GERİYE KALAN ZARAR ZİYAN YALAN DOLAN

GERİYE KALAN ZARAR ZİYAN YALAN DOLAN ‘’Sevdikleriniz ile siyaset yapmayınız. Zira siyaset dostlukları zedeler. Siyasetçiler yollarına devam ederken; Siz dostlarınızı yitirdiğiniz ile kalırsınız.’’Binlerce yıl önce 4.yüzyılda Aristoteles tarafından söylenmiş bir söz bu. Yüzyıllar öncesinde yaşanan bu sorun belli ki günümüze kadar varlığını korumuş ve belli ki insanlar halen daha tartışmayı öğrenememişler. Siyaset, cemaat veya futbol […]

GERİYE KALAN ZARAR ZİYAN YALAN DOLAN

GERİYE KALAN ZARAR ZİYAN YALAN DOLAN

‘’Sevdikleriniz ile siyaset yapmayınız. Zira siyaset dostlukları zedeler. Siyasetçiler yollarına devam ederken; Siz dostlarınızı yitirdiğiniz ile kalırsınız.’’Binlerce yıl önce 4.yüzyılda Aristoteles tarafından söylenmiş bir söz bu. Yüzyıllar öncesinde yaşanan bu sorun belli ki günümüze kadar varlığını korumuş ve belli ki insanlar halen daha tartışmayı öğrenememişler.

Siyaset, cemaat veya futbol gibi, grupları içeren konuların dışında, çevremiz ve yakın ailemiz ile aramızdaki sohbetin tonu ve kalitesi hep çok daha iyi, çok daha keyifli ve kalıcı oluyor. Hayatımızda gereksiz büyüklükte yer edinmiş bu kavramlar aile bağlarını ve dostlukları zedelemekte, ruhsal anlamda asabi insanların artmasına sebebiyet vermektedir. Çünkü bizler tartışmayı öğrenememiş, kavga ile tartışmayı her daim birbirine karıştırmış insanlarız. Nedir tartışmak? Bir konu üzerinde farklı görüşlerin dillendirilmesi, savunulmasıdır. Bizler fikirlerimizi savunmaktan dile getirmekten ziyade, direkt olarak olayları kişileştirmek, içten içe kini duygulara yönelmek şeklinde yorumlamaktayız. Hatta abartıp karşımızdaki kişi veya kişiler ile tüm bağları koparmayı da meziyet sayarız bazı durumlarda. Artık sohbet ortamlarımız dağıldı, yozlaştı ve keyif almaktan ziyade stres ortamı haline geldi. Kendimizce kutsallaştırdığımız siyasi parti, tuttuğumuz takım ya da kendimizi dâhil gördüğümüz cemaat üzerine karşıt bir görüşe tahammülümüz dahi kalmadı. Tartıştığımız kişinin, hayatımızdaki yerinden anlamından, hatta kan bağımızdan daha mühim bir hal aldı bu kavramlar. Aslında baştan sonu belli olan bir tartışma uğruna harcamaktır dostlukları, bunun adı. Türkiye’de etkin parti sayısı her yıl değişkenlik göstermektedir. Bir yıl içinde birçok parti kurulurken, bazıları da çeşitli nedenlerle siyasetten çekilmektedir.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte ilk parti 9 Eylül 1923 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkası adıyla kurulmuş ve genel başkanlığını Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. O yıllardan günümüze seksenin üzerinde siyasi parti kurulmuştur. Yani her kurulan partinin bir gün devre dışı kalacağını unutmadan, o yere göğe sığdıramadığımız parti liderlerinin de başında oldukları partiler gibi, görevleri bitince yok olup gideceğini unutmamak gerekir. Birlikte bakalım siyasetin hayatlarımızdan(ç)aldıklarına. Umutlarımızı, , güven duygumuzu, sağduyumuzu, inançlarımızı, bizi biz yapan değerlerimizi, dostluklarımızı ve her şeyden önemlisi de huzurumuzu. Peki, hayatlarımıza neler kattı? En çok bağıran en çok haklıdır algısını. Hep en üst perdelerden sınır tanımadan konuşmayı. Bu hayatta herkesin bir kaseti olabileceği fikrini. Yıllarca kabul görmüş olan doğruların, menfaatler doğrultusunda değişebileceğini. Farklılıklara tahammülsüzlüğü. Yakınlarımızı dahi ötekileştirmeyi. Benim adamım zihniyetini. Torpil kavramını. İçten içe korku politikasını. Doğruyu bildiği halde, yalana destek olmayı. Düşünmenin, düşündüklerimizi dile getirmenin suç olabileceğini.

Unutmayın siyasetten geriye kalan; zarar ziyan, yalan dolan.

                                                                                                                                             Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. elinize sağlık düşüncelerinize sağlık daha çok böyle yazılar görmek istiyoruz…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM

Bu Vücut Benim