24 Haziran seçimlerine doğru öğretmenler için vaatte bulunan var mı?

Eğitimci Yazar Tülay Gazalcı yaklaşan 24 Haziran seçimlerinden dolayı eğitim ve öğretmenlerin durumunu siyasilere anlattı.

24 Haziran seçimlerine doğru öğretmenler için vaatte bulunan var mı?

24 Haziran seçimlerine doğru öğretmenler için vaatte bulunan var mı?

Eğitim olgusunun birbirleriyle devamlı etkileşimde bulunan üç temel öğesi bulunmaktadır. Bu üç temel öğe; öğrenci, öğretmen ve program olarak belirlenmişJtir. Bu öğelerin herhangi birinde meydana gelebilecek bir bozukluk, zayıflık, verimsizlik veya yanlış işleyiş bütün bir sistemin verimliliğini düşürecektir. Türkiye’yi yarınlara umutla güvenle taşıyacak ve kurtaracak olan tek sistem eğitim ve de eğitimcilerdir. İçinde; sabır, sevgi, beceri ve incelikleri barındıran en özverili meslek grubudur. Böylesi özel bir mesleğin elbette ki kendine has metot, yöntem ve kuralları vardır. Kurallı ve ilkeli olmak sadece eğitimcileri değil toplumdaki her bireyi, özellikle de ülkeyi yönetenleri kapsar.

Herkesin istekleri ve sevdikleri farklıdır ama toplumda birlik ve beraberliğin sağlanması için kuralların konulması ve bu kurallara uyulması zorunludur. Toplumun kaliteye ulaşması, herkesin ölçülü davranması ile ilgilidir. Topluma verdiğiniz ötekileştirme mesajları, zamanı gelince toplum tarafından da size de uygulanacaktır. Kişiler arası ilişkileri rastgelelikten, başıboşluktan ve keyfe keder olmaktan kurtaran ve kaliteli iletişim kurmamızı sağlayan hükümler, düzenlemeler bir toplumun olmazsa olmazıdır. Kurallar insanların özgürlük ve yaşam alanlarını güvence altına alır. Hakkımız olana sahip olabilmemiz, hakkımız olamayanı yapmamaktan geçer. Gelişmek de olan bir ülkenin en büyük değeri, eğitilmiş insan gücüdür. Dolayısıyla bir ülkenin gelişmişliği, çağdaşlığı eğitimiyle doğru orantılıdır. Eğitimle ilgili tarih sayfalarına baktığımızda, gelişmiş ulusların öğretmene değer verdiğini, az gelişmiş toplumların ise değer vermediğini görürüz. Milletler bir yandan hızlı gelişmelere ayak uydurmaya çalışırken, diğer yandan da milli benliklerini koruyabileceklerinin yalnız ve ancak eğitimle mümkün olabileceğini, hangi teknolojik seviyede olurlarsa olsunlar, geleceklerini öğretmenlerin inşa edeceklerini bilmelidirler.

Toplumlar bir gecede inşa edilmez. Her aklına esen de bir gecede, var olanı yok edemez. Hepimiz MEB ‘in, eğitimin temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarcı olduğunun farkındayız. Yapılmaya çalışılan her yenilik, temelsiz, kuralsız ve hedefsiz olduğu için, ülkenin gününe ve geleceğine ciddi zararlar vermektedir. En büyük zararı da eğitimin merkezi olan öğretmenler yaşamaktadır. Bakanlık diyor ki ‘’  Elini ve ayağını bağladım ama sen yinede koşacaksın’’ …

Ülkelerin kaderlerinde doğrudan etkili olan öğretmenlerin, işlerini iyi yapabilmeleri için öncelikle iyi yetiştirilmeleri, sonra da çalışma şartlarının uygun hale getirilmesi lazımdır. Eğitimin tarihsel gelişini bilmeden ve anlamadan eğitim sistemini anlamak ve doğru atılımlar yapmak mümkün değildir. Eğitim toplumsal, siyasal ve ekonomik yaşamla iç içedir. Eğitimde yapılacak değişiklikler ülke genelindeki ihtiyaç, beklenti ve elde edilecek fayda gözetilerek yapılmalıdır. Türkiye’de bir yere üniversite açmak bilimsel kaygılardan çok siyasi yatırım aracı olarak görülmektedir. Binlerce üniversite mezunu öğretmen adayı yıllarca atama beklemekte, atananlar ise sözleşmeli öğretmen olarak göreve başlamaktadır. Şartlar geleceğe dair umut inşa etmediği için ruhsal sorun yaşayıp canına kıyan öğretmen adayları ne yazık ki artmaktadır.

Öğretmenler toplumda hak ettikleri saygı ve anlayışa kavuşmalıdır. Öğretmenlik mesleğinde statü kaybı vardır. Öğretmenin ekonomik ve sosyal koşulları her geçen gün gerilemektedir. Öğretmen yetiştirme politikası, eğitim sistemimizin en ciddi konusu olmasına rağmen, ülkemizde bu iş yap- boz haline getirilmiş, bunun yanında öğretmenlik mesleğinin niteliği giderek düşmüştür. Bu mesleğin nitelik yönünden giderek düşmesinin nedenleri arasında öğretmen yetiştirme politikalarında yapılan değişikliklerin, eğitim sisteminin bütünlüğü içinde kapsamlı araştırma, ön çalışma ve planlama yapılmadan politik dayatmalar şeklinde gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır.  Malumunuz yeni bir seçim sürecinin içindeyiz. Siyasi adaylar her gün kendilerini anlatmakta, talip oldukları makama ulaşmak için vaatleri havada uçuşmaktadır. Ben bir vatandaş ve de bir eğitimci olarak, bireysel menfaat gözetmeksizin ülkeyi yönetmek için göreve talip olan tüm siyasilere soruyorum;

  • Neredeyse her ilde bir üniversitemiz ve binlerce işsiz öğretmenimiz var. Bu gençlerin atamasını yapacak mısınız?
  • Öğretmenliği sözleşmeli, ücretli olmaktan çıkarıp, hak ettiği üzere kadrolu yapacak mısınız?
  • Öğretmeni, veli ve öğrencisi ile karşı karşıya getiren performans sorununu çözecek misiniz?
  • Öğretmenin çalıştığı kuruma bağlılığını bozacak, verimliliğini düşürecek olan Rotasyon dayatmasını çözecek misiniz?
  • Eş durumu tayinlerinin kaldırılması ile, eşinden evladından ayrı düşen veya evlilik kurumuna dair hayallerini iptal etmek zorunda kalan öğretmenlerin sorununu çözebilecek misiz?
  • KPSS engelini ortadan kaldırabilecek misiniz?
  • Okul yönetimlerine, yandaş mantığıyla yerleştirilen iş bilmezlerden, okullarımızı kurtarabilecek misiniz?
  • Sendikal farklılıkları bölücülük ve baskı unsuru olmaktan çıkarabilecek misiniz?
  • Eğitim sistemini düzlüğe çıkaracak, eğitimden anlayan eğitim kökenli bir bakanı göreve getirebilecek misiniz?
  • Eğitimi paralı olmaktan kurtarıp, her vatandaşa eşit eğitim hakkı sunabilecek misiniz?
  • Eğitim ortamlarını yarış alanı, evlatları da rotası belli olmayan yarış atı olmaktan kurtarabilecek misiz?
  • Lise ve üniversite haricindeki okul seviyelerindeki eziyet halini almış olan mezuniyet gecesi saçmalığını kaldırabilecek misiz?
  • Kaliteli ve doğru eğitim bir ülkenin menfaatinedir. Ülkemin menfaati için eğitim de reform niteliği taşıyacak doğru çalışmalara imza atabilecek misiz?

JYankı hikâyesini herkes bilir. Hani boşluğa her bağırdığımız da, sesimiz bize aynen geri döner. Bizler bunu yankı olarak biliriz ama aslında bu durum yaşamın ta kendisidir. Yaşam daima verdiklerimizi bize geri verir. Yaşam yaptıklarımızın aynasıdır. Yani ülkemizin geldiği durum, ülke yöneticilerinin ve de her bir vatandaşın yaptığı doğru ve yanlışların bizlere yansımasıdır.

Tülay GAZALCI
EĞİTİMCİ YAZAR

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM

Nils ve Uçan Kaz