DOLAR 5,7898
EURO 6,4559
ALTIN 277,4
BIST 98.415
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

Toplumsal Reflekslerimiz Baskılandı-Tülay Gazalcı

Tülay Gazalcı’nın yeni yazısı.

Toplumsal Reflekslerimiz Baskılandı-Tülay Gazalcı
06.07.2017
A+
A-

Toplumsal Reflekslerimiz Baskılandı-Tülay Gazalcı

Sağlıklı eğitim ortamları için, iyi işleyen bir sisteminde ötesinde, başta ruhen ve bedenen sağlıklı insanlara ihtiyaç vardır. Ülkemizdeki gidişata bakıldığı zaman, sık sık vurgulanan fakat üzerinde pekte durulmayan büyük bir hastalığın pençesinde olduğumuz aşikârdır. DEPRESYON!!!

Bir gün şiddetli sırt ağrısı şikâyetim üzerine, gittiğim doktorun, hiç gereği olmadığı halde depresyon ilacı yazmış olması, bu sorunun toplumdaki boyutunun büyüklüğünü göstermiş oldu bana. Bu tarz ilaçların tedavi amaçlı verildiği fakat çözüme ulaştırmadığını, var olan sorunları da ortadan kaldırmadığını, sadece baskılayıp güya sakinleşme etkisi yaşattığını hepimiz biliyoruz. Eminim ki birçok kişi, farklı nedenlerle doktorların yazdığı bu tür ilaçlarla muhatap olmuştur ve böyle giderse olacaktır da. Ben sıkıntımın sebebini bildiğim için, bu ilaçlara gerek duymadım. Beni rahatsız eden konu doktorun yazdığı ilaçlardan ziyade, bu rahatsızlığın bu kadar genele yayılmış olmasıydı. Durum böyle olunca biraz araştırma yaptım.

Ülkemizde, son 5 yılda depresyon ilacı alan kişilerin sayısı, ağırlıklı kadınlar olmak üzere %70 artış göstermiş. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ise Türkiye’de 3 milyon 260 bin kişi depresyonda. Bu sayı durumunun farkında olup, ilaç kullanan kayıtlı kişileri kapsıyor. Birde henüz sorunlarını kabullenmemiş ve farkında olmayan sıkıntılı insanlar var. Depresyon sorunu yaşayan 3milyon 260 bin kişinin; anne, baba, eş ve çocuklarını da işin içine katacak olursak mutsuz insan sayımız belki 10 milyonları bulabilir.  Peki, neden bu haldeyiz, nedir bizleri depresif rahatsızlıklara iten nedenler? Bazı durumları anlamak ve adlandırmak için uzman olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Yaşanılan süreci doğru muhakeme etmek yeterlidir. Gecemizi günümüzü işgal etmiş olan siyasetin, aslında ruhumuzu işgal etmiş olduğunu görmek çokta zor olmamalı bizler için. Depresyon rahatsızlıklarının iki temel başlığı var. Genetik/psikolojik reaksiyonlar ve toplumsal sorunlar.

Maddeleştirecek olursam;

Ticari, sosyal, siyasal değerlerin alt üst olması

Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvetin ve fuhşun artması

Zararlı alışkanlıkların artması. Uyuşturucu, alkol, sigara…

Taciz, tecavüz ve şiddet ve cinayet oranlarının artması

Ülke olarak gelir dağılımındaki ciddi bozukluklar, adaletsizlikler

İntihar olaylarının artması

Boşanma oranlarındaki artış

Toplumsal değerlerin dejenere olması

Baskı, korku, umutsuzluk, içsel çatışmalar, karamsarlık gibi duygular bizlerde ciddi mutsuzluklara sebep olmakta. Her gün artan işsizlik oranları, iş ortamlarındaki baskılar, iş ortamındaki baskıyı evine yansıtan insanlar, evrak üzerinde ilerleyen fakat hayatlarımıza yansımayan çalışmalardan kaynaklı etkiler toplumda yılgınlık, mutsuzluk ve umutsuzluklara sebep olmaktadır. Bu etkiler toplumsal reflekslerimizi zayıflatarak, gidişattaki sorunlara ve sıkıntılara, tepkisiz, etkisiz ve katkısız olmamıza asıl sebeptir. Farkında olduğumuz bu sorunun iki çözüm kaynağı mevcuttur.

1-Kişilerin sıkıntılarının farkında olarak bunu yenmek için bireysel mücadele vermeleri. Yakın çevresini etkilememek adına destek ve tedavi almaları. İrade gücü ile rahatsızlık veren sıkıntılar üzerine çözüm arayışları içerisinde olmaları ve yapabileceklerinin farkında olarak kendilerini yenilemek, araştırmak, eğitim almak, geliştirmek gibi yöntemlere başvurmaları. Yani mücadele etmeleri.

2- İkinci aşamada ise sorumluluk, sivil toplum kuruluşları aktivistler, dernekler, resmi kurum ve kuruluşlar ile hükümet politikalarınındır. Kişinin bu organların çalıştığının görmesi destek moral ve isteklendirme açısından çok önemlidir. Eğer bu kurumlar düzgün çalışmaz ve çözüm odaklı hareket etmezler ise, maalesef ki toplumdaki bu sorun artarak devam edecek ve kişilerde öğrenilmiş çaresizlik ve güvensizlik ile “Zaten burada bu işler böyle yürür, bu düzen değişmez “ kanısı yerleşerek, çözüme giden yolları tıkayacaktır. Dimağlara zarar verecektir.

Toplumsal sağlığımız için bir an evvel, bireyler ve kuruluşlar olarak, bizlere zarar veren aksaklıkları çözmek, kanayan yaraları durdurmak, hızlı bir şekilde netice almak zorundayız. Güvenli mutlu iş ortamları, huzurlu şehir ve yaşanır bir ülke için bu olması gerekendir.

Tülay GAZALCI
Türk Eğitim-Sen Denizli Şubesi
Eğitim ve Sosyal İşler Sekreteri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.