Siz yönettiğinizi zannediyorsunuz, bizlerde yönetildiğimizi!

Eğitimci Yazar Tülay Gazalcı’nın yeni yazısı; Siz yönettiğinizi zannediyorsunuz, bizlerde yönetildiğimizi!

Siz yönettiğinizi zannediyorsunuz, bizlerde yönetildiğimizi!

Siz yönettiğinizi zannediyorsunuz, bizlerde yönetildiğimizi!

Legatum Enstitüsü uzmanları küresel nüfusun %93 ünü oluşturan 110 ülke üzerinde yaptığı araştırmada; Girişimcilik, Yönetim, Eğitim, Sağlık, Güvenlik, Bireysel özgürlükler ve Sosyal ilişkiler kategorilerinde,  Dünyanın en mutlu ve mutsuz ülkelerini belirlemiş. Türkiye’de yaşayıp bir de gerçekçi bakabiliyorsanız yaşananlara, sonucu tahmin etmek çokta zor değil. Yaşadığımız toplum nüfusunu veli öğrenci ve de öğretmenler oluşturmaktadır. Eğitim alanında bitmek bilmeyen sorunlara sahip olan bir ülke olarak, mutsuz olmamız kaçınılmaz sondur. Öğrenci, öğretmen veli mutsuzsa, Türkiye mutsuz demektir. Ülkemizde yaşanan mutsuzluğun en önemli kaynağı bir türlü oturmayan eğitim sistemi ve liyakatsiz yöneticilerin çokluğudur. Eğitimde istikrarı ve huzuru yakalamadan, ülke olarak mutluluğa ulaşmamız mümkün değildir.

Değişen dünya koşulları, eğitim yöneticilerinden farklı özellikler beklemektedir. Çünkü değişen Dünya ile çocuklarda değişmekte ve omuzlarındaki yük artmaktadır. Nesillerin yükünü azaltmanın tek yolu; öngörüsü yüksek, idealist, mümkünse siyaseti iş ortamına bulaştırmayan, siyasi rüzgâra göre yön değiştirmeyen, yaptığı tüm çalışmaların merkezine muhatabı olduğu kitleyi koyabilen, insani ve milli değerleri taşıyan, liyakatli kişileri yönetimlere getirmekten geçer.

Gündemimizde milli eğitimdeki yönetici mülakatları var. Mülakat deyince herkesin yüzünde kanıksanmış durumun gülümsemesi beliriyor değil mi? Mülakat eşittir benim adamım zihniyetiyle, hakkı olmadan hak sahibi yapılan torpillilerin resmileşmiş adı oluyor çünkü. Hakkıyla yapıldığı takdirde, mülakat sınav yöntemlerinin en doğrusudur. Göreve talip olan kişiyi bizzat görmek, giyiminden, konuşmasından, tavırlarından, sorulan sorular karşısındaki yeterliliğinden ve mülakat gününe kadar geçirdiği iş deneyimlerinden haberdar olarak seçmek, gereksiz kişilerin makam işgalinin önüne geçebilecekken, bizde durum bunun tam tersi işliyor. Yönetici atama ve yerleştirme sistemimizin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği inancındayım.

 BU KONUDA NELER YAPILABİLİR?

Üniversitelerimizde dünya çapında eğitim yönetimi bölümleri bulunmaktadır. Meb bu bölümlerle iş birliği yaparak,  okulları yönetecek olan idarecilerin öncelikle bu bölümlerde eğitimden geçmesini sağlamalıdır. Eğitim yönetimini bilmeden, eğitim ortamlarını yönetmek mümkün değildir. Her meslek grubu için alınması gereken eğitimler, başarılması gereken sınavlar ve yapılması gereken uygulamalar olduğu gibi, idarecilik yapacak kişiler içinde bazı zorunluluklar getirilmelidir.

*MEB, kendi bünyesinde, eğitim yöneticisi yetiştirmek amacı ile bir birim kurmalıdır

* Sürekli değişen yönetmeliklerle değil, ulusal sabit standartlar belirlenmelidir

*MEB, Üniversitelerin eğitim yönetimi bölümleri ile işbirliği yapmalıdır

*Okul yönetimi alanında staj yapma zorunluluğu getirilmelidir

*Sendikal bağlantılar ölçüt olmaktan çıkarılmalıdır

*Eğitim yöneticiliği makamları, gelen siyasi rüzgâra göre el değiştirmemelidir

*En az 10 yıl öğretmenlik yapmış olma şartı aranmalıdır

*Hitabet, beden dili, diksiyon ve iletişim becerileri üzerine eğitim verilmelidir

*Kesinlik kazanmış kurallar dâhilinde belirlenmiş yönetici adayları, yönetici değerlendirme merkezlerinin raporları doğrultusunda göreve getirilmelidir.

*Eğitime profesyonel bir anlayış getirilmeli ve göreve gelen yöneticilerin yapacakları işin garantisi, Milli eğitim bakanlığı tarafından tabi tutuldukları eğitimler olmalıdır.

* Eğitimde yapılan hatalar, toplumun felaketi olacağından alanında uzmanlaşmış kişilerden yönetici seçilmelidir.

Tülay GAZALCI
EĞİTİMCİ YAZAR

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YORUM

Nils ve Uçan Kaz