Kabak Cenneti Türkiye

Tülay Gazalcı’nın yeni yazısı; Kabak Cenneti Türkiye!

Kabak Cenneti Türkiye

Kabak Cenneti Türkiye

‘’Yağmurların ve güneşin etkisi ile büyümesini hızla sürdüren kabak, kısa sürede kavak ağacı ile neredeyse aynı boya geldi… Hızla büyümesinden gururlanırken bir gün dayanamayıp kavağa sordu:“sen kaç ayda bu duruma geldin ağaç?”“on yılda” dedi kavak… Kabak çiçeklerini sallayarak güldü…“on yılda mı? Ben neredeyse iki ayda senin boyuna geldim…”Kavak ise kabağın bu sözlerine güldü ve “çok doğru” diye karşılık verdi sadece… Günler günleri kovaladı ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak önce üşümeye başladı, sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar artıkça da aşağıya doğru inmeye… Bu kez biraz da kuşkuyla sordu kavağa… “neler oluyor bana ağaç?”…Kavak sakin bir şekilde yanıtladı kabağı… “Telaşlanmaya gerek yok ölüyorsun”…Kabak hiçbir şey anlamadı sordu “niçin?” diye… Kavak yine sakin sakin yanıtladı… “ çünkü benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştın”…

Bir insan hava ile beslenemez. Çalışmadan, emek harcamadan, ter akıtmadan, gece gündüz kaygılanmadan, sadece konuşarak hiçbir işin hakkını veremez. Veremediği gibi, asıl emektarların hakkını da yiyemez. Çünkü zaman insanlara en doğruyu er ya da geç öğretentir. Gündeme bakınca görüyoruz ki herkes hakkını korumanın derdinde. Demek ki bu ülkede hak yiyenler ve de bile isteye bu kişilere çanak tutanlar var. Diğer toplumlarda öğretmen eğiten öğreten konumunda iken, ne akla hizmetse bizim ülkemizde öğretmenin dışında herkes bilen, öğreten, değer biçen olmuş. Yıllarca eğitim aldım yetmedi, defalarca sınavlara tabi tutuldum yetmedi, yıllardır mesleğimi icra etmek için her türlü yeniliği ve gelişmeyi mesleğime uyarladım yetmedi. SONUÇ? Öğretmen kökenli olmayan başta milli eğitim bakanımız olmak üzere, ağzı olan herkes öğretmenliği kendine malzeme yapmış, öğretmen aşağı öğretmen yukarı diyerek, öğretmenlik mesleğinin onurunu ve kalitesini bitirmeye çalışmaktadır. Biliyorum ki bu toplumda aklı başında insanlar da var. Ağzından çıkanın doğuracağı sonuçları hesap edebilen, insani değerleri özünde barındıran, önce ülkem ve milletim diyebilen insanlar.

Ortada bir sorun varsa, çözüm yolunu tehdit de aramak, asıl sorundur. Bu ülke de eğitim kalitesi düştüyse, okullar yetersiz durumda ise, öğrenci veli ve öğretmen sıkıntı içindeyse, bunun baş mimarı, eğitimin başındaki sözüm ona sürekli sistem geliştiren yöneticilerdir. Öğretmenini yetersiz gören bakanlık, öğretmen yetiştiren fakülteleri, öğretmenlik kriteri olarak belirlediği sınavları ve alt yapısını oluşturmadan akşamdan sabaha ürettiği gelici geçici uygulamaları gözden geçirmelidir.. Eğitimdeki sıkıntılar öğretmenden kaynaklanıyor ise, öğretmenlerin yaşadığı bunca sorun nereden ve kimlerden kaynaklanıyor? Çözüm yolu olarak öğretmene performans uygulamasını dayatarak işin içine birde veli ve öğrenci ayağını koymak ülkeyi toza dumana boğmaktır. Toplumu ve çalışma ortamlarını dizayn eden kurallar olmak zorundadır. Fakat kuralların işleyebilmesi için, çalışanlar da iş ahlakı ve de vicdani muhakeme alması gerekmektedir. Kuralar işleri, kişilerde yaşamayı kolaylaştırmalı ve hayatı yaşanır hale getirmelidir. Birilerinin desteği ile makamları işgal edenler, benim gibi yıllarını mesleğine adamış, bu topluma yüzlerce evlat kazandırmış kavakları performans tehdidi ile yıldıramaz. Öğretmeni yılmış tükenmiş bir ülke, geleceğini kaybetmiş demektir. Sizce de yaşanılanlar artık kabak tadı vermedi mi?

Tülay GAZALCI
EĞİTİMCİ YAZAR

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM

Bu Vücut Benim