2020 Eğitim İzleme Raporu Yayınlandı

2020 Eğitim İzleme Raporu Yayınlandı

‘Eğitim İzleme Raporu 2020: Öğretmenler’ yayımlandı

Düzenlenen panelde ise salgın sürecinde öğretmen deneyimleri ve öğretmenler arası dayanışmanın önemi, raporun bulguları c¸erc¸evesinde tartışıldı. Rapor, Mart 2020’de Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının saptanmasını takip eden süreçte eğitim alanında yaşananları öğretmenlere etkisi bakımından ele alıyor. 

Dosya kapsamında öğretmenlerle yapılan bire bir görüşmeler ve yuvarlak masa toplantılarının yanı sıra çeşitli kurumların öğretmenlere uyguladıkları anketler aracılığıyla derledikleri verilerden yararlanılıyor. 

Raporun bulgularını sunan dosyanın yazarı, araştırmacı Dr. Fulya Koyuncu, öğretmenin iyi olma hali, öğretmenlik mesleğine hazırlık, öğretmen ihtiyacı ve atamalar, öğretmenlerin mesleki gelişimleri ve kariyer seçenekleri başlıklarındaki güncel gelişmeleri ve analizlerini aktardı. Dr. Koyuncu, “Salgın, iki konuyu gün yüzüne çıkardı. Birincisi, tüm öğretmenlerin ihtiyaçları bulundukları okullar ya da bireysel özellikler bağlamında farklı. İkincisi de öğretmenlik mesleği durağan ve kendini tekrar eden bir meslek değil artık, dinamik bir meslek” dedi.

Salgının başında öğretmenlerin öncelikle öğrencilerine ulaşmaya çalıştığını, öğrencilerinin iyi olma hallerini önceliklendirerek buna göre çözüm üretmeye çabaladıklarını, öğretmenlerin iyi olma halinin ise bunlardan sonra konuşulmaya, tartışılmaya başladığını belirten Dr. Koyuncu, “Eğitim sistemleri içinde çocukla etkileşimde olan tek aktör öğretmenler. Onların iyi olma hallerinin yüksek olmasını sağlayacak adımlar, çocukların dolayısıyla da özünde toplumun iyi olma haline yatırımdır” diye konuştu. Öğretmen Ağı Değişim Elçisi Zerrin Öztürk de salgının başından bu yana öğretmenlere yönelik beklentilerin çeşitlendiğini ve arttığını dile getirdi. Öğrencilerin öğrenme kaybı yaşarken öğretmenlerin de duygusal kayıp yaşadığını söyleyen Öztürk, bu dönemde öğretmenin iyi olma halini etkileyen önemli noktalardan birinin de mesleki dayanışma olduğunu vurguladı. Öztürk, “Öğrenme ortamları değişmesine rağmen öğretmenlere duyulan güven azalmadı. Eğitimin öznesi öğretmenin yeni düzene alışmasının duygusal iyi olma haline bağlı olduğu unutulmamalıdır” dedi.

MESLEKİ GELİŞİM ETKİLENDİ
Rapordaki tespitlere göre öğretmenler, uzaktan eğitim sürecinden psikososyal destek ve dijital okuryazarlık ihtiyaçları ile öğrencilere ulaşabilme ve canlı dersleri yürütmede karşılaştıkları zorluklar başta olmak üzere çeşitli açılardan etkilendi. Salgın süreci öğretmenlerin mesleki gelişimine kaçınılmaz olarak etki ediyor. Salgın koşullarının ortaya çıkardığı ya da daha belirgin hale getirdiği ihtiyaçlar bulunuyor.

ARZ TALEP DENGESİ
Öğretmen sayısındaki artış: Yüzde 3.7 Toplam atama: 39 bin 827 Net öğretmen ihtiyacı: 93 bin 235 ÖABT’ye giren kişi sayısı: 285 bin 674 (ÖABT: Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi) Norm fazlası öğretmen oranı: Yüzde 4.8 Eğitim fakültelerindeki öğrenci sayısı: 214 bin 441

Salgınla evde geçirilen zaman artınca çocuklarla iletişim de güçlendi, anne babaların çocuklarıyla geçirdikleri süre uzadı. Ancak diğer yandan çocuklar daha kaygılı hale geldi, her şeyden korkar oldu. İnsanlardan kaçmaya başlayan çocukların en büyük korkularından biri de anne babayı kaybetme ihtimali. Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu’nun düzenlediği “Çocuk Hakları Bağlamında Adalete Erişim ve Pandemi Süreci” başlıklı zirvede, GFK araştırma şirketinin 15 ilde 1259 kişi ile yüz yüze görüşme ile yürüttüğü “Pandemi Döneminde Aile İlişkilerindeki Değişiklikler” araştırmasının sonuçları da açıklandı. Ev içinde geçirilen zaman, iletişim, kaygı durumu, ev işi paylaşımındaki değişiklikler ile birlikte uzaktan eğitime katılma konularının irdelendiği araştırmaya göre salgın öncesi hafta içi günlerini evde geçiren kişi sayısı 2.3 iken bu sayı 3.1’e yükseldi. Çocuklarıyla geçirilen sürenin arttığını belirtilenlerin oranı yüzde 57 oldu. Bu süre, özellikle 35-44 yaş grubunda daha çok artmış. Salgında aile içi ilişkilerinin güçlendiğini belirtenlerin oranı da yüzde 42 oldu. Araştırmanın diğer sonuçları şöyle:

- Her 10 anne babadan 4’ü, çocuklarının kaygı düzeyinde artış olduğunu belirtiyor. 

- Kaygı nedenleri arasında insanlardan kaçma yüzde 58 ile birinci sırada geliyor. Bunu sırasıyla yüzde 55 ile virüs kapma, yüzde 39 ile anne babayı kaybetme, yüzde 37 ile hasta olma ve yüzde 30 ile nine dede gibi aile büyüklerini kaybetme endişeleri takip ediyor.

Kaynak: Cumhuriyet

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.