KENDİNE GEL, PES ETME

KENDİNE GEL, PES ETME… Adettendir hayatımızdaki; yeni güne, yeni haftaya, yeni yıla iyi dilek ve yeni umutlarla başlamak. Çünkü hayatı yaşanır kılan, yaşanılan olumsuzlukları dayanılır kılan bir çeşit savunma mekanizmasıdır umut insanın özünde barınan. Hayat sözcüğü uçsuz bucaksız, sınırları olmayan, her an her şeyi insanoğluna sunabilecek geniş bir kavram. Bu nedenle de aklen ve kalben […]

KENDİNE GEL, PES ETME

KENDİNE GEL, PES ETME…

Adettendir hayatımızdaki; yeni güne, yeni haftaya, yeni yıla iyi dilek ve yeni umutlarla başlamak. Çünkü hayatı yaşanır kılan, yaşanılan olumsuzlukları dayanılır kılan bir çeşit savunma mekanizmasıdır umut insanın özünde barınan. Hayat sözcüğü uçsuz bucaksız, sınırları olmayan, her an her şeyi insanoğluna sunabilecek geniş bir kavram. Bu nedenle de aklen ve kalben yaşamalı hayatı. Çünkü hayat sadece kalben yaşanacak kadar pürüzsüz, sadece akılla yaşanacak kadarda kuru ve duygusuz değildir. Hayatın duyguları vardır insanı içine çeken, sürükleyen bazen de ‘KENDİNE GEL’ dercesine silkeleyen dokunuşları. Hayat bizden umudu kesmemişken sıkı sıkıya tutunmak bir ağacın toprağa salınan kökleri gibi, her kış sonrası yeniden yeşeren tarlalar gibi, ya da en zor anda sırtımızda hissettiğimiz bir dost eli gibi her an umut verendir .’PES ETME ‘ diyerek…

Yaşadığı hayata dair hafızası olmalı insanın. Hiç değilse aynı hataları aynı bahanelerle tekrarlamamak için. Soruları ve sorgulamaları olmalı, hesaplaşmaları da. Aynı zamanda kocaman sevgi dolu bir kalbi de olmalı. Olmalı ki yapılan tüm haksızlıklara ve art niyetli insanlara rağmen doğruları savunmaktan vazgeçmesin. Hele de toplum desteğini alarak bir yerlere gelmiş olan kişilerin yapmış olduğu hatalara ortak olmamak adına hafızalar hep taze tutulmalı, yüreklerde mangal gibi olmalı tabi. Vaat edilen geçici makam ve mevkiler uğruna geçmişini yakıp, geleceğini de hiç etmemeli insan. Hangi yılda olursak olalım doğruların değişmeyeceği en doğru olandır her zaman. Her kulun yaşayacağı bir ömür ve bu ömre sığdırdığı bir hikâyesi vardır.

Hikâyenin nasıl başladığı elimizde olmasa da, nasıl biteceğini belirleyecek zekâ ve karakter kişinin kendisidir. Hiç bir kişinin bireysel çıkarları uğruna diğer insanların hayatlarını alabora etme hakkı yoktur. Bu bencillik sadece diğer insanları değil, bizzat bencilin kendi hayatını da zorlaştırır. Toplum da hızla artan taciz tecavüz ve şiddet, görmezden geleni de yakar. Eğitimde yapılan yanlışlıklar yanlışın muhatabı olan toplumun tamamını çıkmaza sürükler. Çünkü evlatlar etkilenir, torunlar etkilenir ve daha sonrasındaki nesiller de. Vatanına ihanet edeni görmezden gelip, ya da göre göre destek olursan, bil ki ihanetinde boğulursun. Yalanı yol edip, yılanı yoldaş edinirsen, er geç sürünürsün. Mazlumun ahını alırsan doğrulamazsın. O gerine gerine yediğin hurmalar, belki benim hayatımı zorlar ama bilki seni de bir ömür tırmalar. Adamcı olma vatancı milletçi ol. Çünkü makamlardaki kişiler geçici, yaptıkları hatalar kalıcı izler bırakır. Dert yakındığımız her durumun sorumluluğunu hepimiz taşıyoruz.

Burası Türkiye, burada her şey mümkün demek bizleri aklamaz. İçinde yaşadığımız ülkenin geldiği vahim durum hepimizin eseri. Demek ki göz ardı ettiğimiz, önemsemediğimiz, başıboş bıraktığımız durumlar var ve bugün birileri boş bıraktığımız her alanı kendi idealleri için kullanıyor. Öyleyse akılların başa gelme zamanıdır.  Vatan yoksa işin de yok aşın da, eşin de yok evlat da, ana da yok baba da, yolun da yok izinde. Biz Türk milletiyiz. Güzel izlerimiz var bizim. Umudunu yitirme, izlerini sildirme. Adımızda yaşasın, şanımız da. Yazımı bir hadisle sonlandırmak istiyorum.“Mal ve makam sevgisinin müslümanın dinine verdiği zarar, iki aç kurdun bir koyun ağılında koyunlara verdiği zarardan daha fazladır.” (Tirmizi, Taberani) .Bu hadisten herkes payına düşeni alsın diyorum.

 

                Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM