Keşke Bir Günlüğüne Çocuk Olabilsek – Tülay Gazalcı

Keşke Bir Günlüğüne Çocuk Olabilsek – Tülay Gazalcı Yine geldi 23 Nisan ve methiyeler dizildi ardı ardına. Anıt kabre yüründü akın akın, kar yağışına aldırmadan. Salon dolusu çocuklara ucunu bucağını söyleyenin dahi göremediği, büyük sözler söylendi. Azmedicez, Çalışıcaz, Kazanıcaz, Neticelendiricez dedi siyasi büyüklerimiz. Vaktiyle, Atamızın dediği gibi ; ‘’TÜRK ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN ‘’.Ülkesine hakkıyla hizmet […]

Keşke Bir Günlüğüne Çocuk Olabilsek – Tülay Gazalcı

Keşke Bir Günlüğüne Çocuk Olabilsek – Tülay Gazalcı

Yine geldi 23 Nisan ve methiyeler dizildi ardı ardına. Anıt kabre yüründü akın akın, kar yağışına aldırmadan. Salon dolusu çocuklara ucunu bucağını söyleyenin dahi göremediği, büyük sözler söylendi. Azmedicez, Çalışıcaz, Kazanıcaz, Neticelendiricez dedi siyasi büyüklerimiz. Vaktiyle, Atamızın dediği gibi ; ‘’TÜRK ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN ‘’.Ülkesine hakkıyla hizmet eden, yıllar öncesinden sonrasını görebilen, söylemleri ile yaptıkları birbiriyle örtüşen bir liderin ağzından dökülen kıymetli sözlerdi bunlar. Sanırım böylesi bir lideri çokta hak etmiş bir toplum değiliz ki, halen daha sözlerde yaşayıp özümüze bir türlü uyarlayamadık bu sözleri. Çocuklarımıza, çocuk saflıklarına yakışır temiz gün ve gelecek sunamadık. Çocuk bedenlerine, taşıyamayacakları yükler verdik. Çocuk istismarının en çok yaşandığı ülkeler arasındayız. Mesela;

Çocuk gelinlerimiz var bizim

Olumsuz şartlarda, bedensel gücünü aşan işlerde çalışan çocuk işçilerimiz

Bebek çağında taciz ve tecavüze uğrayan çocuklarımız

Açlık sınırında yaşayan ağzı süt kokan evlatlarımız

Şiddet sonucu annesini kaybeden en çok çocuk sayısı da bizim

Dağılan yuvaların, yuva köşelerine terk ettiği çocuklar

Doğar doğmaz çöp kenarına, cami avlusuna bırakılan melekler de

Sokak sokak dilendirilen küçük ellerde bizim

Bin bir güçlükle okuyup, sonrada işsizlik furyasında savrulan gençlerde bizim

Siyasi gündeme malzeme ettiğimiz, sözüm ona makamlara oturtup bir günlüğüne söz hakkı verdiğimiz çocuklar da bizim…

Bir ülkenin gelişmişlik seviyesini anlamak istiyorsak, o ülkenin yollarından, köprülerinden, yükselen dev yapıtlarından önce, çocuklarına bakalım. Ülke yöneticilerinin en büyük görevi, ülke insanına, en başta da çocuklara, huzurlu, güvenli ve sağlıklı ortamlar sunabilmektir. Ülkeyi yönetenler gibi, anne babalara da düşen büyük görev, çocuklarına gerçek sevgiyi ve korumayı sunabilmektir. Bu dünyada aldığımız her temiz nefes, ben eminim ki var olan çocukların yüzü suyu hürmetinedir. Yalanlara, hedeflere, çirkinliklere çocukları alet etmeyelim. Bırakalım çocuklar çocukluğunu yaşasın. Biz yetişkinler bir günlüğüne çocuk olabilsek de, çocuk deyip geçtiğimiz mucizevî varlıkların gözünden görebilsek, yapılan hataların büyüklüğünü. Vicdani değerleri yitirmiş olan bir toplumu ne atasözleri kurtarır, ne de göstermelik dini yaşayışlar.

Atam diyor ki ; “Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır.”

 Ve devam ediyor; “Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekanı unut!.. Daima çalışkan ol!”

           Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM