyip bir de başka ülkelerin ırkçılarından, faşistlerinden, Nazilerinden veya ABD kuklası sağcı despotlardan farklı olduğunuzu düşünüyorsunuz. gerçek anlamda milliyetçi olmayı becerebilseydiniz elbette haklı olurdunuz ama heyhat bu gün bile o geleneğin devamı olan partinin DSP-MHP hükümeti döneminden bu zaman kadar gerçekleştirdiği enteresan manevraları bile kime, neye hizmet ettikleri konusunda insana bir fikir vermiyor mu? Bakın ben somut konuşuyorum. Buu sebeple bu millet eninde sonunda sizi tasfiye edecektir. Türk milliyetçiliğinin nasıl ortaya çıktığını bi zahmet araştırın. Radlof’u, Strahlenberg’i, Massershimit’i araştırın. Onlar olmasaydı sizin Orhun yazıtlarından haberiniz bile olmayacaktı. Milliyetçilik egemen ülkelerde krala karşı milletin egemenliği, hegemonya altındaki topraklarda da ulusal bağımsızlık düşüncesinden doğmuştur. Fransız Devrimi ile dünyaya yayılmış ilerici bir burjuva ideolojisidir. Burjuva ideolojisi sözü sol literatürde her zaman olumsuz olarak kullanılmaz. Feodalliğe karşı burjuvazi ilerici ve devrimci bir anlayıştır. Diyalektik düşünemezseniz bunu anlayamazsınız. Osmasnlıda bile en son milliyetçi olan toplum Kürtler ve Türklerdir. Türkler 19. yüzyılda milliyetçiliği yeni yeni keşfetmeye başladılar, Kürtler ise başlarının yüz yuıl önce yaşadığı uluslaşma sürecini daha yeni yeni yaşamaya başladı hem de uluslaşmanın artık aşılmaya başlandığı, globalleşmenin ulusal yapıları parçaladığı bir dönemde… Yani bağımsız bir devlet kurmak için hem geç hem de gereksiz bir uğraş içindeler. Kazansalar bile bu onlara bir çözüm olmayacak. Yoldaş Galiyef’e gelecek olursak… Galiyev Sovyet Devriminin ömnemli liderlerinden biri, İç İşleri Halk Komiserliğine Bağlı Müslüman Halklar Komiserliği Başkanıdır. Diyalektik Materyalizme katkı olarak enerjetik materyalizm kavramını ortaya koymuş, Türk Sovyetleri veya Sosyalist Turan Cumhuriyeti fikrini savunmuş, insanlığın kurtuluşunun doğu halklarının elinde olduğunu, ezilen ulusların tamamının proleter kabul edilmesi gerektiğini ve doğu halkları iöçinde özellikle Türk Milletinin böyle bir dünya devrşimine öncülük etme potansiyeline sahip olduğu düşüncesini savunuyordu. Eğer Sultan Galiyev’in düşüncesinden zerre kadar haberdar olup ondan nasiplenebilseydiniz zaten şimdiki gibi zavallı, onun bunun oyuncağı olma konumunda olmaz, kendi milletiniz içinde az biraz itibarınız olurdu. Fakat yüz yıllık tarihinizde bir türlü öyle bir itibara sahip olamadınız. Yukarıda hiç bir teorik derinliği olmayan ucuz sloganlar atıp ortaya bir fikir koyamıyor, fakat buna karşın benim entellektüel düzeyimi küçümsemeye cür’et ediyorsunuz. Çok ayıp ediyorsunuz. Okuyun, okuyun. madem adını bir yerden duydunuz o halde Galşiyev’i okuyun. Galiyev bir Türk Milliyetçisinin hayalini bile kuramayacağı bir ufku ortaya koymuştur. Galiyev’i okuyun. Kendisi Azerbaycan komünist Parti başkanı Neriman Nerimanof ile beraber Sovyet yardımının Mustafa Kemal’e yönlendirilmesi için ilk Türkiye Komünist partisi başkanı Mustafa Suphi’ye yardım eden isimlerdi. O yardımın gönderilmesi için Çicherin ile görüşen onlardı. Onlar olmasaydı belkide Sovyetler o zaman oralarda sürtmekte olan Enver paşa’yı destekleme kararı verebilirdi. Ve kurtuluş savaşımız Enver’in saçma ihtiraslarına kurban gidebilirdi. Okuyun. Kendinizi okuyun, tarihinizi öğrenin, ideolojinizi bilin. Cehaletinizi yenin ki karşınızdakinin seviyesini doğru idrak edebilesiniz.

  15. yusuf akçurayıda ismail gaspıralıyıda sizden iyi biliriz,türkolog olsanız ne yazar,Türk milliyetçiliği sağcı değildir antiemperyalist ve ulus devletçidir,tasfiye edilen siz olacaksınız,aynı sscb gibi..Türk milliyetçiliğini avrupanın ırkçı nasyonel devletlerin ideolojileri karşılaştırmanız cehaletinizide ortaya koymuş,bu konudaki literatüre hakim olmadığınız belli nasıl türkologsanız artık,gerçekten Türk milliyetçiliğinin nasıl ortaya çıktığını bile bilmiyorsunuz tipik içindeki pisliğini kusan ön yargılı katı ideolojik yaklaşımları olan stalinistler gibi yok türk milliyetçiliği fransız ihtilali yok gaspıralı,bizim literatürümüze ne kadar hakimsiniz ki..Türk milliyetçiliğinin orhun yazıtlarından çiçi handan beri varolduğunu ve manifestosu olduğunu bilmeden sallıyorsunuz,bu konudaki entellektüel birikimlerinizin çukurda olacağınıda hiç düşünmemiştim,yazdıklarınızı okuyanlar bende dahil belli birikimlerinizin var olduğunu sandık ama yanılmışız,belli katı ideolojik argümanlarla yazıyorsunuz,Türk milliyetçiliğinin nasıl bir ideoloji olduğunu bile bilmiyorsunuz,şimdi size sultan galiyef desem öyle bakarsınız,gerçek ulus devletlerin sermayenin sömürüsüne en kapalı devletler olduğunu bilmeniz lazımdı,ha Türkiye gerçekten ulus devlet projesini tamamlayamadı ayrı mesele..zaten Türkiye gerçek bir ulus devlet gibi davransaydı bugün bunları yaşamazdık..dediğim gibi Türk milliyetçileri tasfiye edilemez,Türk milliyetçiliği tek bir Türk kalana kadar vardır..Atatürkün dedği gibi, Gidip, Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.yani biz tasfiye edilemz bir ideale sahibiz,siz tipik gayri milli solcu argümanı ile türkiyedeki türk islam sentezli sağcı politikaları Türk milliyetçiliği sanıyorsanız kusura bakmayın cahilsiniz,ağa babalarınız gibi milliyetçiği burjuva ideolojisi olarak tanımlarsanız yine cahilsiniz..birde sizin ideolojik ve doktriner bilginiz beni etiketleyemez,hele sağcı olarak tanımlayamaz,biz solun ihanetlerinden dolayı sağ ile kavgamızı erteledik..bende sizi yazdıklarınızdan, sizin argümanınızla söyleyeyim anlarsınız, siz de yurtseversiniz..

  16. Sayın mustafa kemalin askeri… Sağ ve sol kavramları kişilerin tercihine göre değişmez. Sizin ideolojiniz sağcı bir ideolojidir. Çünkü ilerici-halkçı, devrimci özelliklerinden arındırılıp despotların tetikçisi ve tezahüratçısı haline getirilmiş bir mutantdan başka bir şey değildir. Şu konuda haklısınız. Evet birbirimizi tasfiye etmeliyiz. Ve elbette tasfiye olan siz olacaksınız. Çünkü Türkiyede Türk Milliyetçiliği diye tanımlanan şeyin aslında Türk Milliyetçiliği ile hiç bir ilgisinin olmadığını, bunun emperyalistlerin gerçek manada bir ilerici vatansever dalganın oluşmasını engellemek için soğuk savaş yıllarında NATO merkezli olarak imal edildiğini her aydın insan bilir. Aynı zamanda bir türkolog olarak söylüyorum. Sizler Türk Milliyetçiliğinin saygıdeğer ideologları Yusuf Akçura ve İsmail Bey Gaspıralının ilerici-devrimci düşüncelerini iğfal edip ortaya milliyetçilik kisvesinde bir ucube yarattınız. Tıpkı Hitler ve Mussolini’nin Alman ve İtalyan milliyetçiliğini halk düşmanı bir faşizme dönüştürdüğü gibi… Siz de aslında milliyetçi değilsiniz tıpkı siyasal islamcılığın müslümanlıkla alakasının olmaması ve bir İngiliz-ABD projesi olması gibi. 🙂 Öyle değil mi Sayın Hocam… Evet tasfiye edilen siz olacaksınız fakat sizi biz tasfiye etmeyeceğiz. Buna gerek görmüyoruz. Varlığınız bize güç katıyor, saldırgan ve utanç verici tutumlarınız bizi diriltiyor, canlandırıyor. Her geçen zaman niteliği gelişen insanlık sizi gördükçe bizleri daha fazla benimsiyor. Sizi biz değil, gelişen ve değişen tarih ve ilerleyen toplum tasfiye edecek. Tıpkı siyasal islamcıları tasfiye edeceği gibi ve tıpkı PKK tipi küçük etnik nilliyetçilikleri politika yapan grupları tasfiye edeceği gibi… Çünkü ilerleyen ve gelişen toplumlar bu tür ilkelliklere sonsuza kadar katlanamaz, onları tahkim edemez. İnsanlık, insanlığın kaderini elinde tutan ve çıkarları uğruna dünyayı sefalete ve felakete sürükleyen adaletsiz büyük sermaye sınıfları ve onların makam sahibi işbirlikçileri ile emeği ile geçinmeye çalışan, ezilen, sömürülen, adam yerine konmayan dünya halkları arasındaki o büyük mücadele ile yeni bir çağa yelken açacak. Sizler eskimiş bir çağın hatırlanmak bile istenmeyen barbarları olarak ortadan kalkacaksınız. 🙂 İnanmıyor musunuz? O zaman sorun. Bizi yok etmek isteyen Rus Çarına sorun, bizleri ezmeye kalkan Çin İmparatoruna sorun. Bacağından elektrik direğine astığımız Mussoliniye sorun. Bizi Hitler bile tasfiye edemedi gidin ispanyanın Frankosuna sorun. Salazara, Batistaya, Somozaya sorun. Bizi şu dünyada sadece biz tasfiye edebiliriz. Ve tünya tarihinde bizi bizden başka tasfiye edebilecek bir güç henüz ortaya çıkmadı. Ama siz yok olmaya mahkümsunuz. Tıpkı motorlu taşıtlardan sonra faytoncular gibi, matbaadan sonraki müellifler gibi, telgraftan sonraki posta güvercinleri 🙂 cumhuriyetten sonraki monarşist saltanatlar gibi… İşlevsiz, manasız, faydasız bir meslek gibi ortadan kalkacaksınız. Çünkü gelişen iinsanlık şu yukarıdaki yazılarınızda ifade ettiğiniz geriliği, ilkelliği uzun süre sırtında taşıyamaz. Çünkü tarih zaman zaman sağa-sola yalpalasada her zaman ileriye doğru ilerler… 🙂

  17. Ben sağcı falan değilim. Kendimi hiçbir zaman sağcı diye tanımlamadım tanımlamam da sağ çizginin kaypaklığından kaypaklığından da nefret ederim. Türk Milliyetçisiyim ben.. Başka tanımlamam yok.. Bilip bilmeden etiketleme.. Anlattıklarınıza ancak saflar inanır.. Neyse dedim ya anlaşamayız, çözümü birbirimizi tasfiye etmemiz, başkada yolu yok zaten..

  18. Sayın mustafa kemalin askeri… Hakikaten klasik bir sağcısınız. Değil Türkiye, değil, Osmanlı, Bizanstan beri bu toprakların gördüğü en büyük felaketsiniz. 🙂 Zahmet edip ne söylediğimi bile anlamaya çalışmıyorsunuz veya hakikaten anlayamıyorsunuz. Yazdıklarımdan devlete düşman olduğum sonucunu nasıl çıkardınız hayret. Sayın Hocam devlet ne senindir ne de benim. Devlet tüm yurttaşların ortak malıdır. Bu sebeple tüm yurttaşların sesini, eğilimini, düşüncesini dikkate alır ve o şekilde yoluna devam eder. Eğer devlet senin değil benimdir. Tapu bendedir, seni kapının önüne koysunlar ben de maaşımı almaya devam edeyim zihniyeti devleti böler, devletin sağlıklı çalışmasını engeller. Bak yukarıdaki yazılarımı oku. Her satırı vatansever, demokrat, ilerici sözlerdir. Sen ise sadece suçlayıp karşındakini anlamak yerine siyaseten linç etmeye kalkıyorsun. Bu yüzden vatana ve millete zararlı bir unsursun. Kafa sayısı bakımından fazla olmanız bir kalite göstergesi değildir. İnsanlar faydalı belgeseller yerine evlendirme programları izliyor bu memlekette. Senin üye sayının benden fazla olması şaşırtıcı değil ki… Yukarıda izah etmeme rağmen hala ısrarla anlamamazlıktan geliyorsunuz. Ben her kes anadilde eğitim alsın, ülkede dil birliği bozulsun mu diyorum. Bırakın bu hak tanınsın, zaten bu hakkı kullanmayacaklardır. Çünkü rasyonel ve faydalı değildir. Adama bu hakkı tanı, o gene Türkçe okuyacak, İngilizce, Almanca öğrenmeye çalışacak. Çünkü bu piyasada, ekonomik hayatta var olabilmek için, çalışıp para kazanabilmek için zorunluluktur. Zaten bildiği kürtçeyle ne iş yapacak ki zaten. Bırak memlekette gerginlikler biraz azalsın. Güzel Hocam ben Ahıska göçmeni, Karadenizli etnik, yani ırk olarak Türküm. Anadilim de, genetik yapım da Türktür. Ortaokuldayken haberlerde Güneydoğudan çatışma haberleri verilirdi, şimdi yarı ömrüm bitti hala aynı haberler geliyor. Sizin bu hastalıklı kafanızla otuz senede geldiğimiz nokta işte bu. Hala benden daha vatansever pozları atıyorsunuz ya pes artık. Değerli Hocam biz solcular Türkiyenin kültür elitleriyiz. Sayımız sağ çoğunluktan azdır fakat bizim olmadığımız yerler cehaletin çölüne döner. Binlerce Fetö soruşturması mağduru linççi, vicdansız, anlayışsız, suçlatıcı sağ zihniyetin çirkinliğini başlarına bunlar gelince anca anlayabildiler. Siz aslında busunuz. Yapmayın etmeyin. Atatürk modern cumhuriyeti kuran ilerici bir devrimcidir. Ona saygımız sonsuzdur. Kazanımlarını siz dinci-gericilerle kolkola gezerken biz savunuyorduk, gene biz savunuruz. Ancak Mustafa kemal’in birebir kopyası değiliz. Müsaadenizle kendi düşüncelerimiz, farklı yaklaşımlarımız olsun. Bizim arkamızda CHP de var, HDP de var, ÖDP’de var, TKP’de var. Sayısız dernek, meslek örgütü de var. Türkiyenin Barolar Birliği de bizimle beraberdir. Türk Tabipler Birliği de bizimledir. DİSK bizimledir. Türkiye Mimar Mühendis Odaları bizimledir. Kısaca Türkiyenin eğitimli, okuşuş, entellektüel, aydın, demokrat kesimleri bizimledir. Bu bizim için bir zenginliktir. Siz eskiden DYP’nin, sonra MHP’nin sendikasıydınız. Şimdi sanırım Ogan ve Akşener çizgisindesiniz. 🙂 Olsun, Bahçelinin oyuncağı olup gülünç durumlara düşmekten iyidir. 🙂 Perinçek’i de yabana atmayın. Tam sizin adamınız. Fakat o da Eğitim-İş’i parmağında oynatmakla meşgul… Sayın Hocam. Siz devlet için zararlı bir anlayışın temsilcisisiniz. Gelecekte Türkiye Cumhuriyeti daha özgür, daha demokrat, daha laik bir ülke olacak, medeniyet seviyesi, eğitim ve kültür düzeyi daha yüksek olacak. O dönemler geldiğinde bu zamanların belgeselleri çekilecek. Elbet bizim de hatalarımız vardır fakat sizler, sizler ve ülkenin başını belaya sokmaktan, sorunları çözmek yerine iyice kangren haline getirmekten başka bir işe yaramayanb sizin zihniyetiniz ilerde hiç iyi anılmayacak. Sendikamızdan çok fazla üye kaybı olmadı. Hükümet ilerde iş güvencesini ortadan kaldırmayı, 657’yi değiştirmeyi ve laikliği iyice budamayı planlıyor. Kendisine karşı en aktif mücadeleyi verecek sendikanın KESK-Eğitim-Sen olduğunu biliyor. Bizi o günler için biraz zayıflatmak amacıyla çabalıyor. Bir bahane olarak ta asla ısbatlayamadığı, bu yüzden göreve iade etmek zorunda kaldığı, pek çok davayı kaybettiği Pkk suçlamasına baş vuruyor. fakat asıl niyeti 657’yi kaldırıken ses çıkaracak olanları zayıflatmak. İşe yarar mı? Biz sapasağlam duracağız. Ama eğer yeterince güçlü olamazsak o zaman sizler herhalde Memur-sen ile kol kola verip, yanınıza da Perinçek’in Eğitim-İş’ini alıp iş güvencesi hakkı için çok accaip mücadele edersiniz. Edersiniz değil mi Sayın Hocam??? 🙂 Edersiniz edersiniz… 🙂 🙂 🙂 Sendikasınız ya… 🙂

  19. Bu devlet Türk devletidir. Ulus devlettir. Ulus devletlerde anadilde eğitim olmaz. Anadilini öğrenir konuşur ama eğitimdeki Türkçedir.. SizinAtatürkle alakanız yok maalesef.. Beyne ilelebet gayrimilli hastalıklı fikirleriniz var.. Bu devlet bizim. Sizinki ilerin değil. Sendikacılığınız ikiyüzlü bölgelere göre stratejiniz. Var. Bu memleketin sahibi izin tapusu bize ait.. Size maaş ödenmesi yanlış bence.. Ben devlete bu kadar. Düşman olsam düşman olduğum yerden maaş almayı hele devletin emrinde çalışmayı onursuzluk sayarım.. Maalesef dağda devlete karşı çatışanlar sizlerden daha onurludur.. Sizin sendikacılığınız daha rezil insanları kandırıyorsunuz.. Ha bu arada Atatürk bir Türk ulusçusudur.. Sizinle bir alakası yok.. Şu dayanışma maaşına gelince ben olsam öderim ama üyeler arasında bu konuda ihtilaf büyük.. Üyelerin ezici çoğunluğunun olurunu almadan yapamazlar.. Sizde bile bir sürü istifa var bu yüzden,siz üyelere sormdanyaptınız. Ha ben olsam verilmesi taraftarıyım.. 210 bin üye var bizde kamu senle 450 bin.. 15 Yıldırım hükümetin ceberrut uygulamalarına karşı savaşıyoruz yinede bizibitiremediler.. Rezil yalaka sendikacılık yapsak bu kadar insan bize üye olmaz, ha bizde koltuk gibi çıkar menfaate yok ama yinede dik duruşumuzdan dolayı üye oldular. Ama keske ve eğitimsen in üye sayısı. Her geçen gün azalıyor.. Yani sizin argümanlarınızın çoğu çürük, klasik yurtsever kafasıyla faşist Demekle bu işler olmaz.. Kamu sen bugün bağı olduğu söylenen partiyle bile ters düşmüştür, kamu sen yalnız ama diktir.. Sizin gibi bizim yanımızda hdp CHP yok.. Neyse ne siz beni ikna edersiniz ne de ben sizi.. İdealistler böyledir..

  20. Sayın Mustafa Kemal’in Askeri… Siz devlet memurluğu ile hele hele öğretmenlik ile kapıkulu olmayı birbirine karıştırıyorsunuz. Tıpkı devlet ile hükümeti birbirine karıştırdığınız gibi. Devlet dediğiniz şey üzerinde uzlaşılmış kanunlardır. Yani anayasal hükümler ve uluslararsı hukuk, adalet ve insan haklarıdır. Bizim sadakatimiz duruma göre açılım-saçılım yapan, ertesi gün fikrini değiştirip herşeyi yasaklayan hükümet politikalarına deği, anayasal hükümlere ve evrensel insan haklarınadır. Bu açıdan insanın anadilinde eğitim alması hakkını tanıyoruz. Bulgaristanın, Yunanistanın, Rusyanın Türkleri de Türkiyenin anadili farklı olan kesimleri de ülkenin resmi dilini bilmek ve resmiyette kullanmak koşulu ile elbette anadillerinde eğitim almalarını bir insan hakkı olarak görüyoruz. Buna reddetmeyi de vatanseverlik değil basbaka ırkçı bir despotluk olarak görüyoruz. Kaldı ki bu hakkın tanınması,, bu hakkın illede kullanılacağı anlamına gelmez. Bazı faşist kalın kafalıların anlayamadığı da budur. İnsanların yasak olana karşı çıkmaları, o hakkı kullanacakları anlamına gelmez. Siz o hakkı bir insan hakkı olarak tanıyın, zaten o insanlar kararlarını hayatın ve serbest piyasanın koşullarına göre verirler. Nasıl ki Türk aileler çocuklarını ingilizce, Almanca, Fransızca eğitim veren okullara vermek için çırpındığı gibi anadili Kürtçe olanlar da emin olun daha fonksiyonel olan Türkçe veya ingilizce eğitim veren okullara vereceklerdir. Çünkü insanlar önce geleceklerini, maddi ihtiyaçlarını karşılamak için eğitim almayı tercih ederler. Zamanında yasak olan Kürtçe kurslarına izin verildikten sonra bu kurslar iş yapmadı ve kapandı. Yasak olan Kürtçe kasetler Özal zamanında serbest oldu, bir iki sene satıldı sonra o da bitti. Şu faşist kafayı bırakın artık. Yasaklarla problemi ancak arttırırsınız. Düşünebiliyorsanız haklı olduğumu idrak edebilirsiniz. BANA GÖRE TEMEL İNSAN HAKLARINA, ANAYASAL HUKUKA VE TÜM YURTTAŞLARIN HAKKINI HUKUKUNU TANIMAYA KARŞI OLANLARIN DEVLETİN VE MİLLETİN HUZUR VE BÜTÜNLÜĞÜNÜ TEHDİT ETTİĞİNİ, DEMOKRASİNİN GELİŞMESİNİ ENGELLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. İNSANLAR ARASINDA AYRIMCILIK, KİN VE DÜŞMANLIK TOHUMLARI EKEN BU KİŞİLERİN KESİNLİKLE DEVLET SEKTÖRÜNDE VE KAMUSAL ALANDA ÇALIŞTIRILMAMASI, TÜM HALKIN VERGİLERİNDEN OLUŞAN BÜTÇEDEN BU HASTALIKLI ŞAHISLARA MAAŞ ÖDENMEMESİNDEN YANAYIM. Devlet, elinde silahla ortaya çıkan her kese aynı şekilde karşılık verme hakkına sahiptir. Bunu insan hakları, yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yapması, sivillerin mağdur olmasına mahal vermemek koşuluyla EN DOĞAL HAKKIDIR… Bilmem anlatabildim mi! Devlet ulusal ve uluslararası hukuka bağlı olak suç işlemiş memurlarını cezalandırma hakkına sahiptir. Tabi elbette masumiyet karinesi ve adalet hükümleleri çerçevesinde… Sayın Hocam. Atatürk’ün kurduğu ulus devletin kimler tarafından ve nasıl sekteye uğratıldığını ve buna hangi bedbahtların ortaklık ettiğini hep beraber yaşıyor ve görüyoruz. Sizin Kamusen’iniz ne zaman laikliğe sahip çıkmış, ne zaman laik-bilimsel eğitimden yana olmuş ta burada Atatürk’ün adını anmaya kalkıyorsunuz. laiklik bizler için demokrasinin, bilimsel eğitimin ve temel hak ve hürriyetlerin temelidir. Sizin için nedir acaba? Niçin laikliği savunmak adına herhangi bir çabanızı göremiyoruz? Sayın Hocam. tekrar söylüyorum. Sendikacılığınız rezalet. Sorduğunuz her soruya izahıyla beraber cevap verdim. Siz ise tek bir eleştirime tutarlı bir cevap veremediniz. Tekrar söylüyorum. Önce insan olun, insan haklarından ve adaletten yana olun, tetikçiliği, kini bırakın. Bunları başarabilirseniz sendikacı olabilirsiniz. Ve sendikacı olabilirseniz o zaman bi zahmet üyelerinizin sayısı oranında kasalarınıza istiflediğiniz aidat paralarından ihrac edilmiş 3700 üyenize dayanışma aidatı ödeyiniz. Bu sizin namus borcunuzdur. Önce namus borcunuzu ödeyiniz. Unutmayınız. Bu topraklarda yaşayan her kesin bu ülkede yaşamaktan mutlu olması gereklidir. Özgür olması, adaletle yaşaması, temel haklara sahip olması, ekmeğini namusu ile kazanabilmesi, doğuştan gelen özelliklerinden kaynaklanan haklara sahip olması, kısaca eşit ve özgür yurttaş olması ve elbette ne idüğü belli olmayan bir takım despot zihniyettekiler tarafından tehdit ve taciz edilmemesi ülkemizin birlik, bütünlük ve huzuru için şarttır. Buna mani olmaya kalkanların vatanseverliği ise sahtedir, yalandır. BİLMEM ANLAYABİLDİNİZ Mİ SAYIN HOCAM…

  21. hala pkk ve hendekler ile ilgili cevabınız yok,kaçak güreşiyorsunuz..siz eğitimsenden ihraç olmasaydı ki başta olmadı hiç bir mağdur için sesiniz çıkmıyordu,ne zaman size dokundular kamuoyunun desteğini almak için fetö mağdurlarınıda işin içine kattınız..bakın bir daha söylüyorum devlet memuru devletine milletine sadakatla bağlı olmak zorunda,değilse çalışamaz..siz bu devlete sadakatla bağlı değilseniz çalışamazsınız..şu cizre sur anadilde eğitim kobani 29 aralık bu konulara hiç girmiyorsunuz niye..ulus devlete karşımısınız.açıklayın biraz..hep lay lay lom konularla milleti kandırıyorsunuz batıda laik bilimsel eğitim doğuda anadilde eğitim kürdistan öz yönetim..bakın sendikacılığıza bir şey demem,ama bu konularda kapatılmayı ve ihraç edilmeyi hak eden bir yapılanmasınız..senikanızı kurtarın hdp pkk emep çizgisinden..ha bende zaten o görüşteyim diyorsanız diyecek bir şey yok..son olarak..Atatürkün kurduğu ulus devlet ve üniter yapıya düşmanlık eden kim varsa ezilmeli..bu sendikada olsun,partide örgütte..siz de beni anlayamamışsınız,bazı şeyleri sendikacılıkla örtmeye çalışıyorsunuz..bu olmaz..neyse su akar yatağını bulur..

  22. Sayın mustafa kemalin askeri… 🙂 Mustafa Kemal seni görse Yunan’ı bırakıp seni kovalardı. Binlerce üyesi ihrac edilen Kamu Sen bu binlerce üyesi için haftada bir usulen bir açıklama yapmak dışında ne yapmış acaba? Hangi üyesini nasıl bir mücadeleyle mesleğe iade ettirmiş? Hiç! Koca bir hiç. Oysa Eğitim-Sen açığa alınan on bin üyesini göreve iadee ettirmedi mi? İhrac edilen toplam üye sayısı ise 1498 kişi. Bu üyeleri için sürekli eylem yaparak, bakanlıkla görüşerek gündemde tutmuyor mu? SENDİKA NEDİR HABERİN VAR MI? sendika: üyesini bağımsız mahkemelerce suçu ısbat edilinceye kadar savunan, hakkını arayan teşkilattır. Bağımsız, adil bir mahkeme suçunu sabit görmedikçe, karar vermedikçe üyemiz masumdur. Ona sonuna kadar sahip çıkarız. Dayanışma ücreti ödeyerek ailesinin mağdur olmasına izin vermeyiz. Ancak tüm hukuk kullanılır ve mahkeme suçlu bulursa, ancak o zaman yollarımızı ayırırız. KISACA SENİN GİBİ ŞUNLAR PKK’LI AMMA BUNLAR MASUM DEMEYİZ. İster PKK olsun ister Fetö olsun. Bağımsız yargı karar verene kadar masum kabul eder, onun bunun tetikçiliğini yapmayız. Hani nerede senin binlerce PKK’lı memurun? Hani. OHAL koşullarındayız. Koca devlet, istihbarat kanıt bulamamış, suçu ısbatlayamamış, Eğitim-Senlileri göreve iade etmiş. Sen kimin tetikçisisin ki buradan binlerce memuru suçlu ilan ediyorsun! Git Kamu Sen ağalarına de ki rol yapmayı bıraksınlar biraz sendikacılık yapsınlar. Mağdurların hakkını arasınlar. mağdurlar kömür alamıyor, ekmek alamıyor, kirasını ödeyemiyor mağdurlara yardımlaşma ücreti ödesinler. Biraz KESK olsunlar, azıcık Eğitim-Sen olsunlar arada bir de mustafa kemal’in bakaya kalmış askerlerine ayıp olmasın diye laik-bilimsel eğitimi savunsunlar. Bilmem söylediklerimi anlayabiliyor musun…

    • Kamu. Sen bir. Çok. Üyesini göreve başlattı.. Fetöden veya açıkta olanlar bile bize geliyor.. Üyemiz olmadığı halde.. Hepsine hukuki destek veriyoruz.. Sizin katil devlet Cizre de çocuk öldürüyor diye yaygaralarınızı unutmadık.. İsmail Koncuğu mağdurlar hep takdir ediyor.. 10 binkişiyi siz iade ettirmediniz. Siyasiler ve hükümet öğretmen. Açığından dolayı iade ettiler
      Soruşturma. Bitmedi daha.. Türk devletine sadakatle bağlı olmayan memur gitmeli. Katil devlet diyenler bu devletin maaşını alamaz.. Atatürk’ün kurduğu ulus devlet ve üniter yapıya karşı olanlar devlette. Çalışamaz.. Ha sakın bana eğitim sen Atatürkçü deme adama gülerler.. Herkes biliyor keskin kimlerin kontrolünde olduğunu.. Kürdistan faşizme. Mezar. Olacak diye slogan atanların sendikası ağzıyla kuş tutsa ne yazar..

      • Sayın mustafa kemalin askeri… NİÇİN YALAN SÖYLÜYORSUNUZ? Sizin yani kamusen’in kendi rakamlarıyla 3700 üyesi ihrac edildi. 2000 üyeniz de halen açıkta bekletiliyor. İlk KHK’dan beri göreve iade edilen memur sayısı ortada. göreve dönenlerin on bin tanesi Eğitim-Senli öğretmenler zaten. Siz kimi göreve iade ettirebildiniz Allah aşkına söyler misin? 🙂 Koca bir hiç! Haftada bir usulen bir sayfalık açıklama okumakla sendikacılık ya-pıl-maz. KESK-Eğitim-Sen’in karşısında resmen ezildiniz. Yahu 3700 ihrac edilmiş üyenize bari üç kuruş dayanışma ücreti ödeyin. Paranız mı yok. Ödesenize. Bak biz ayda 2000YTL ödüyoruz. İade edilen üyelerimiz masum oldukları için iade edildiler. Onlara PKK’lı diyerek suç işliyorsunuz. Dahası devletin sırf dersler boş geçmesin diye 🙂 🙂 🙂 PKK’lı öğretmenleri göreve başlattığını iddia ederek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini resmen PKK ile işbirliği yapmakla itham ediyorsunuz. Suç işliyorsunuz. 🙁 Adama sormazlar mı bir bankaya kirasını yatırmış, yok bilmem ne sendikasına üç-beş aylığına üye olmuş, istifa etmiş baksanız hukuken bir suç ortada yokken ihrac edilmiş, ezici çoğunluğu hükümet yanlısı onbinlerce öğretmenin bir kısmıyla niye bu boş dersleri doldurmamış ta Eğitim-Senlileri göreve iade etmiş… Di mi ama… YANİ ORANTISIZ ZEKA DEYİNCE HEMEN ALINIYORSUNUZ. BİZİ ELİTİST OLMAKLA SUÇLUYORSUNUZ. KARDEŞİM BİZ MAL MÜLK, PARA PUL, MEVKİ MAKAM DEĞİL, BU MEMLEKETİN ZEKA VE KÜLTÜR ELİTLERİYİZ. BOĞAZDA VİSKİ İÇEN BURJUVALARLA KARIŞTIRMAYIN BİZİ. Bakın o soruşturmalar devam ediyor. Hala ihrac talebiyle bekletilen üyelerimiz var. Öte yandan açtığımız davaları şimdiden kazanmaya başladık. İstanbul ve İzmir adliyesi Eğitim-Senlilere ceza verilemeyeceğine hükmetti. Bu cezalar siliniyor. Ama biz kapıkulu değil tek ve gerçek sendikayız. Bak sonra ne olacak söyleyeyim… Sendika tazminat davası açacak, tazminatımızı alacağız. üyelerimize ceza verilemeyeceği hükmü aynı zamanda ceza veren disiplin amirlerinin görevlerini kötüye kullandıkları anlamına geliyor. Bu amirler yargılanıp cezalandırılacaklar. Sadece tazminat ödemeyecek koltuklarını da kaybedecekler. Bununla da kalmaytacağız, bu süreç içinde bie iftira atan, aleyhimizde haber yapan yayın organları ve internet siteleri hakkında davalar açacağız. Hepsi sırayla olacak. Bunları mahkeme salonlarına adeta yığacağız, izdiham olacak. Uluslararası hukuk göslemcileri, Avrupa öğretmen sendikaları ve Eğitim enternasyonali temsilcilerini de çağıracağız. TÜRKİYENİN TEK GERÇEK SENDİKASI BUNLARI YAPARKEN SİZ ÖÖÖÖYLE DURUM BAKACAKSINIZ. Yapacağımızı biliyorsun… 🙂 Elbette sırf Atatürkçü değiliz. Öyle bir iddiamız yok. Biz sol sendikayız. Laik, demokratik, sosyal devlet ve evrensel hukuk prensiplerine bağlı bir sendikayız. Bu sebeple Atatürk’ün ilerici-devrimci kazanımları dahil tüm sol değerlere sahip çıkarız. Bu sebeple aramızda Atatürkçüler de var, sosyalistler de var… CHP’ye, HDP’ye, ÖDP’ye, TKP’ye ve benzeri siyasal yapılara sempati duyan üyelerimiz de var. Yönetimimiz serbest seçimlerle demokratik kurallara göre seçilir. Seçimi Yüksek seçim Kurulunun tarafsız görevlileri yapar. Bir yönetim en fazla iki dönem yönetimde kalır. Üçüncü dönem aday olamaz. İstersen gel sen de üye ol, delege ol, kazanırsan yönetime gir. SAYIN HOCAM… Bizler öğretmeniz. çocuklara, gençlere eğitim-öğretim hizmeti veririz. Bu sebeple masabaşı memurundan biraz farklıyız. Muhatabımız çocuklar ve gençler olduğu için bir kişiliğimiz olması gerekir. Kısaca iktidarların şakşakçısı, evet efendimci kapıkulları olamayız. İktidarlardan bağımsız olarak doğru, iyi, adil ve insani olandan yana olmalıyız. Eğer birileri ülkenin bir bölgesinde insan hakları ihlalleri yapıldığını iddia ediyorsa bize düşen bunu söyleyenleri hain ilan etmek, susturmaya çalışmak değil, bu iddiaların doğru olup olmadığının araştırılmasını istemektir. Eğer evrensel hukuka ve insan haklarına aykırı bir durum varsa bu sorunun çözülmesi ülkemizin geleceği ve halkın birlik ve beraberliğinin sağlanması için gereklidir. Yok eğer böyle bir durum yoksa ve devlet haksız yere suçlanıyorsa bu durumda devlet bunu da araştırıp gereken işlemi yapabilir. Bu devletin hakkıdır. Sayın Hocam. sendikacı olun sendikacı. Onun bunun tetikçiliğini bırakın. Burada FETÖ suçlamasıyla ihrac edilmiş onca memur var. Ortada bir haksızlık varsa bunun düzeltilmesi için çabalayın. Kalkıp başkalarının tetikçiliğini yapmayın. Tekrar söylüyorum ihrac edilmiş üyelerinize dayanışma yardımı ödeyin. Sendikacı olun.

        • her zaman ki süslü laflar,içinizde bol miktarda pkklı var,hatta siz onlara yurtsever diyorsunuz..bir daha söylüyorum,ihraç edilen açıkta olan üyelerimizle hukuki yönden ilgileniyoruz,sonuna kadarda ilgileneceğiz,dönene kadarda takipteyiz,fetö konusunda mağduriyet büyük ama,pkk ihraçları haklıdır ve yetersizdir..mahkemelerle falan dönemeyeceksiniz 5 kuruşta alamayacaksınız devletten,türkiye de artık yargı solun elinde değil..size tavsiyem sendikanızı yurtseverler diyorsunuz ya onlarda geriye alın..ama bu sefer bu devlet bu işi bitirecek..ha birde içinizdeki grupları sayarken hdp ve pkk lıları niye söylemedin..sendikanız ele geçirilmiş bir yapıdır..ulus devlete ve üniter yapıya tehdittir..ben sana buradan kesin söylüyorum,mahkeme falan avrupa aihm falan bunlar bitti..fetö mağduriyeti var bu da referandumdan sonra giderilecek..ama siz hariç..hendekler kazılırken asker polis şehit olurken iş bırakmayı biliyordunuz,hadi yine bıraksanıza,hadi görelim bakalım devlet çocuk öldürüyor diye iş bırakın hadi görelim kaç kişi bırakıyor..sosyal medyalarınızda cizre sur diye hergün paylaşımlar yapıyordunuz,şimdi bak çoğunuz kapatmış..okulllarda sesiniz çıkmıyor..yazdıklarının hiç birini kazanamayacaksınız,sadece siz ama..o günler geçti…yeni khk geliyor 1000 1000 yavaş tasfiye..mahkemede ceza iptal edilenler bile gitti bazıları..neyse sizinle tartışmayacağım artık sizi herkes biliyor zaten..ha birde bu sendikalar göre atılan sayılarla ilgili bir afiş bastınız rezil oldunuz..sayılar öyle değil,en az atılan türk eğitim sen ve eğitim iş tendir..

          • Sayın mustafa kemalin askeri… Yukarıda yazdıklarımdan gene hiç bir şey anlayamamışsınız. Tekrar okuyun desem bilmem işe yarar mı? Malüm, karşımda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sayısal çoğunluğu oluşturan vasat kesiminin sağcı bir memur var. Devlete bağlılığınız takdire şayan. Fakat bağlı olduğunuzu iddia ettiğiniz devletin sizce PKK’lı olan öğretmenleri sırf dersler boş geçmesin diye göreve iade ettiğini iddia edebilecek kadar da meaşallah akli ve mantıki melekeleriniz yerinde. 🙂 Bu durumda olan size ben insanların somut kanıtlarla suçlanabileceğini, bu kanıtlara bağlı olarak bağımsız ve adil mahkemelerde yargılanıp suçlu olup olmadıkları ancak o şekilde belirleneceğini, yargının son rararını verip suçlu olduğuna hükmetmediği hiç kimsenin cezalandırılamayacağı gibi en temel insan hakları ve evrensel hukuk normlarını anlatmaya çalışıyorum. Tüm bu süreçler tamamlandıktan sonra gene de davalı kişi suçlu bulunursa zaten buna saygı duymak ve kabul etmek her yurttaşın görevidir. Siz bunu dahi algılayamıyorsunuz. İŞİMİN NE KADAR ZOR OLDUĞUNI İDRAK EDEBİLİR MİSİNİZ BİLEMİYORUM. Sayın Hocam Eğitim-Sen’in üniversite akademisyenleri de dahil toplam 1498 üyesi ihrac edildi. Buna mukabil Kamu-Sen’in kendi ilan ettiği rakamlarla 3700 üyesi ihrac edildi. 2000 üyeniz de açıkta bekletiliyor. Kısaca Eğitim-Sen’in toplamının iki katından fazla… TEKRAR EDİYORUM… Sendikacılık yapın. Bu ihrac edilen üyelere dayanışma maaşı ödeyin. Paranız mı yok, vicdanınız mı? Bakın biz ihrac edilmiş her üyemize yargı süreci tamamlanana kadar, tüm hükük yolları tükenene kadar ayda 2000 lira maaş ödüyoruz. Niçin üyelerinize sahip çıkmıyorsunuz. Hükümete göre Eğitim-Sen’in iki katından fazla terörist üyeniz varmış. Bakın Eğitim-Sen hukuk yolu kullanılsın, yargı adil şekilde karar versin diye çabalıyor. Göreve iade edilen memur sayısı kaç ki sizin sizin üyeleriniz iade edilmişl olsun. Zaten iade edilenlerin on bin tanesi bizim üyemiz. 🙂 Sayın Hocam… Bir zamanlar komşularını Geztapoya ihbar eden Almanlar vardı. Onlar utanç içinde yaşadı ve öyle öldüler. Onlardan torunları bile utanç duydu. Kimsenin tetikçisi olmayın. Elinde idam urganıyla ölüm naraları atanlardan olmayın. Sizde o cevheri göremiyorum ama ilerde torunlarınız sizden utanır. Bakın yüz binin üzerinde memur açlığa terk edildi. Suçlu olup olmadıklarını bilemiyoruz. Çünkü hukuki bir işleme tabi tutulmadılar. Böyle bir ortamda dahi hala onun bunun ekmeğiyle oynama derdindesiniz. Yarın bir gün beraber maklübe kaşıkladığınız eski kankalarınızdan birinin kurbanı olursanız merak etmeyin sizin hukuki haklarınızı da gene biz savunuruz. Kapımız size bile açık olacaktır. Biz hala eylem yapıyoruz. Bu gün dahi büyük şehirlerimizde kitlesel oturma eylemleri ve basın açıklamaları yapıldı. Sendikamız, el işi öğretmenlerimizin nezaretinde dayanışma atölyeleri kurdu. Geliri dayanışmaya aktarılmak üzere el işi ürünler yapıyorlar. Zaten bizden başka eylem yapıp bu durumu gündemde tutan başka bir sendika da bulunmuyor. Sahi siz niye hiç eylem yapamıyorsunuz??? 🙂 Biz yapıyoruz. Yüz bin sağ-muhafazakar memur atıldı. sesiniz çıkmıyor. 1498 Eğitim-sen üyesi için yapılan eylemlerin binde birini sağcı memurlar için sizden de bekliyoruz. SAYIN HOCAM… SENDİKACILIK YAPIN, AİDATLARINI KASALARINIZA DOLDURDUĞUNUZ ÜYELERİNİZ İÇİN DAYANIŞMA ÜCRETİ Ö-DE-YİN! Elaleme terörist diyeceğinize önce kendi üyelerinize sahip çıkın. Biz üyelerimiz bağımsız ve adil yargı sonuçlanana kadar sahip çıkacağız. Eylül açığa almalarda hakkımızda karalama kampanyası yürütenleri mahkemelere yığacağız. Sendikanın eylemlerinden ceza verilemeyeceğini İstanbul ve İzmir adliyesi karara bağladı. verilen cezaların hukuk dışı olduğu ve ceza veren disiplin amirlerini görevlerini kötüye kullandıkları ortaya çıktı. Eğitim-Sen bu anirleri de mahkemelere yığacak. Yukarıdaki yazımda belirttim tüm bunları yaşayıp göreceksin, gene hayalleriniz kursağınızda kalacak. Tıpkı eylülde açığa alınan üyelerimiz için sevinçten göbek atarken, üyelerimiz göreve iade edilince sukut-i hayale uğradığınız, vicdansızlığınızla rezil olduğunuz gibi gene aynı şeyi yaşayacaksınız. Bizim sendikacılığımız belki sizi gene rezil edecek ama FETÖ soruşturmalarından yargısız şekilde cezalandırılan diğer memurlar için de emsal teşkil edebileceği, onlar için de hukuk yolunun açılmasını sağlayacağı için onlara da adalet getirecektir. Bu da her kes için hayırlı 🙂 olacaktır. SAYIN HOCAM… YAZIMI GENE ANLAYAMADIĞINIZDAN EMİNİM… 🙂 CANINIZ SAĞOLSUN.

  23. en doğru ve haklı ihraçlar pkk ihraçlarıdır..fetö konusunda mağduriyet büyük..

  24. Eğitim Sen ve keskin ne kadar. Şirinmiş de haberimiz yokmuş.. Binlerce. Pkklı memur öğretmen hangi sendikadan.. Eğitim. Sen ve keskin herkes bilir.. Yok solcuymuş yok Atatürkçüymüş eğitimsen. Safları kandırın siz.. Ha şu doğru.. Sağ kesim kaypak ve hakkını arayamaz.. Şu anda en doğru ve dik sendika eksikleri de var ama kamu sen bence..

  25. Eğitim-Senli hocamız nasıl mücadele edileceğini gösteriyor. Ne OHAL ve KHK. Adam haklıyım diyor, suçsuzum diyor. Beni işten atamazsınız diyor ve direniyor. Karada eylem yapıyor karadakilere anlatıyor, denizde eylem yapıyor denizcilere derdini anlatıyor. Sendikası yanında, konfederasyonu yanında, dayanışma ücreti ile ailesi mağdur edilmiyor. Onun görevi hakkını almak için mücadele etmek. Ailesi, çocukları ve Türkiyenin demokratik hukuk devleti olabilmesi için mücadele ediyor. Türkiyede toplamda 1500’e yakın sol görüşlü memur ihrac edildi. Bir tek onların sesi duyuluyor, bir tek onlar mücadele ediyor… Halbuki yüz binin üzerinde sağcı-muhafazakar memur ihrac edildi. Hiç ses çıkarmadılar. Hakkınızı aramazsanız hakkınızı alamazsınız Kardeşlerim…

    • sayın tarkan hocam sizin yorumlarınız üzere mensubu olduğunuz ve görüşünü desteklediğiniz,savunduğunuz sendikanızın temsil ettiği milletvekilleri harcamalarda neden en fazla harcamaları yapıyorlar? telefon harcaması benzin harcaması. bu kadar insanların mağduru üzerine mücadele veriyorken siz neden milletvekili seçtiğiniz insanın cep telefonu harcaması dünya kadar çıkıyor neden en fazla benzin harcaması yapıyorlar meclis harcamalarında? olayı başka yöne çekmek istemiyorum lakin meşhur hani chp zihniyeti diyorlaryaaa aynen bu değilmi ne vakit kurtulacaksınız onu merak ediyorum. anadoluda veya başka bir şehirde vatandaşın evine galoşla giren zihniyet ne zaman değişecek?

      • Sayın RCP konumuz bu değil ama gene de izah edeyim. CHP milletvekilinin cep telefonu faturasının yüksek çıkması milletvekilinin partisi içinde de eleştiri konusu olmuş, parti başkanı bu konuda vekile eleştiriler yöneltmiş, vekile sahip çıkmamış, suçunu örtbas etmemiştir. Sayın RCP acaba aynı hassasiyeti sizin zihniyetiniz herhangi bir yolsuzluk ve hırsızlık için göstyerebilmiş midir? Örneğin ayakkabı kutularındaki paraların ortaya dökülmesi aslında bir hayal miydi?Ankara, İstanbul belediyeleri inanlımaz yolsuzluklarla ilgili değil bir dava açılması ek bir eleştiri olmuş mu? Servet değerinde kol saatlerini nereden aldığı belli olmayan bakanlara bir söz söyleyebildiniz mi? Muktedirlerin çoluk çocuğunun kısa sürede bu kadar büyük servetlere sahip olmasına söyleyecek sözünüz var mı? Yok değil mi Sayın RCP??? 🙂 Ama muhalefet partisinden bir vekilin telefon faturasını dile getiriyorsanaız sizin dürüstlüğünüze kim inanır? İstelik muhalefet partisi kendi vekilini sert bir şekilde eleştirmiş ve meclis komisyonundaki görevinden ayrılmasını istemişken. Kusura bakmayın ama siz benim karşı olduğuma karşı olamıyorsunuz… Ben aklımı, ahlakımı, vicdanımı bir yere yandaş olmak için kaldırıp çöpe atamam. Erdem, zor elde edilen bir meziyettir.

        • niye olayı siyasi yere çektiniz ben sadece mensubu olduğunuz milletvekilleri dedim. benim hangi görüşte olduğum oradan bellimi oluyor. erdemden bahsediyorsunuz bende size hz mevlana r.a. sözünü söylemek isterim. söze bakarım sözmü diye adama bakarım….. kuru muhalafet yapmak için yapmayın. akli selim vicdan olarak hareket ederseniz seviyeli tartışabiliriz. bahsettiğiniz o bakanların saatlerin ankara ve istanbul belediyesindeki yolsuzlukların hepsine mensup olanların siyasi görüşünü ne destekledim nede destekleyeceğim. o sebeple bilip bilmeden ne ahkam kesin nede yorum yapın. benim için herşseyden önce VATAN gelir. doğduk büyüdük HEP ÖNCE VATAN DEDİK. ölürkende önce VATAN deriz…. üç nokta sayın tarkan hocam

          • Sayın RCP… Yukarıda kendi yazdığınız yazının muhtevasın ne çabuk unuttunuz. Olayı sendikadan siyasete ve CeHaPe zihniyetine 🙂 getiren bizzat sizsiniz. Ben de izah ettim. Memleklet gırtlağına kadar yolsuzluğa, hırsızlığa batmışken bir muhalefet milletvekilinin abartılı telefon faturasını öne sürmenin pek dürüst bir tavır olmadığını kaldı ki CeHaPe zihniyetinin iktidarın aksine kendi mensuplarının yanlışlarını örtbas etmediğini, bunlara sahip çıkmadığını, sözkonusu milletvekilini kınadığını ve meclis komisyonlarındaki görevinden istifasını istediğini belirttim. Acaba daha ne demem gerekirdi? Buna mukabil siz araya Mevlana’yı da katarak bana Söze bakarım sözmü diye adama bakarım……” sözleriyle kabalık yapmışsınız. Bari cümleyi tamamlayın da tam olsun Sayın RCP… “Adama bakarım adam mı diye…” deyin. Deyin deyin dilin kemiği yok nasılsa… 🙁 Bir de şu ucuz vatan-millet-din-iman hamasetini bırakınız. Meaşallah alayınız vatan, millet, din, iman için ölüp ölüp diriliyor. Canınızı vermeye hazırsınız. Ama işte ne yapalım ki bunca vatansever arasında vatanımız perişan oldu, onca dindar müslüman içinde müslümanlığımız partilere propaganda, şirketlere promosyon oldu. Koltuğu kapan kaptı, malı götüren götürdü, tüm kutsal kavramlar siyasi ve ticari ranta dönüşüp bu işin esnaflarına köşeyi döndürdü. Rica ederim artık herkese ait olan kutsal kavramları sahiplenip kendinizi diğerleri karşısında “vatansever” “müslüman” “öz hakiki Türk” gibi payelerle süslemeyin. Hepimiz bu memlekette doğduk, burada yaşıyoruz, yaşıyor ve hanyayla konyayı gayet iyi görebiliyoruz. Vatanseveri de, hakkiki müslümanı da bol bol gördük. Nokta.

  26. helal olsun hocama bakın sesini duyurmaya çalışıyor. kendisinin masum olduğuna inanan onbinler böyle sesini duyurmaya çalışsa illa ki dikkat çeker. ama şu an hiç kimseden ses çıkmayınca yetkililer zannediyor ki masum yok mağdur yok. mağdur edebiyatı var.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM

Bu Vücut Benim