HER ŞEYDEN ÖNCE GÜVEN

HER ŞEYDEN ÖNCE GÜVEN Büyük ve derin anlamı olan bir kelime GÜVEN. Peki, nedir bu kelimenin altında buluşan değerler? Cesaret, sevgi, saygı, kişisel ve toplumsal değerler. Güvensizlik deyince ise, korku, endişe, çekinme ve kaçışlar gelir akla. Bizimde son zamanlarda en çok yakındığımız konulardan biri sanırım güven. Kimsenin kimseye güveni kalmadı deriz hep. Haksızda değiliz hani. […]

HER ŞEYDEN ÖNCE GÜVEN

HER ŞEYDEN ÖNCE GÜVEN

Büyük ve derin anlamı olan bir kelime GÜVEN. Peki, nedir bu kelimenin altında buluşan değerler? Cesaret, sevgi, saygı, kişisel ve toplumsal değerler. Güvensizlik deyince ise, korku, endişe, çekinme ve kaçışlar gelir akla. Bizimde son zamanlarda en çok yakındığımız konulardan biri sanırım güven. Kimsenin kimseye güveni kalmadı deriz hep. Haksızda değiliz hani. Bindiğimiz asansörde göz göze dahi gelemez olduk insanlarla, elini uzatıp selam verene düşünerek uzar elimiz, merhabamızı söylemez olduk kimselere, sokaklarda oynayamıyor artık çocuklarımız, yediğimiz ekmeğe içtiğimiz suya dahi kalmadı güvenimiz.

Herkesin bir dayısı (torpili) olmalı artık işlerin yolunda gitmesi için. Aslında işleri yolundan çıkaran bu durum değilmi dir zaten. Dayı bulma derdiyle saygısızlaşan bireyler çoğaldı, yapamayacağı işlere talip olan benciller. Birde özgüven adı altında hadsizliği öğrettiğimiz evlatlarımız var. Hak savunma ile edepsizliği karıştıran. Ben nefes alıyorsam, kalsın geri kalanlar nefessiz diyenlerin sayısı sayısız. Ailede eşler arasında başlayan güvensizlik, toplumdaki bireylerin birbirine hissettiği güvensizlik, dalga dalga yayılarak ülkenin bütününe ulaştı. İşçinin işverene, işverenin işçisine, yönetilenlerin yönetenlere, ülke insanının iş kurumlarına, devletine ve ülkesine olan güvensizliği, ülkeler arası güvensizlik boyutuyla hayatı içinden çıkılmaz hale getirdi. Her olumsuz durumda mutlaka bir suçlu arar insanoğlu. Suçluyu bulunca yaşanılan sıkıntının giderileceği duygusu vardır çünkü. Oysaki işlenen suçun nedenleri bulunsa ve telafi yoluna gidilse, başka başka suçluların varlığı engellenmiş olacakken, bizler bir suçlu bulup kendimizi aklama derdine düşeriz her daim.

Peki suçludan geriye kalanlar ???

Ayakları yere basan, emanete hıyanetlik etmeyen, yalandan ve riyadan uzak duran, gerçekçi, verdiği sözleri tutan, dürüst, saygılı ve yaşadığı  ortama dost güvenilir insanlar mı gerçekten ??? Başkalarına karşı beslediğimiz güvenin en büyük kısmını doğuran, kendimize olan güvenimizdir. Yani güvendiğimiz kadar güvenilir insanlarız işin özünde. Temiz hayatlarımızın olması, temiz zihinlerimizin olmasını gerektirir. Zihinlerin temiz olması da, birçok açıdan doyuma bağlıdır. Yani toplum olarak çalıp çırpmanın, sadece dinen günahını değil, yaşamsal anlamda ne kadar büyük bir yanlış olduğunu kabullenmiş olmak lazımdır. Çalmak dediysem sadece madden değil, manen de çalmamak lazım hayatlardan. Umutları çalmamak lazım. Ömür verip, ömürler büyüten annelerin evladına dair hayallerini, masum çocukların gülüşlerini, hayatının baharındaki gençlerin gelecek ideallerini, askere giden yiğitlerin vatan heyecanını. Yolda yürüyen, minibüse binen, eş bilip evlenen genç kızların erkeklere olan güvenini, büyüttüğü evladın elini tutarak yaşlanmak isteyen anne babanın umutlarını, iş kurumlarında çalışan insanların iş huzurunu, bu ülke insanının barışını çalmamak lazım.

Hataları düzeltmek için suçlu değil, hatanın içindeki suç payımızı sorgulayalım. İnsan gibi yaşamak ve davranmak için kurallara değil vicdana ihtiyaç vardır. Devletine güven duymayan insanların, devlet denilen kavramın kendisi olduğunu idrak ederek, güvenilir olduğu kadar güvenilir yaşayacağını bilmesi lazımdır. Evet, bir toplumu kaliteli yaşama ulaştıran toplumu yönetenlerin başarısı olarak görünür fakat insana yakışır gibi düşünmek ve yaşamak bütün bireylerin ortak paydasıdır. Ben varsam sorumluluklarım var, sen varsan sorumlulukların var. O halde biz varız diyebilmeli ve bizi biz yapan değerleri her daim değerli kılmalıyız. Mehmet AKİF bir sözünde derki; İz bırakanIarIa senin aranda basit bir fark var sadece. Onlar ömür boyu gayret ediyorlar; sen ömür boyu hayret ediyorsun.

                                                                                                                            Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreter

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM