DOLAR 5,9272
EURO 6,5361
ALTIN 284,4
BIST 93.981
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Parçalı Bulutlu

Benim Halim Memleketin Hali

Eğitimci Yazar Tülay Gazalcı’nın yeni yazısı; Benim Halim Memleketin Hali

Benim Halim Memleketin Hali
20.12.2017
A+
A-

Benim Halim Memleketin Hali

Hayatının büyük bir kısmını okuyarak geçirir eğitimci kişi.  Bilerek isteyerek, emek harcayarak ve gecesini gündüzüne katarak elde eder bu mesleği. Önce en ücra illerde başlar meslek hayatı. Öyle ücra olur ki bazen; duvarı olmayan yıkıntıya öğretmenlik yapar. Okulun hizmetlisi, öğretmeni ve müdürü olur aynı zamanda. Göreve başladığı ücra köşenin bağlantısı olur hayata. Öğrenciye çatı olur, duvar olur, yanan soba olur, ıslanan ayağına ayakkabı, üşüyen bedenine giysi olur öğretmen. Hatta o kadar benimser ki mesleğini, öğrencinin dağılmış ailesinin boşluğunu doldurur. Viraneyi okul yapar, bazen de avareyi öğrenci, sonrasında da tohumlar fidana döner. İyi vatandaş olur, doktor, mühendis, hemşire, bakan olur öğretmenin yol gösterdiği.

Göreve başladığı günden itibaren, hayatının en büyük sorumluluğu olur öğrencileri. Sevgi eker, bilgi eker bulunduğu her yere. Evlatlara emanetçi olur. Anne babanın, mucizeler beklediği kişidir. Evlat başarılı ise kendisinden ve ailesinden bilinir iken, öğretmenin tüm çabasına rağmen başarısız olunur ise, fatura direk kesilir öğretmene. Evde şımartılan ve hak adı altında hadsizlik aşılanan evladı, terbiye etsin istenir öğretmen. Öğrenciyi bir uyarmaya görsün, şikâyet edilir, hakkında soruşturma başlatılır, en kötü ilan edilir öğretmen. Başta ailelerin, sonrasında da memleketin şamar oğlanıdır. Veli öğretmeni hedef alır, bakanlık öğretmeni hedef alır, öğrenci öğretmeni hedef alır, siyaset öğretmeni hedef alır. Peki, sorunlar çözüme ulaşır mı? Herkes hatasından dönmüş olur mu? Vicdansızlar vicdana ermiş olur mu? Proje çöplüğüne dönmüş, sistem mağduru olmuş eğitim, normale dönmüş olur mu? Ya da insanoğlu böylesine bencil, böylesine kör cahil baktığı sürece, öğretmeni suçlamak bu gidişatı sonlandırır mı?

Bakmak ile görmek ve anlamak aynı şey değil elbette. Sadece bakar olduk yaşanan olaylara. Öylesine. Sıradanmışçasına. Yitip giden canlara rağmen, hiçbir sorun yokmuşçasına.

*Kafası bozulan velinin saldırdığı

*Şikâyet edilince üzerine hemen müfettişin salındığı

*Eline bıçağını alanın, emeğini yediği öğretmen ve idarecinin canını aldığı

*Sendikaların sokaklara dökülüp farkındalık yaratmaya çalıştığı

*Çözüm üretmek yerine, Ülke yöneticilerinin kürklerle, parkelerle uğraştığı

*Öğretmene sallanan bıçağın, aslında memleketin kalbine saplandığı

*Gelişimin mihenk taşı olan eğitimcinin sürekli baskılanmaya çalışıldığı bir garip hallerdeyiz.

Bir ülkenin gidişatı, eğitim sistemine bağlıdır. Öğretmen toplumun belirleyicisi ve diğer tüm mesleklerin varlık noktasıdır. Öğretmene yapılan tehdit ülkenin geleceğini tehlikeye atmaktır. Eğitimcisinin can güvenliğini dahi sağlayamayan, görevi başında öğrencileri tarafından hayatını kaybeden eğitimciyi ülkenin gündemine dahi almayan, işiyle , hayatıyla  tehdit edilen öğretmenden başarı bekleyen,’’Veliyi üzeni üzerim’ deyip, öğretmeni itibarından eden zihniyete soruyorum.Bu ülkenin üzerine Güneş doğar mı ???

Tülay GAZALCI
EĞİTİMCİ YAZAR

YORUMLAR
  1. mustafa şahin dedi ki:

    12 senelik devlet memuruyum son 5 aydır doğu dayım burada yeni atanan öğretmenlerin ve polislerin halini gördükçe eski meslek hayatımda iş yapmıyacağım, haklarımız yeniyor, böyle memurluk mu olur diye mızmızlandığım günlerden utanıyorum (en az mızmızlananlar dandım) hiç bir meslek grubunda yarın için akşamdan çalışan yoktur ben görmedim ama öğretmenler öğrenci gibi ders çalışıyorlar son dönemde yapılan sözleşmeli atamalardan dolayı kendisinden bir sene önce atanmış kadrolular tarafından aşşalanıyor eziliyor sözleşmeli öğretmenlik sistemi o kadar garip bir sistemki bundan önce atanmış tüm öğretmenleri müfettiş yapmış konumda nedense bunlar kendilerini öyle hissediyor. (aklıma şu gelmeden edemiyorum köylere atanıp köylerde sadece kahvede okey oynayıp gün geçiren targelciler vardı ya sonra bunlar köylerde mağdur oluyordu diye merkeze alındılar şimdi merkezde bilgisayar başında gün geçiriyorlar bunlar tarımcıdır bilgi işleme memuru değil!) şimdi gelin doğuda barakalarda kalan çadırlarda yatan; bir tekli ocağı; bir sünger yatağı ile yaşama tutunan açılır kapanır masada yarınki vereceği derse odun sobasının yanında çalışan öğretmenleri görün utanın kendinizden sizde utanın bu sistemi getirende utansın izleyende

    1. Tülay GAZALCİ dedi ki:

      Çok teşekkür ederim yorumunuz gerçeklerin aynası